BİZ SİZE NELER YAPTIK
Gözlerinin önünde İnsanlar ölüyor haince, Sonra gözyaşlarını sessizce içine akıtan, kendini yerden yere atan anaları izliyorlar. Barış- Sava
İnsanlar ölüyor haince,
Sonra gözyaşlarını sessizce içine akıtan, kendini yerden yere atan anaları izliyorlar.
Barış- Savaş kelimeleri karmakarışık olmuş küçük kafacıklarında.
Belki kısacık hayatlarında insan bedeninin parçalanarak ağaçlarda ki haline tanık oldular.
Ahlak, adalet, vicdan yine aynı kelime kirliliği içinde heyhat .
Umut ve hayallerini yok etmişiz elele verip…
Korku, hüzün, vahşet, katliam, fuhuş, ölüm, para, hırs terimleri bellek kaydı gibi.
Silip atacakları mekanizma henüz keşfedilememiş,
Model olacak sevgi arayışlarıyla sürekli dışlanıyorlar.
Kimi sokakta araba camı silerek,
Kimi bir sahil şeridine cansız bedenlerini taşıyarak
Ya da tecavüzü tanıyacak acımasızca…
Kimi bakıcılarından, kimi babasının kemeriyle dayak yiyerek,
Sığınacak bir liman olarak buldukları
Küçücük bedenlerine çektikleri nikotin ya da alkol ya da daha kötüsü
En şanslıları sevgi peşinde,
Akşama kadar kreşlerde, o ne diyor bu ne yapıyor
İşte çocuklarımızı büyüttüğümüz böyle zor bir dünya varken,
Onlar için endişelenirken,
Haberin böylesine lanet ettim!
Aileleri yemek yerken çocuklarına verilen oyun hizmetinden yararlandıran, ismi lokanta zincirleriyle ün yapmış bir kebapçıda olan olay… işte o oyun odasına giren bir manyak elindeki asidi çocukların üzerine dökmüş…
Allahım insanlık nereye gidiyor.
Bu çocuklar nasıl bizim geleceğimiz olacaklar bu kötülüklerle.
Bu kebapçının adı hiç umurumda değil.
Bu ve buna benzer olaylar her yerde olabilir.
Bu dünya şaşırdı çünkü.
Zemberekten çıktı.
Ama asıl benim inanamadığım, adı geçen bu kebapçıda 120 kamera varmış ama bir tanesi kayıt almamış.
Açıklamalarının delirtici tavrı: Sistem bakımdaydı.
Bu sistem, bakım lafları çantaya kırıştırılıp sonra gerektiğinde elle düzeltilip açılan kağıt gibi oldu.
Bunun açıklaması var mıdır?
Ben bulamıyorum.
Biz büyükler bir rahatlayıp oturamadık ki canlar
Bu hırsla bu kinle
Biz size nasıl bir ortam vereceğiz?