☰
✕

Barış masasında savaşın parası!

Dünya bir kez daha aynı sorunun karşısında: Gazze’de barış konuşulurken, savaşın para trafiği nereden geçiyor?

Bu kez sorunun merkezinde ne İsrail ordusunun bir generali ne de Hamas’ın bir yöneticisi var. Washington’ın en güçlü ailelerinden birinin ismi var: Jared Kushner…

Donald Trump’ın damadı Kushner, Gazze diplomasisinin en önemli isimlerinden biri olarak Netanyahu, Hamas ve bölge ülkeleriyle temas yürütürken CNN’in yayımladığı yeni araştırma, onun özel yatırım şirketi Affinity Partners’ın İsrailli finans grubu Phoenix Financial’da yüzde 7,4 payla en büyük hissedar olduğunu ortaya koydu.

Asıl dikkat çekici nokta ise burada başlıyor.

CNN’in İsrail’deki finansal kayıtlar üzerinden yaptığı incelemeye göre Phoenix Financial, İsrail ordusuna ekipman ve hizmet sağlayan en az dokuz şirkete toplamda en az 456 milyon dolarlık yatırım yapmış durumda. Bu şirketler arasında İsrail’in en büyük savunma şirketlerinden Elbit Systems de bulunuyor. Phoenix’in Elbit Systems’taki yatırımının değeri CNN’in hesabına göre 265 milyon doların üzerinde.

Şimdi durup bir nefes almak gerekiyor.

Çünkü mesele “Kushner silah üretiyor” demek kadar basit değil.

CNN’in araştırması, Affinity Partners’ın bu dokuz savunma şirketinde doğrudan hissedar olduğunu söylemiyor. Finansal bağlantı Phoenix üzerinden dolaylı. Dahası, CNN, Kushner’in diplomatik faaliyetlerinin söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine ilişkin kanıt bulamadığını da belirtiyor. Kushner’in avukatı da Phoenix’in yatırım kararlarında Kushner’in rolü olmadığını savunuyor.

Sorulması gereken soru tam da burada başlıyor:

Bir insan aynı anda hem milyarlarca dolarlık özel yatırım dünyasının içinde olup hem de savaşın sona erdirilmesi için diplomatik masada oturuyorsa, kamuoyu bu iki alan arasındaki sınırı nasıl görecek?

Üstelik Affinity Partners, Phoenix’teki payının yaklaşık dörtte birini Temmuz ayında satarak 340 milyon doların üzerinde gelir elde etti. Satışın ardından elindeki yüzde 7,4’lük payla şirketin en büyük hissedarı olmaya devam etti. İsrail finans basınındaki kayıtlara göre bu yatırım, Kushner’in şirketi açısından son derece değerli bir pozisyona dönüşmüş durumda.

İşte dünyanın dikkatini çeken düğüm burada.

Gazze’de ateşkes konuşuluyor.

Masalarda Hamas’ın silah bırakması tartışılıyor.

İsrail’in Gazze’den çekilmesi konuşuluyor.

Bölgenin yeniden inşası için milyarlarca dolarlık planlar tartışılıyor.

Ve aynı dönemde, bu diplomatik trafiğin önemli aktörlerinden birinin yönettiği yatırım şirketinin, İsrail’in savunma sanayisiyle bağlantılı finansal yatırımı bulunuyor.

Bu durum hukuken ne anlama geliyor?

Bu sorunun cevabını mahkemeler veya ilgili düzenleyici kurumlar vermeli.

Ama siyasi etik açısından dünyanın sormaya başladığı soru başka:

Barış masasında oturanların savaş ekonomisiyle finansal bağları varsa, kamuoyu bunu bilme hakkına sahip değil mi?

Üstelik mesele yalnızca Kushner’den ibaret de değil.

Trump ile Netanyahu arasındaki ilişkinin de eskisi kadar pürüzsüz görünmediğine ilişkin yeni işaretler var.

Associated Press’in aktardığına göre Trump, 27 Ekim’de yapılacak İsrail seçimleri öncesinde Netanyahu’nun yeniden seçilmesi konusunda açık bir destek vermekten kaçındı. Trump, Netanyahu hakkında olumlu ifadeler kullansa da “İsrail siyasetine dahil olmadığını” söyledi. Bu tavır, geçmişte Trump-Netanyahu yakınlığının İsrail siyasetinde önemli bir siyasi görüntü oluşturduğu düşünüldüğünde dikkat çekici.

Yani bugün karşımızda “Trump ile Netanyahu kavga ediyor” diye özetlenebilecek basit bir tablo yok.

Ama aynı zamanda “hiçbir sorun yok, her şey eskisi gibi” demek de mümkün değil.

İran savaşı, Gazze meselesi ve İsrail’in güvenlik politikaları konusunda iki lider arasında görüş ayrılıklarının büyüdüğünü Amerikan basını haftalardır yazıyor. Washington Post’un AP kaynaklı analizinde de ilişkinin özellikle İran savaşı konusunda gerildiği belirtilmişti.

Ve bütün bu gelişmelerin ortasında Gazze duruyor.

İnsanların hayatları duruyor.

Yıkılmış şehirler duruyor.

Ve savaşın arkasındaki para sistemi duruyor.

Belki de bugün dünyanın asıl konuşması gereken konu yalnızca “Trump Netanyahu’yu destekliyor mu?” sorusu değildir.

Asıl soru şudur:

Savaşı bitirmek için kurulan diplomasi masasında, savaş ekonomisinin gölgesi ne kadar büyük?

Kushner dosyasının önemi de burada.

Bu araştırma, tek başına herhangi bir kişinin savaş suçundan sorumlu olduğunu göstermiyor. Böyle bir hüküm vermek gazetecilik değil, kanıtlanmamış bir sonucu peşinen ilan etmek olur.

Fakat ortaya ciddi bir çıkar çatışması tartışması koyuyor.

Ve bu tartışma, yalnızca Washington’ın değil, Gazze için çözüm arayan bütün ülkelerin önünde duruyor.

Çünkü barış yalnızca silahların susması değildir.

Barışın gerçekten başlayabilmesi için, masanın altında kimin hangi ekonomik çıkarının bulunduğunun da görünür olması gerekir.

Dünya artık sadece “Kim barış istiyor?” diye sormuyor.

Daha zor bir soru soruyor:

“Barıştan sonra kim kazanacak?”