BİR ÇERKEZ KÖYÜ MERSİN/ ATLILAR … ESKİ ADIYLA SADİYE KÖYÜ’NDEYİM

“Çerkez toplumu günümüz dünyasındaki İngiltere örneğine benzer biçimde yazılı olmayan geleneksel hukuk kurallarıyla yönetilir. Çerkes yaşamında örf adet kurallar, hukuk kuralları iç içedir”

Ülkeyi kasıp kavuran sıcaklara uyum sağlamaya çalışırken, kendi dalımızı kesip bozduğumuz ekolojik dengenin hasarlarını bu kez hektarlarca alanı çorak bırakan yangınlar ile- nedense- dehşet içinde kalıp sadece seyrediyoruz. O diri diri yanan canlıların çığlıklarına ah vah ediyoruz. Canla başla çalışan insani duyguları tükenmemişlere ise asla sözüm yok. Canları pahasına yangınlara dalan cesur insanlara binlerce teşekkürler.

Canım memleketimin oksijen deposu ciğerleri yanıyor. Hepimiz etkileniyoruz ama çok, ama az. Hayatlar canlar bitiyor. Kabus her yerde.

İşte böyle bir ruh durumuyla kalktım gittim Mersin’e. Hani çivi çiviyi söker derler ya… ı-ıhh sökmüyor Adana Mersin daha beter. Duştan çıkar çıkmaz suyun nemi bile yok!! Sıcak sanki yaratılan çöl simülasyonu gibi…

Dağlar yaylalar serin olurdu bir zamanlar…

Nerdeee

Mübarek Toros/ Bolkar Dağları üzerinde 1400 metredeki Atlılar Köyü bile cayır cayırdı, gel asfaltta yumurta pişir!

Hala akan pınarlarda- çok mutlu oldum- kafamı ıslata ıslata elimde su şişesi köyün her bir cihetini fotoğrafladım. Meydanda ki kahvede oturan bastonlu yaşlılarla biraz sohbet ettim. Çerkez geleneklerine pek vakıf olmasalar da başını getirdiğim bilgileri devam ettiler. Beni biraz yadırgasalar da gazeteci olduğumun duyumu köyde hemen yayıldı. (Sıkıştıkları yerde duymayayım diye Çerkez dilini kullanmaları gayet doğaldı)

Atlılar- Sadiye - Tuoğune

Toros Dağları üzerinde bir dağ köyü. Mersin il merkezine 65 km uzaklık­ta 19. yüzyıl sonunda II. Abdülhamit tarafından bölgeye yerleştirilen Abzegh ve Kabardey gruplar tarafından kurulmuş bir köy. Gerek mimari özellik­leri gerekse etnik yapısı ile özgün yapısı ancak pek korunamayan köy, yaklaşık aynı yükselti ve iklimde yer alan çevre yer­leşim birimlerinden farklı karakterini 80'li yıllar sonrasında hızla kaybetmeye başla­mış.

Tarihine bakarsak; 1864 yılında Kafkasya’da yaşanan soykırımın ardından anavatanlarından sürgün edilen Çerkezler, Rusya’dan gelen Çerkez asıllı mülteciler ile kendilerine destek olan bir sultanın ismi ile Sadiye Köyü’nü kurmuşlar. At yetiştiriciliği- maalesef günümüze gelememiş- dikkate alınarak köyün adı Atlılar olarak değiştirilmiş. Maalesef at mat kalmamış. Oysa bir zamanlar her hanede at varmış ve ulaşım onlarla sağlanırmış. Başlıca geçim kaynağı kiraz üretimi ve hayvancılık olduğu bilinse de bu da eski namı kadar yaygın değil.

Bu arada Tuoğune, yazlık ev anlamına geliyor. Sanırım iklim koşullarının ferahlığı olan yayla anlamında.

Köyün ilk yerleşim yeri, bugünkü yerleşim yerinden yaklaşık 2 km batıda ve ızgara plan şemasına sahip. Seksen beş hane ola­rak kurulan köy kısa bir süre sonra bugün­kü yerleşim yerine taşınmış ve mevcut orga­nik doku zaman içerisinde oluşmuş. Yerleşime özgün karakterini veren bir zamanlar çevrede bolca yetişen ardıç ağacından yapıl­mış yığma binalar.

Köye her gün belediye otobüsleriyle ulaşım sağlanabilmekte. Köy halkının büyük bir kısmı kış aylarında okul ve iş gibi nedenlerden dolayı Mersin merkezde yaşamakta yaz aylarında ise rutin köy işleri ve köye duyulan özlemle beraber köy nüfusunda bir hareketlilik olmakta.

Köyde 18 yaş üzeri hemen hemen herkes anadilini konuşup anlamakta fakat daha küçük yaştakiler -özellikle köyde daimi olarak ikamet etmeyenler- yavaş yavaş dilini kaybetmekteler. Bu sebeple bu kültürü korumak adına köyün derneği ile Mersin Kafkas Derneği ortak projelerle yoğun ilgi gören çeşitli kurslar düzenlemekte. Derneğin bir de iletisi var;Birkaç cümle yazı ile tabii ki de bir toplumu yakından değerlendirmek mümkün olamaz, bizleri daha yakından tanımak isteyenleri köyümüze bekliyoruz.

Köyde gezerken Tarihi Kilikya Yolu’nun başladığı tabelayı görünce de çok mutlu oldum. İki yıl önce Konya’dan başladığımız Toroslarda gerçekleşen Tarihi İsauria Yolu’nun başka bir bağlantısı idi.

Toplumun özelleri ;

Khabze ne demek? Dışarının düzeni şablonu, insan hayatının doğumundan ölümüne kadar hayatı güzelleştiren düzenleyen çeşitli seramoniler… Modern sosyolojideki basit görgü kurallarından, örf adetlerden ahlak din kurallarına ve hatta maddi yaptırımlarını perçinleyen hukuk kurallarını bile kapsıyor. Ve bunu tüm toplum benimsiyor. Bunlar, gelin alma törenleri, düğünde oyuna çıkış dans kuralları, sokakta atlı ve yaya olarak yürümekten oturup kalkmaya savaştan barışa her şeyi aileler düzeyinde oluşturulmuş paylaşarak yaparak yaşayarak öğretilmiş kurallar.

Eski geleneklerinin en önemlisi kadın ve erkeklerin bir arada oturmamaları… Kadınların ise eşleri ölünce asla tekrar evlenmediklerini daha önceden biliyordum. Evlilikler genellikle aynı toplumdan oluyor. Aslında bunun güzel bir tarafı tabii adetlerin nesilden nesile aktarılması.

Çerkesler son derece misafirperver saygılı insanlar. Beni evlerine yemeğe kahveye davet etmeleri İstanbul da unuttuğum Anadolu’mun o içten yakınlığını hatırlattı...

(Mersin’deki Çerkez Derneği’nin yaptığı rutin özel günlerini yakalayabilseydim dansları ve geleneklerini daha yakından görmüş olurdum.

*Bir zamanlar Atlılar Köyü’ne çok kar yağarmış. Görseli internetten indirdim. Maalesef son yıllarda bu kadar kar görülmüyormuş.