Bu zafer tüm Fenerbahçelilerindir (!)

Her başarı hikâyesi, sadece bir kupa değil; aynı zamanda bir birikimin, emeğin ve inancın karşılığıdır. Tıpkı Fenerbahçe Beko’nun bu sezon EuroLeague'de yazdığı hikâye gibi...

Abu Dabi’deki Etihad Arena’da sadece bir basketbol finali oynanmadı; parkede bir ülkenin spor hafızasına kazınacak anlar yaşandı. Fenerbahçe Beko, önce Panathinaikos’u, ardından finalde Monaco’yu yenerek sekiz yıl aradan sonra yeniden Avrupa’nın zirvesine çıktı. EuroLeague kupası, bir kez daha Sarı Lacivertli kulübün müzesine gitti.

Tribünlerdeki heyecan, terini parkeye döken oyuncuların emeği, teknik ekibin taktik hamleleri ve sonuçta gelen hak edilmiş bir zafer. Fenerbahçe bu kupayı sadece Monaco'yu yenerek almadı. Bu yılların yatırımı, azim ve istikrarın karşılığıdır.

Finalin MVP’si Nigel Hayes-Davis’in 23 sayı ve 9 ribauntluk katkısı yalnızca istatistik değil, Fenerbahçe’nin bu sezonki karakterini yansıtan bir performanstı.

Bu zaferle birlikte Türk basketbolu Avrupa’daki toplam kupa sayısını 17’ye çıkardı. Fenerbahçe ise hem kadınlar hem erkeklerde toplamda 6 Avrupa kupasıyla bu listenin zirvesinde. Unutulmamalı ki, bu sezon Türkiye'ye gelen iki kupanın da sahibi Fenerbahçe oldu. Kadınlar Süper Kupa ve şimdi de EuroLeague…

Ama bu hikâyenin en özel satırı belki de Sarunas Jasikevicius’un adının altına yazıldı. Hem oyuncu hem de başantrenör olarak EuroLeague kupasını kaldırabilmek, 25 yıllık bu dev organizasyonda bir ilki başarmak. Bu da tarihe, ‘tesadüf değil emek’ notunu düşüyor.

Evet, bu zafer, sadece bir sezonun değil, bir kültürün, bir kimliğin ve en önemlisi azmin ödülüdür. Buraya kadar her şey çok güzel…

Ancak, maç sonrası başkan Ali Koç’un, kulüp televizyonuna yaptığı açıklamada, “Bu kupayı Fenerbahçe'nin şampiyon olmasını isteyen Fenerbahçelilere armağan etmek istiyorum” demesi, son derece anlamsız ve geceyi çirkinleştiren bir olaydı.

Çünkü, kendisinin futbol takımının başarısızlığı nedeniyle ağır eleştirilmesi, kulüp içi muhalefetin olağanüstü genel kurul talebiyle imza kampanyası başlatması, aidiyet duygusunu belki de en fazla hisseden Fenerbahçe taraftarının Ali Koç ve yönetimini zor durumda bırakma adına Monako karşısında kaybetmesini istemesi anlamına gelmez. Bunun böyle olduğunu düşünmek bile sığ düşünme ve talihsizlikten başka hiçbir şey değildir sayın başkan. Zira, Fenerbahçe’ye gönül vermiş her kalp, Sarı Lacivertin başarısı için atar. Bir başka deyişle, her zaferin olduğu gibi bunun da sahibi tüm Fenerbahçelilerdir.

Hoşçakalın…