☰
✕

Bize Kim Öğretti Böyle Yaşamayı?

SEVGİLİ OKURLAR;

Sabah uyanınca telefonu elimize alıyoruz. Misafir geldiğinde çay ikram ediyoruz. Sofrada kimin nereye oturacağını, büyüklerin yanında nasıl konuşacağımızı, bir cenazede hangi cümleleri kuracağımızı çoğu zaman düşünmeden biliyoruz.
Peki bunları bize kim öğretti?
Çoğunu kimse oturup anlatmadı. Yine de öğrendik. Çünkü kültür, çoğu zaman derslerle değil, gündelik hayatın küçük ayrıntılarıyla öğreniliyor.
Bir eve girdiğimizde “Hoş bulduk” dememiz, ikramı önce reddedip sonra kabul etmemiz, misafire “Bir şey yer misin?” diye sormamız yalnızca nezaket değildir. Bunların her biri, toplumun görünmeyen kurallarından biridir.
Üstelik bu kuralları o kadar doğal kabul ederiz ki başka türlü davrananı hemen fark ederiz.
Bunların her birinin arkasında görünmeyen bir toplumsal sözlük var.
Ve biz o sözlüğü çocukluğumuzdan beri okuyoruz.
Çoğu zaman farkında bile olmadan.
Çocuğa “Büyüklerin yanında öyle konuşma” dediğimizde aslında ona yalnızca bir davranış biçimi değil, bir kültür kuralı öğretiyoruz. “Ayıp” dediğimiz birçok şey de belki doğuştan bildiğimiz doğrular değil; bize öğretilmiş sınırlar.
Kültür antropolojisinin gündelik hayattaki en ilginç tarafı da burada ortaya çıkıyor: Bize çok normal gelen davranışların aslında öğrenilmiş olması.
Bir yerde misafire sürekli ikram etmek sevgi göstergesiyken başka bir yerde kişinin alanına müdahale sayılabilir. Bir ailede çocuğun büyüklerin yanında konuşması teşvik edilirken başka bir ailede sessizlik saygı kabul edilebilir.
Yani “İnsanlar böyle yapar” dediğimiz pek çok şeyin arkasında aslında “Biz böyle öğrendik” cümlesi vardır.
Belki de zaman zaman kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
“Ben gerçekten böyle mi düşünüyorum, yoksa bana böyle düşünmek mi öğretildi?”
Bu sorunun cevabı, sıradan sandığımız hayatın içinde ne kadar çok görünmeyen kural yaşadığımızı fark ettirebilir.