Tema: Doğanın berrak ve ışıltılı güzelliği içinde huzur, dinginlik ve insanın doğayla bütünleşmesi
Tür: Pastoral
Çayın İçinden Geçen Işık
Sabah, tepelerin omzuna
ince bir altın örtü bıraktı;
çimenler, geceden kalma yıldızları
çiy damlası diye sakladı,
söğütler suya eğilip sustu,
gökyüzü berrak bir düş gibi uyandı.
Uzakta, söğütlerin altında
berrak bir su ağır ağır geçiyordu,
göğün mavisini bölmeden,
bir avuç ışığı da yanında götürüyordu;
çakıllara değdikçe ince bir sesle,
vadinin sessizliğini okşuyordu.
Kırlangıçlar sessizliği dikiş gibi işledi,
ufukta açılan beyaz bulutlara;
bir koyun sürüsü, yeşil yamaçta
dağılmış küçük bulutlar gibiydi,
rüzgâr otların arasında gezinirken,
gün ışığı kırları yavaşça doldurdu.
Çiçeklerin arasında arılar vardı;
güneşin baldan yapılmış sesini
kanatlarında taşıyorlardı,
toprak ısındıkça güzel kokuyordu;
yabani naneler kıyıda titreşiyor,
uzak bir çan sabahı derinleştiriyordu.
Ve ben, patikada yürürken,
ayaklarımın altında ezilen otlardan
dünyanın ne kadar eski,
göğün ne kadar yeni olduğunu öğrendim;
Bir serinlik geçti avuçlarımdan.