Bazı insanlar makamlarıyla değil, dokundukları hayatlarla büyür

Hayat insana çok şey öğretir.

Kimi zaman başarıyı, kimi zaman kaybetmeyi...

Kimi zaman sabretmeyi, kimi zaman da yeniden ayağa kalkmayı...

Ama insanın hayat yolculuğunda öğrendiği en kıymetli şeylerden biri şudur:

Güvenilecek insanları tanımak.

Ben bu konuda kendimi şanslı sayanlardanım.

Çünkü yaklaşık on yedi yıldır hayatımın en zor dönemlerinde yanımda olan bir hekimi tanıma fırsatı buldum:

Prof. Dr. Uğur Deveci.

Onunla tanıştığım yıllarda akademik kariyerinde henüz Yrd. Doç. Dr. unvanını taşıyordu.

Bugün ise profesör, başhekim, dekan...

Kısacası, akademik ve yönetsel anlamda ulaşılabilecek en önemli noktalardan birçoğuna ulaşmış durumda.

Fakat beni etkileyen şey hiçbir zaman sahip olduğu makamlar olmadı.

Çünkü günümüzde makam sahibi insan bulmak zor değil.

Asıl zor olan, makam yükseldikçe insan kalabilmek.

İşte Uğur Hoca'yı farklı kılan da tam olarak bu.

Aradan geçen on yedi yılda unvanları değişti.

Sorumlulukları arttı.

Yönettiği insanlar çoğaldı.

Ancak hastasına yaklaşımı hiç değişmedi.

İlk gün nasılsa bugün de aynı.

Aynı tevazu.

Aynı içtenlik.

Aynı samimiyet.

Aynı güven...

Hekimlik yalnızca bilgi işi değildir.

İyi bir hekim olmak için elbette bilgi gerekir, deneyim gerekir, bilim gerekir.

Ancak bunların yanında başka bir şey daha gerekir:

İnsanı anlayabilmek.

Uğur Hoca'nın yıllardır dikkatimi çeken en önemli özelliği budur.

O sadece hastalığı dinlemez.

Hastayı dinler.

Sadece tetkik sonuçlarına bakmaz.

İnsanın gözlerine bakar.

Sadece teşhis koymaz.

Moral verir, umut verir, güç verir.

Belki de bu yüzden hastaları onun odasından yalnızca reçeteyle çıkmazlar.

Biraz daha huzurlu, biraz daha güçlü ve biraz daha umutlu çıkarlar.

Bugün tıp dünyasında sıkça konuşulan "hasta iletişimi", "hasta psikolojisi" ya da "hasta odaklı yaklaşım" kavramlarını ben yıllardır onun pratiğinde görüyorum.

Sanki hekimliğin içine bir pedagog hassasiyeti yerleştirmiş gibidir.

Ne söyleyeceğini bildiği kadar, nasıl söyleyeceğini de bilir.

Bilginin yanında güven verir.

Tedavinin yanında moral verir.

Bu yüzden birçok hastası için yalnızca doktor değil, zor zamanlarda danışılan bir yol arkadaşıdır.

Üstelik bu yaklaşımı yalnızca hastalarına karşı değildir.

Bir kurumu yönetirken personeline gösterdiği saygı, çalışma arkadaşlarına duyduğu değer ve kurduğu iletişim de aynı insanî çizgiyi taşır.

İnsanlar makamdan dolayı saygı duyabilir.

Ama gönülden sevgi duyulması başka bir şeydir.

Yıllar içinde onu tanıyan insanların ortak bir noktada buluştuğunu gördüm:

Herkes onun iyi bir hekim oluşundan söz ediyor.

Ama daha çok iyi bir insan oluşunu anlatıyor.

Belki de asıl başarı budur.

Çünkü iyi bir doktor olmak eğitimle mümkündür.

Fakat iyi bir insan olmak karakter meselesidir.

Ben yıllar önce yaşadığım zorlu sağlık mücadelesini kaleme alırken "Siz Hiç Kanser Oldunuz Mu?" adlı kitabımı yazdım.

O kitap yalnızca yaşanmışlıkların değil, aynı zamanda mücadeleye tutunmanın hikâyesiydi.

Ve o kitabı ithaf ettiğim isimlerden biri de Prof. Dr. Uğur Deveci oldu.

Çünkü bazı insanlar bir kitabın teşekkür bölümüne nezaketen yazılmaz.

Bazı insanlar o hikâyenin içinde gerçekten yer alırlar.

Benim hikâyemde de Uğur Hoca'nın emeği, desteği ve varlığı vardır.

En zor günlerde vardır.

En karanlık dönemlerde vardır.

İnsanların çoğunun ortadan kaybolduğu zamanlarda vardır.

Ve yıllar sonra dönüp baktığınızda anlarsınız ki bazı insanlar sadece mesleklerini yapmamışlardır.

Hayatınıza dokunmuşlardır.

Bugün geriye dönüp baktığımda şunu çok net söyleyebiliyorum:

Ben on yedi yıldır sadece bir profesöre gitmedim.

Sadece başarılı bir başhekimi tanımadım.

Sadece bir dekanı izlemedim.

Ben, mesleğini vicdanıyla yapan bir hekime şahit oldum.

Bilgisini insanlığıyla tamamlayan bir hekime...

Makamları yükseldikçe tevazusu büyüyen bir insana...

Ve her şeyden önemlisi, hastalarının güvenini yıllar boyunca hiç boşa çıkarmayan bir doktora...

Bu yüzden bir teşekkür cümlesinden daha fazlasını hak ediyor.

Çünkü bazı insanlar çalıştıkları kurumlara değer katar.

Bazıları mesleklerine...

Bazıları ise doğrudan insan hayatına.

Prof. Dr. Uğur Deveci, benim gözümde üçünü de başarabilen nadir isimlerden biridir.

İyi ki tanımışım.

İyi ki yollarımız kesişmiş.

Ve iyi ki hâlâ, başarıları ne kadar büyürse büyüsün, kapısını çalan insanlara aynı samimiyetle "Ben buradayım" diyebilen hekimler var.