Epiktetos’un öğrencisi ve Roma İmparatorluğunun en başarılı imparatorlarından biri olarak bilinen, hem bir imparator hem de seçkin bir filozof olarak halkı tarafından kabul gören Marcus Aurelius’un oğlu, Marcus Aurelius Commodus Antoninus.
161 ve 192 yılları arasında yaşayan, 13 sene boyunca Roma imparatoru olarak hüküm süren, imparatorluğu süresince kimileri tarafından çok eleştirilen kimileri tarafından da çok sevilen, babası Marcus Aurelius’un ölümü ile beraber Germen Kavimleri ile olan savaşa son verdirip barışı getiren, çoğu tarihçi tarafından Roma İmparatorluğunun çöküşünden sorumlu imparator olarak gösterilen, taht süresi boyunca kız kardeşi Lucilla ve yakın arkadaşları tarafından bile ihanete uğrayan, 13 yıllık hüküm süresince sürekli kaos ve ihanetler ortamını yönetmeye çalışan, Roma Senatosu ile sürekli gergin ve yönetilmesi zor ilişkilerle boğuşan, yalnız imparator Marcus Aurelius Commodus Antoninus…
Tarihler II. Yüzyılın sonlarına geldiğinde Roma İmparatorluğu Batı Avrupa’dan Ortadoğu’ya, Afrika’nın bazı bölgelerini ve Akdeniz’in tamamını yönetir hâle gelmişti. Bu imparatorluğun başında ise Roma’nın en başarılı imparatorlarından biri olarak kabul edilen Marcus Aurelius vardı. Kendisi aynı zamanda bir filozoftu.
O dönem coğrafyasında Roma kadar büyük bir uygarlık yoktu ve aynı zamanda Roma İmparatorluğu dönemin en yetenekli ve en güçlü askeri gücüydü. O dönemde kılıç ve kalkan gelişimi açısından, savaş stratejileri açısından önemli teknolojik gelişmelerde bulunmuşlardı.
Marcus Aurelius’un ise kendisinden sonra taht için varisi oğlu Commodus olacaktı. Commodus imparator bir babadan olup, Roma İmparatorluğunun başına geçecek ilk kişi olacaktı. Ancak babasının imparatorluğu yönettiği bu dönemlerde vurdumduymaz, sorumsuz, zevk ve keyif düşkünü, kılıç kullanma konusunda iyi olmayan, savaş tecrübesi bulunmayan, hatta babası Germen Kavimleri ile sınırda savaşırken kendisi merkez Roma’da o zamana kadar kusursuz ve harika bir hayat yaşayan bir imparator adayıydı. Aynı zamanda imparator bir babadan olup da Roma’da imparatorluğun başına geçecek tek erkek evlat olduğu için kendisini seçilmiş ve olağanüstü bir birey olarak görüyordu ve dolayısı ile bunun egosuna da sahipti.
Ancak kuzey sınırında Germen Kavimleri ile olan savaş iyice kızışmıştı ve Roma sınırları tehdit altındaydı, çünkü Germen Kavimleri sınırdaki Roma topraklarını bir bir işgal ediyordu. İşte bu siyasi ve askeri durum Commodus’un rahatını bozacaktı. Annesi Faustina, babasının talimatıyla Commodus’u savaşın yer aldığı sınır bölgesine yollar. Hem imparator olmak için hem de bir savaşçı gibi savaş meydanında savaşabilmek için babası tarafından bizzat yetiştirilecek ve savaş alanında savaşçı askerler ile kılıç talimleri yapacaktı. Bu eğitimler tahta kılıçtan başlayarak gelişecek, sonra gerçek kılıca evrilecekti ve bu başlangıç durumu Commodus’u kendi içe dünyasında Roma askerlerine karşı zor ve güç bir duruma düşürecekti.
Tuna Nehri civarında birçok savaşa giren ve sınırlarını sürekli büyütmeye çalışan babası Marcus Aurelius’a rağmen, Commodus çok sorumsuz duruyordu. Ancak Aurelius erkek evlat sevgisinin ağır basması ve kendinden sonra ilk kez imparator babadan bir oğlun tahta geçecek olması sebebiyle oğlunun bu sorumsuzluğuna rağmen ısrarla onda karar kılmıştı. Belki de o dönemde gerçekleşen ve bilmediğimiz bir sebep ya da sebepler vardı. Ancak bilinen bir gerçek vardı ki, Commodus’un imparator olmak için aldığı hem askeri hem de diplomatik eğitimleri Roma tarihinde bu seviyede alan biri yoktu.
Roma’nın o dönem en büyük korkusu olan ve kuzeyden gelen tehlike devam ederken, yani Germen Kavimleri ile savaş devam ederken Marcus Aurelius’un savaş kampında hastalandığı ve öldüğü haberi Roma şehrine ulaşır. Bu durumu öğrenen ve şok olan Faustina, oğlu Commodus’un bu taht için hazır olmadığının farkındaydı ve bu durumda yaşanılacak bir olumsuzluk kendisinin de ayağının kaymasına sebep olacaktı. Genç Faustina’nın bir şeyler yapması gerekiyordu. Bu süreçte Roma’da oyunlar oynaması gereken biri daha vardı, o da Marcus Aurelius’un kızı Lucilla. Taht oyunlarının Aurelius’un vefat haberi ile beraber gerçekleşme durumu vardı, Lucilla kardeşi Commodus’tan tam 12 yaş büyüktü ve kendince o da kendini bu tahta hak sahibi görüyordu. Lucilla Roma sosyetesinde hep göz önünde ve üst düzeylerdeydi. Tahtın Commodus’a kalmasını asla istemiyordu ve onu küçüklüğünden beri hep kıskanıyordu.
Bu arada Faustina, Marcus Aurelius’un ölüm haberinin gelmesi üzerine hemen aksiyon alarak Mısır’a gitme kararı alır. Mısır o dönemlerde Roma İmparatorluğu’nun en uzak noktalarından biri olsa da dünyanın en zengin ülkelerinden biriydi ve aynı zamanda en büyük çaplı tahıl üreticilerindendi. Mısır’ın yöneticisi ise Mısır valisi Gaius Avidius Cassius’tu. O an için imparatorluğun da en güçlü ikinci adamıydı. Faustina Roma döneminde hep güvenilmez bir kadın olarak biliniyordu. Kendince de Cassius’a yaklaşarak imparatorluktaki konumunu ve gücünü elinde tutmayı ve korumayı düşünüyordu. Ancak bu gücü elde edebilmek için Avidius Cassius ile yakınlaşması ve hatta evlenmesi gerekiyordu. Cassius Faustina yakınlaşması, Cassius’u Marcus Aurelius’a karşı kışkırtacak boyutlara ulaşır ve Cassius bir ordu kurar. Amacı Roma’ya gitmek ve imparatorluğun tahtını ele geçirmektir.
Cassius, Faustina’dan aldığı bu haber ve kışkırtma ile harekete geçerek, birkaç ay içinde Doğu Roma İmparatorluğundaki bazı bölgelerin kontrolünü ele geçirir. Mısır, Suriye ve Arabistan’daki liderlerin de desteğini arkasına alarak taht için son hamlesini yapmak ister. Hatta valiliğini yaptığı Mısır, onu imparator bile ilan eder.
Ancak tam bu sıralarda hem Cassius hem de Faustina’yı mutlu etmeyecek bir haber ulaşır Roma ve tüm topraklarına. Marcus Aurelius’un ölümü yanlış bir haberdi ve kendisi hâlâ hayattaydı. Hatta kuzey sınırında Germen Kavimleri ile savaşta bulunmaktaydı.
Avidius Cassius çıkmış olduğu bu yolda artık geri dönemeyeceğini, geri bir hamle yapamayacağını çok iyi biliyordu; sonunun her türlü ölümle sonuçlanacağını artık tahmin etse bile. Faustina ise kuzey sınırında Germen Kavimleri ile savaşta bulunan kocası Aurelius’un yanına gidip, onunla yüzleşmesi gerektiğini, Avidius Cassius ile yaşanılan ve haberleri Roma’ya yayılan durumların yalan olduğunu anlatmak zorunda olduğunu çok iyi biliyordu; o da sonunun her türlü ölümle sonuçlanacağını tahmin etse bile.
Ancak Marcus Aurelius tüm gelişmelerin ve yapılanların farkındaydı. Gaius Avidius Cassius, Aurelius’un talimatıyla öldürülür. Faustina ise ölüm sebebi tam olarak bilinmese de ya Avidius ile ilişkisi sebebiyle öldürülür ya da kendi durumunun farkında olduğu için intihar ederek ölür. Bu dönemden sonra Marcus Aurelius’un tüm konsantrasyonu oğlu, yani tahtın tek varisi Marcus Aurelius Commodus Antoninus olacaktı.
Artık Marcus Aurelius önderliğinde, Commodus için önce askeri sonra da siyasi ve diplomatik sistem üzerine Roma tarihinin görülmemiş bir eğitimi başlayacaktı…