BAYRAM SABAHI

Bayramlar değişti…
Belki sokaklar hâlâ aynı sokak, gökyüzü yine aynı gökyüzü ama insanların içindeki ses değişti. Eski bayram sabahlarında, evler daha güneş doğmadan uyanırdı. Mutfağın ışığı erkenden yanar, çayın buharı pencereye vurur, bir yerlerden kızarmış ekmeğin kokusu gelirdi. Anneler telaşla sofrayı hazırlar, babalar en güzel gömleğini giyerdi. Biz ise çocuk olmanın tarifsiz heyecanıyla bir odadan diğerine koşardık.

Şimdi düşünüyorum da…
O zamanlar anne babamız hiç ölmeyecek sanırdık.

İnsan çocukken ölümün büyükleri seçmediğini bilmiyor. Bir gün o sofraların eksileceğini, bir sandalyenin boş kalacağını, bayram mesajlarının bazı telefonlardan artık hiç gelmeyeceğini aklına bile getirmiyor. O yüzden eski bayramları özlerken aslında biraz da kaybettiklerimizi özlüyoruz. Annemizin sesini… Babamızın kapıyı açışını… “Hadi kahvaltıya” deyişini…

Eskiden bayram sadece takvimdeki bir gün değildi çünkü.
Bir araya gelmekti. Küsmemekti. Uzun sofralardı. Şeker kokusuydu. Harçlık heyecanıydı. Sokakta yankılanan çocuk sesleriydi.

Mahalle arasında koşardık. Top oynardık. Bisiklete binerdik. Dere kenarında pikniğe giderdik. Bağlarda dolaşır, kaplumbağa görünce dünyayı keşfetmiş gibi sevinirdik. Babamın o devasa kırmızı Harley Davidson marka motorunun arkasına binmek bile koca bir maceraydı. O zamanlar mutluluk bu kadar pahalı değildi. İnsanlar daha yavaş yaşar ama daha çok hissederdi.

Şimdi her şey daha hızlı…
Ama sanki hiçbir şeyin tadı eskisi gibi değil.

Teknoloji büyüdü, şehirler değişti, ekranlar çoğaldı ama insanlar birbirinden uzaklaştı. Eskiden kapılar açıktı; şimdi herkes kendi içine kilitli. Bir mesajla kutlanan bayramlar oldu artık çoğu zaman. Oysa bir sarılmanın yerini hiçbir kelime dolduramıyor.

Yine de bayramın içinde hâlâ umut var. Çünkü bazı şeyler hiç kaybolmuyor. Bir çocuğun kahkahası, eski bir fotoğrafın içimizi sızlatması, mutfaktan gelen yemek kokusu, dededen kalan bir saat, anneden kalan bir yazma… Hepsi geçmişin bize bıraktığı küçük emanetler gibi.

Bu bayramda belki yanımızda olmayanlar olacak.
Belki içimiz biraz buruk uyanacağız. Ama onları anmak da sevgidir. Bir Fatiha’da, bir hatırada, eski bir şarkıda yeniden yaşayacaklar
.

Başta annem ve babam olmak üzere, aramızdan ayrılan bütün sevdiklerimize rahmet diliyorum. Mekânları huzur olsun. Ve hâlâ yanında annesi, babası olan herkese bir şey söylemek istiyorum: Sarılın onlara… Çünkü insan bazı şeylerin kıymetini ancak eksilince anlıyor.

Belki eski bayramlar geri gelmeyecek…
Ama eski sevgiyi yeniden hatırlamak hâlâ bizim elimizde.

Herkese kalbinin çocuk kaldığı, sevdiklerinin anısıyla ısınan, huzurlu ve merhamet dolu bir bayram diliyorum.