Bencil insanların yükü

"Sizler bencil insanların yükünü taşımak için yaratılmadınız. Hamalı değilsiniz size ait olmayan yükün."

Sevgili dostlarım merhabalar! Nasılsınız efendim? Dilerim yaşantınız boyunca omuzlarınız üzerinde ne dert ne de tasa olur.

Efendim dert tasa yükü demişken hani şarkılara, şiirlere bile taşınan bir cümle vardır ya hep dilimizde:

"Ben yoruldum hayat, gelme üstüme..."

İşte hayat, kimi zaman omuzlarınıza kendi yükünüz yetmezmiş gibi sizin olmayan yükleri de bindirir. Ne zaman yükünüz hafiflese başka bir yük daha omzunuza yüklenir. Bencil insanların size ait olmayan yükünü sırtlamak zorunda kalırsınız. Sanki bu yükleri omuzlamak için gönüllüymüşsünüz gibi size teslim edilir.

"Nasıl olsa sesini çıkarmaz."

Oysa kimse, bencil insanların yükünü taşımak için yaratılmadı. Böyle bir sorumluluğu yüklenmek zorunda da değil.

Bencil insan hep kendini "ben" merkezine koyar. Başkalarını ise çevresinde dönen figüranları zanneder.

Onun ihtiyaçları her zaman acildir, sizin yorgunluğunuz ve fikriniz önemsizdir. Hayır deme şansınız bile çoğu zaman yoktur. "Hayır!" dediğinizde kırgınlığı büyük olur ama sizin incinmişliğiniz umrunda olmaz. Bu karakterde insanlarla kurulan arkadaşlık ilişkilerinizde de dengeyi kurmak gerçekten çok zordur. Sürekli yükü veren o, sürekli yükü sırtlayan da siz olursunuz. Ama siz yük vermeye kalksanız kulağı sağır, gözleri kör, dili suskun olur. Görmezden gelir yükünüzü. Bu da yetmezmiş gibi hamalı zanneder sizi.

Bilemiyorum hep tamam dediğiniz için mi olsa gerek, ben merkezli kişilerin bu doyumsuz, duyarsız hâlleri?. Siz onun yükünü her sırtladığınızda adına “fedakârlık” denirken, alan taraf bunu kendinde hep bir “hak” gibi zannediyor ne yazık ki.

Efendim belki de toplum olarak bu yükleri taşımaya fazlasıyla alıştırıldık mı ne dersiniz? Aile içinde, iş yerinde, arkadaşlıklarda hep ben merkezli bireyler çoğaldı. Her olumsuz davranışlarında:

“Onun huyu böyle işte, sen idare et.”

“Boş ver, sen alttan al.”

“Sen daha olgunsun, anlayışlısın.”

Bu yüzden bu emir ve rica karışımı kurulan cümleler sırtınıza size ait olmayan yükleri taşımayı bir görev hâline getiriyor. Anlayış, zamanla sessiz bir mecburiyete dönüşüyor. Sınır koymayı deneseniz bu kez de bu yaklaşımınıza ayıp gözüyle bakılıyor.

Oysa sürekli anlayan biri olmak zorunda değilsiniz. Bir başkasının sorumsuzluğunu telafi etmek zorunda da değilsiniz. Kendi ruh sağlığınızı feda ederek başkasının bencilliğini, egosunu sürdürmesine de yardımcı olmak zorunda değilsiniz. Eğer karşılıklı taşınmıyorsa bu yükler, zaman geçtikçe kamburlaşan sizler olursunuz.

Efendim en çok zihnimi meşgul eden sorulardan biri de:

"Neden bencil insanların en büyük başarısı, kendine değil de başkalarına suçluluk duygusu yüklemek oluyor?"

Bu soruların cevabını da hâlâ bulmuş değilim. Hayır demeyi öğrendiğinizde de:

“Benim için bunu yapmayacak mısın?”

“Sen çok değiştin” “Eskiden sen hiç böyle biri değildin.”

Bu kalıplaşmış cümlelerle vicdanınızı kumanda etmeyi kendilerine sunulmuş bir hak olarak görüyorlar.

Oysa değişen, sizlerin vicdanı değil; taşımanız gereken yükün size ait olmadığını farkedip uyanmanızdır. Yorulduğunuzu fark etmişsinizdir.

Yani kısacası artık taşıyamadığınızı söyleyebilmeyi başardığınız için değişime uğradığınız düşünülür.

Oysa bu bencil insanlar bir kez olsun düşündü mü, empati kurdu mu? Acaba mecbur mu benim yükümü taşımaya, yoruldu mu ki artık benim sorumluluklarımı taşımaktan? Bu benim yüküm. Hakkım var mı başkasının yüreğini, bedenini yormaya....."

Efendim eğer daha da kamburlaşmak istemiyorsanız şunu kabullenmek zorundasınız:

Herkes kurtarılmayı hak etmez.

Herkes için çabalamak, iyi insan olmak değildir.

Bazen en sağlıklı karar, bence yükü sahibine geri iade etmektir.

Bu o kişiyi terk edeceksiniz anlamına tabii ki gelmiyor. Fakat bir başkasının hamallığını yapmak, sorumluluğunu üstlenmek o kişinin daha da bencil olmasına yardımcı olmanıza neden olur. Bu yüzden açık ve net bir dille:

“Bu sana ait bir yük, sen taşımalısın!” deme cesaretini gösterebilmelisiniz.

Kısacası karşınızda bencil kişiye iyilik adı altında kendinizi feda ederek ömrünüzü tüketmek olmamalı. Fedakârlığın da karşılığı ve bir sınırı olmalı. Empati kurarak düşünmek gerekirse zaten her insanın kendine göre yaşamında yeterince yükü var. İnsan önce kendi yükünü taşıyabilmeli ki başkasına el uzatabilsin. Dizleri çökmüş birine size hamallık etmesini, yükünüzü her koşulda sırtlamasını beklenmesi zaten doğru olmaz.

Efendim daha da omuzlarınıza size ait olmayan yükler binmeden kendinizi sorgulamanız gerekiyor:

"Bu yük gerçekten benim mi?"

"Taşımak zorunda mıyım?"

"Yıllardır fedakarlık edip üstlendiğim bu yüklerin sahibi gerçek dostum mu?"

"Yoksa beni hamalı olarak mı görüyor?"

Sevgili dostlarım; siz, bencil insanların yükünü taşımak için yaratılmadınız. Siz, insanca sevgi ve saygı içerisinde huzurla yaşamak için yaratıldınız.

Bencil insanların yükünü taşımaktan kendi yükünüzü taşıyamaz hâle gelmeden hayır demeyi bilmelisiniz.

Sizlerle yeniden birlikte olmak dileğimle sağlıcakla ve esen kalınız efendim!.