Türk tarihi zaferlerle, siyasi üstünlüklerle, sanat ve kültürel öncülükleri ile dolu olduğu gibi; dramatik olaylarla da doludur. Bu dramı yaşatanlar çoğunlukla düşmanlar olduğu gibi bazen de kendi öizkardeşleriyle de yaşamışlardır. Aslında en acı olan dram da kardeşler arasında yaşanan dramdır. İşte Borlatan Köprüsü’nde yaşanan bu dram Türk tarihinin en hüzünlü ve tartışmalı olaylarından birisi olmuştur.
Boraltan Faciası, Türkiye tarihinin en hüzünlü ve tartışmalı olaylarından biridir. II. Dünya Savaşı’nın ardından Türkiye’ye sığınan Türk (Azerbaycan) kökenli Sovyet askerlerinin, Sovyetler Birliği’ne iade edilmesi sonrası, sınırın hemen ötesinde infaz edilmeleriyle sonuçlanmıştır.
Türklüğün felâket yılı addettiğimiz 1944 yılında Türklük birçok yaralar almıştır. 1944 yılında Türkiye’de, Türkler’in vatanında, Türk’ün ülkesinde Türk milliyetçiliği baltalanırken Türkiye dışındaki Türkler de ya sürgün ediliyor ya zindana atılıyor ya da öldürülüyordu. O günlerde Türklüğün en büyük tarihî düşmanlarından olan Moskoflar, Türkiye dışında kalan Türk yurtlarına kan kusturmaktaydı.
Türklüğe vurulan bu darbelerden Azerbaycan Türkleri’de zarar görmüştü. Azerbaycan’daki Sovyet zulmünden kaçan 187(195 olduğu da söyleniyor) Azerbaycan Türk’ü Iğdır’daki sınır kapısına yakın olan Aras Nehri üzerindeki Boraltan Köprüsü’nü geçerek Türk sınır karakoluna sığınmıştır.
Azerbaycanlılar’ın Türkiye’ye sığındığını öğrenen Sovyetler, derhal sığınmacıların iadesini talep eder. Azerbaycanlı soydaşlarımız, kendilerinin de vatanı olarak gördükleri Türkiye’ye sığınarak kurtulduklarını düşünüyorlardı. Sovyetlere teslim edileceklerini akıllarından bile geçirmiyorlardı. Sınırdaki Türk karakolu, Ankara ile temasa geçip vaziyeti bildirir. Talimat beklerler.
Savaşın galibi olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB), bu kişilerin “vatan haini” olduğunu iddia ederek Türkiye’den iadelerini talep etti. O dönemde SSCB, Türkiye’den Kars ve Ardahan’ı istiyor, boğazlarda üs talep ediyordu. O dönemin CHP hükümeti, SSCB ile zaten gergin olan ilişkileri daha da germemek ve bir savaş riskini azaltmak amacıyla mültecilerin iade edilmesine karar verdi. Gelen cevap oldukça şaşırtıcıdır. Sonunda hükûmet, soydaşlarımızın iade edilmesini yani düşmana teslim edilmesini emreder. 6 Ağustos 1945’te mülteciler, Aras Nehri üzerindeki Boraltan Köprüsü üzerinden Sovyet yetkililerine teslim edildi.
Azerbaycanlı sığınmacılar ise: “Bizi onlara teslim etmeyin. Bizi siz öldürün.” derler. Fakat Türklüğün sinesine bir kere hançer vurulmuş, Türklüğün bahtına kara yazı yazılmıştır. Soydaşlarımıza yapılan üzücü davranışlar büyük bir hatadır. Türk Milleti’nin gönlünden onarılmaz bir yaradır. İnşaAllah bu hatadan ders çıkarılır ve Türk dünyası ebedi dayanışma içerisinde olur. Şehitlerimize Allah rahmet eylesin.
Azerbaycanlı Türk sığınmacılar Ruslar’a teslim edilmiş ve Ruslar onları oracıkta derhal kurşuna dizmiştir. Bu olaydan dolayı derin bir üzüntüye kapılan Azerbaycan’ın millî şairi Elmas Yıldırım, büyük bir kırgınlık ve bir nevi sitem niteliğinde olan Dönek Kardeş adlı şiirini yazmıştır.
Türk denince özü sözü mert olur,
Dost deyince ayrılmaz bir fert olur,
Kardeş deyip dara düşsem, sığınsam,
Şimden geru bu bana bir dert olur.
Ben ne diyem bu vefasız dağlara,
Öz kardaşı dönek olan ağlar
***
Türk; o Altayların dünkü eri mi?
Yolunda can koydum, verdim serimi,
Düştüğü ağlardan kurtulsun diye,
Serdim ayağına doğma yerimi…
Kardaş armağanı, dökülen kanlar,
Bana mükâfat mı giden kurbanlar?
………………………………………………
Bir suç mu düşmana göğüs gerdiğim?
Günah mı Türklüğe gönül verdiğim?
Rusların açtığı yaradan derin,
Anayurtta öz kardaştan gördüğüm.
Seslenseydim, ses çıkardı her taştan,
Ne beklersin sağırlaşan bir baştan.
……………………………………………….
Elmas Yıldırım