CUM’A   SOHBETİ  (  6  / 49 )

KURBAN!..( 1)

Kurban, Fıkıh Terminoloji’sinde “ Udhiye,” Nahir, (Kurban kesilmesi caiz olan kurban bayrımının birinci, ikinci ve ücüncü günü gün batımına kadar, daha ziyade kuşluk vakitlerinde,( şehirlerde bayrama namazının kılınmasından sonra) kurban kesieldiği için, vakte izafeten, “ Udhiye,” denilmiştir.

Şer’î Termonoloji’de ise, Şartları ve sebeleri bulunması halinde belli günlerde, kurbet niyetiyle,” Allar rısazı için, Allah’a yaklaşmak maksadıyla) belli yaşlardaki belli hayvanların kesilmesi ve kesilen hayvanlara kurban denilir.

Kurban kesmesi vacib olanlarda aranan şartlar şunlardır: Müslüman olmak, mukîm olmak, kurban kesilen günlerde, Kurban Bayramı’nın birinci, ikinci ve üçüncü günü gün batımına kadar sürekli ikâmet ettiği yerde bulunmak, seferî halde, misafirlikte bulunmamak. ( misafirlikteki birisinin kurbanlık hayvanı te’min, kurbanı kesep dağıtmak hususu neredeyse imkânsızlık halinde zorluk ve meşakkat ihtiva etmektedir.) İslâm Hukuku bakımından, dinen zengin olmak, Fıkıh Terminoloji’sindeki ta’biriyle “ Nisaba malik olmak) Kendisine Fıtır Sadakası vacip olan her müslümana kurban da vacibtir.Şu kadarki, kendisine Sadaka-i Fıtır vacib olanların büluğ çağına ermemiş çocukları için de fıtır sadakısı vermesi vaicb iken, Kurban kesmek kendisine vacib olanların çocukları için kurban kesmesi vacib değildir.

Kurbanın sebebi, “ Eyyâm-ü Nahir,” denilen kurban kesim günleri, kurban Bayramının birinci, ikinci ve gün batımına kadar üçüncü günlerine yetişmektir. Kurban bayramı girmeden zengi de olsalar müslümanlara kurban kesmek vacib değildir.

Kurban’ın Rüknü- Rekini ise, kurban edilmesi caiz olan bir hayvanın boğazlanmasıdır. Şöyleki, Kurban olarak kesilmesi caiz olan hayvanlardan, keçi, koyun cinsinden olanlar yalnız bir kişi için, deve ve sığır cinsinden olanlar ise birden yediye kadar, hissedar olarak kesilebilinir.

Kıyâsen, Takarrub için kesilen kurbandan asıl maksad, kan akıtılması olduğuna göre, deve ve sığır cinsinden hayvanların cesameti ne olursa olsun, sadece bir skan akıtıldığı için ancak bir kişinin kurban etmesi gerekirken, delile-eser’e döndüğümüzde, “ Cabir radiya’llâhu anh’den rivayet edildiğine göre, Cabir demiştir,ki: “ Biz, Resûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem Efendimizle birlikte Kurban kestik de sığır cinsinden bir hayvanı yedi hisse, deve cinsinden bir hayvanı da yedi hisse olarak kesdik,” demiştir. Keçi ve koyun hakkında benzer bir rivâyet, delil, eser bulumadığına göre, ancak, bir kişi kurban olarak kesebilir.

Sığır ve deve cinsinden bir hayvanı birden yediye kadar, çift-tek sayı fank etmeksizin, bir,iki,üç,dört,beş,altı,yedi hisedar olabilir. Ne varki, her ortak tam hisse olarak katılır, aralarından birisinin ben ancak, yarım hisse alarım, parasını da o kadar öderim,” demesi caiz değildir.Müstahsen olan, daha sonra vuku’ bulacak ihtilafların önlenmesi bakımından ortaklığın kurbanlık hayvan satın alınmadan önce kurulmasıdır.

Mendub olan Kurbanın, eti’nin, sakatatının, kemiklerinin ortaklar arasında tartılarak, müsavî bir şekilde dağıtılmasıdır. Ef’âl-i İbâd bakımıdan Kurban’ın hükü, Hanifî Mezhebine göre, Kurban, müslüman, mukîm,( seferde yolculukta olmayan) hür ve dinen zengin kabul edilen’ler vacib’dir. Cevamî’ de, Ebû Yusuf’dan, Sünnet-i Müekkeoe olduğu, Tahâvî de, Ebû Yusuf ve Muhammed’e göre Sünnet-i Müekke’de olarak zikretmiştir. Şafi’î Mezhebine göre de, Sünnet-i Müekke’de’dir. Müftabih olan, kabul gören, İmam-ı A’zam Ebû Hanîfe’nin kavli’dir ki, kurban ibâditi vacib bir ubadettir. Zira, Resûl-i Ekrem, salla’llâhu aleyhi ve sellem Efendimiz: Ahmed ve İbn-i Mâceh’in rivayet ettikleri bir hadis-i Şerifte, “ imkân bulur( gücü yettiği halde) kurban kesmez ise bizim Mescidimize, yaklaşmasın,” buyurmuştur. Eğer, kurban Sünnet-i Müekke’de olsaydı, bir sünneti terk eden böylesine bir vaîd’e, itham ve töhmete layık, lahik edilmezdi.Böylesine bir vaîd, töhmet ve itham ancak, bir vacibini terki halinde, vacibi terk eden muhatap kılınır.Burada bir başka hususu da tebârüz ettirmek isterim,ki, Kurban’ın vacip olması, müçtehid’lerin delil değerlendirmesi bakımındandır. Oysaki, delil değerlendirmesi bakımından müçtehid’lerin vacibtir,” dedikleri ibadetler, vitir namazı, kurban ibadeti gibi ibadetler biz mukallidler için, “ Amelen, farz’dırlar, Hafife alınmamalıdır, mutlaka, yerine getirilmelidir. Kurban hür kimsele vacibtir. Zira, Takarrub-u ile’llâh( Allah’a yakınlık içien) mâlî bir ibadettir. Esir ve köleler, bir başkasının mülkü oldukları ve kendileri hiç bir şeye malik olmadıklarına göre...Alah’a yakın olmak için va’z’edilmiş bir ibadet, kafirlerin böyle bir niyetleri yok,ki...Misafir, sefer hali her cihetiyle bizâtihî meşakkat olduğu için, Kurban ibadetinin edasında pekçok eziyet ve sıkıntı doğar, diğer taraftan seferden dönüş yolunun uzaklığı bakımından, kurban kesilebilecek gönlerde sılaya yetişememe durumu vardır.

Kurban vacib olabilmesi için, müslümanın dinen zengin olması şarttır. Farz ve vacib olan Malî ibadetler, Zekât, Sadaka-i Fıtr, ve Kurban, bunların her üçünde de “Nisap,” zenginlik ölçüsü aynı miktardır. Ne varki, Zekât’a tâbî mallar’da zekât farz olabilmesi için üzerinden bir yıl geçmişq olması şarttır. Tabi’î isterse, bir yıl beklemeden fakirlerin hayri için önceden peşin olarak da verebilir. Ancak, Sadaka-i Fıtr için Ramazan Bayramı sabahında nisaba malik bir servete sahip olması halinde, hiç beklemeden Sadaka-i Fıtr,Kurban Bayramında kurban kesim günleri, birinci, ikinci ve üçüncü gün gün batımına kadar nisaba malik olursa. Kurban kesmek vacib olur. ( amelen, farz olur.)...

.