“Bazı Ruhlar Tek Bir Kalıba Sığmaz”

Bazı insanlar tek bir yolda yürür…
Bir meslek seçer, bir kimlik edinir ve ömrünü onun içinde tamamlar. Bazılarıysa hayatın içine tek bir isimle değil; onlarca yara, onlarca hayal ve onlarca mücadeleyle karışır. Çünkü ruhları tek bir kalıba sığmaz. Benim hikâyem de biraz böyle başladı.
Bir gün yalnızca bir köşe yazarı olmak istemedim. Çünkü kelimelerin yetmediği yerde müzik konuşuyordu. Müziğin sustuğu yerdeyse bazen bir roman insanın kalbine dokunuyordu. Hayat bana tek bir kapı bırakmadı; ben de her kapıyı çalmayı öğrendim. Gazetecilik yaptım…
İnsanların görünen yüzlerinin arkasındaki görünmeyen hikâyeleri anlamaya çalıştım. Bir röportajın satır aralarında saklanan kırgınlıkları, bir haberin perde arkasındaki sessizliği dinledim. Bazen bir fuarın kalabalığında, bazen bir sanat galerisinin sessiz koridorlarında insan ruhunun ne kadar yalnız olabileceğini gördüm.

Sonra yazmaya başladım…

Sadece haber değil; insanın içine işleyen hikâyeler… Aşkın, ihanetin, inancın, kayboluşun ve yeniden doğmanın hikâyeleri… Belki bu yüzden karakterlerim hep biraz yaralıydı. Çünkü en gerçek insanlar, hayattan darbe almış olanlardı. Romanlarımda bazen bir kadın küllerinden doğdu.
Bazen bir çocuk dünyayı değiştirmek için gönderildi. Bazen aşk, insanın sonu oldu.
Bazen de başlangıcı… Ama hayat beni sadece kelimelere bırakmadı. Bir gün bir mikrofonun karşısında buldum kendimi.
Şarkılar yazmaya başladım.
Çünkü bazı acılar düz yazıyla anlatılmıyordu.
Bazı gecelerin dili yalnızca müzikti.
Bugün YouTube’da yayınladığım her şarkının içinde biraz hayatım var.Biraz hayal kırıklığı… Biraz isyan… Biraz da yeniden ayağa kalkma çabası…

“KÜSTAH” belki sadece bir şarkı değil

Belki yıllarca susturulmaya çalışılmış bir ruhun sahneye çıkıp artık korkmadan konuşmasıdır.
Teknolojiyi de öğrendim.
Yapay zekâyı, görsel dünyaları, dijital sahneleri… Çünkü çağ değişirken aynı yerde duran insanlar zamanla görünmez olur. Ben görünmez olmayı değil; dönüşmeyi seçtim.
Şimdi dönüp geçmişe baktığımda kusursuz bir başarı hikâyesi görmüyorum. Aksine; düşe kalka yürüyen, bazen yorulan, bazen kırılan ama yine de üretmekten vazgeçmeyen bir kadın görüyorum.

Belki başarının gerçek tanımı da budur.
Her şeye rağmen yeniden başlayabilmek… Çünkü insanın elinden her şey alınabilir; ama içinde hâlâ anlatacak bir hikâye varsa, henüz kaybetmemiştir. Ve ben hâlâ anlatıyorum…

Siz değerli okurlarımı YouTube kanalımı takibe davet ediyorum.