Galatasaray, Şampiyonlar Ligi 5. maçında evinde Union Saint-Gilloise'yı ağırladı. Son dönemde sakatlıklarla boğuşan sarı-kırmızılı ekipte özellikle de Lemina ve Osimhen'in durumu merak ediliyordu.
Çok ciddi bir sakatlıkları yoktu, Osimhen bir hayli de oynamak istedi bu maçta ancak teknik direktör Okan Buruk, Fenerbahçe derbisini düşünerek hafif ağrıları olan iki ismi de riske atmadı. E şimdi durum böyle olunca da kulübenin çoğunluğunda gençler yer aldı, Galatasaray'ın maç özelinde rotasyonu çok kısıtlıydı. O yüzden bu karşılaşmada bir puan kaybı beklendikti, ancak bu mağlubiyet biraz tatsız oldu. Özellikle de maçın ilk bölümüne bakıldığında Galatasaray, ‘şu skoru tutsak 1 puan yeterli, bir an önce bitse de gitsek’ kafasında oynuyordu maçı. Kulübeden kimsenin gelemeyeceğini onlar da biliyordu, o yüzden fazla vites artırmadılar. Hem düşük viteste oynayınca hem de maç genelinde etkisiz isimler olunca karşılaşma biraz zorlaştı, bir faktör daha vardı ama ona birazdan geleceğim. İlkay Gündoğan, Galatasaray'daki en kötü maçını oynadı belkide. Açıkçası pek de şaşırmadım; sakatlıktan yeni çıktı, normalde Gençlerbirliği maçında çok az süre alacaktı ancak maç sıkıntıya girdiği için daha erken oyuna girip daha fazla efor sarf etti, maçın da en iyilerindendi o karşılaşmada. Hem sakatlık dönüşü hem de konsantrasyon derken dün kötü oynadı, maç sonu da bu durumu hemen kabul etti. Gabriel Sara çok eleştiriliyor ancak ben buna katılmıyorum, maç genelinde bence gayet iyiydi. Osimhen'in eksikliği bu karşılaşmada net bir şekilde görüldü; Mauro Icardi'nin durumu Şampiyonlar Ligi'nde ilk 11 başlayacak seviyede değil, oyunu net bir şekilde etkiliyor. Önde basamadığı için de rakip rahat rahat savunma bölgesinden ileri doğru çıkabiliyor. Şu formda Şampiyonlar Ligi'nde ancak son 15-20 dakikada süre alabilir, o da maçta rahat bir skordaysanız. Ismail Jakobs'un maçtan önce yine ağrıları oldu, o şekilde başladı karşılaşmaya, sakatlığından dolayı da çıkmak zorunda kaldı ve bu durum maçı net bir şekilde etkiledi. Jakobs çıkar çıkmaz onun bölgesinden yedi maçın tek golünü Galatasaray. Eren'in cezalı olması büyük şanssızlık ancak Galatasaray bu şekilde sürekli sakatlıklarla uğraşamaz, sezon sonunda Jakobs ile vedalaşılmalı. Eren varken bu durum pek göze batmıyordu ancak neler yaşandığını şimdi gördük. Gel gelelim son faktöre; Hakem Jose Sanchez… Son dönemde Şampiyonlar Ligi'nde gördüğüm en kötü hakem performansıydı. Uğurcan’ın ayağına basan Promise David’in ikinci sarı kartını es geçti, o oyuncu gidip takımını öne geçiren golü atıp hemen oyundan çıktı. Üstüne başka bir oyuncunun reaksiyonuna bakıp alakasız pozisyonda Davinson’a sarı kart verdi. Okan Buruk’a gösterdiği kart da işin bonusu. En sonunda Arda Ünyay'ı ikinci sarı karttan oyundan attı, tamam karar doğru da "o pozisyon sarıysa David'i niye atmadın?" diye sorarlar adama. Hakem Jose Sanchez dün gece adeta şov yaptı... Bu maçı tamamen hakeme bağlayamayız, etkenleri de konuştuk zaten. Galatasaray'ın şimdi yapması gereken; Fenerbahçe derbisinden iyi bir skor almak ve sakatlıklarla alakalı süreci atlatmak...