CUM’A SOHBETİ ( 6 / 51 )

KURBAN!... ( 3 )
Kurban, hür, müslüman mukîm ve dînen zengini kabûl edilen kimselere vacib’dir. Molla Husrev Dürer nâmındaki muhalled eserinde,” Kurban kesmesi kendisine vacib olanların, zengin olmaları gerektiğini, bu mâlî İbâdet’in ancak kurban ibâdetine muktedir olanlara vacib olduğunu, zenginliğin miktarının ise Saraka-i Fıtır nisabı kadar olduğunu ifade ettikten sonra, Sadaka-i Fıtır nisabı olduğunu beyan eder.Aradaki farka da işaretle,” Bir kimseye Sadaka-i Fıtr vacib ise, bülûğ çağına ermemiş çocukları için de Sadaka-i Fıtır vermesi vacib’dir.Kurban, yalnız, Allah rızası için, mahza takarrup için yerine getirilen bir ibâdet olduğu için, başkaları sebebiyle, kişiye böyle bir mükellefiyyet tahakkuk etmez. Sadaka-i Fıtır’da ise, zahmet ve sıklet vardır, sebebi de “ Re’s-ü yemîn= başsağlığı,”’ dır. Hasan’ın Ebû Hanîfe’den riuvâyetine göre, bülûğ çağına ermemiş, çocukların kendisine aid malları varsa, babası ya da vâsî’si çocuğun malından çocuk için kurban kesebilir. Ancak, müftâbih olan, fukhâ’nın ekserisine göre, zengin çocuğun malından babasını ya da vâsî’si’nin onun malından kurban kesmesi vacib değildir. Çünkü çocuk zengin de olsa henüz, mukelef değildir.
Efa’âl-i İbâd’da, farz ve vacib olan üç ibâdet vardır; Fi’lhakîka, vücûb, vâcib’ler, müçtehid’lerin delil değerlendiurmeleri bakımından vâcib’dirler, bu vâcib’ler, biz mukallid’ler için amelen, farz’dılar. Eda’ları ceza’dan ve azab’dan kurtarır, terki ise cezaya ve azaba mûcib olur.
Mükellefler bakımından farz olan mâlî İbâdet’ler, Zekât, Kurban ve Sadaka-i Fıtr olmak üzere üç’dür.Bu farz’ların muhatapları, ulaştırılması gerekenler, fakir ve miskinler olduğundan da Kitap ve sünnet terminoloji’sinde “ İnfak,” denilir.
Zekât, Kurban ve Sadaka-i Fıtr’da nisab ( dinen zenginliğin miktarı) aynıdır. Şu kadarki,zekât’a tâbi mallarda mülkiyyetten i’tibâren üzerinden bir sene geçmiş olması şart iken,- her ne kadar, bir sene beklenilmeden fakir ve miskinlerin menfe’atı bakımından verilebilinirse de,) Ramazan Bayramının ilk günü nisab miktarına baliğ bir varlığa sahip olunması halinde, Kurban Bayramında, “ Eyyâm-i Nahir,”’de Kurban kesilmesinin caiz olduğu günler ki, Kurban Bayramı’nın birinci, ikinci ve üçüncü günü gün batımına kadar nisaba malik olunması halinde hiç beklenilmeden, sadaka-i Fıtr ve kurban vâcib olur.Saraka-i Fıtr’ı vermediği, Kurban’ı kesmediği takdirde, i’tâb’a, amelen farz olan bir ibâdeti terk’ettiği için âhirette azaba müstehak olur...
Zekât’ın farz, Kurban ve Sadaka-i Fıtr’ın vâcib,( amelen farz) kığlınması için nisab,( dînen zenginliğin) miktarı ne kadardır?
Bir Müslüman’ın zekât, kurban ve Sadaka-i Fıtr ile mükellef olması için, en az, 80,18 Gram has altın veya bu miktar altın değerinde, Nakid Millî para, TL., yabancı para, döviz, hemen paraya tahvil edilebilebilinen, tahvil, hisse senedi, gümüş, Tecârî, meta’ ve eşya’ya sahip olması gerekmektedir.
Bu satırların yazıldığı gün,( 13.05.2025 Saat 19) i’tibâriyle Has Altın’ın Gram fiyatı, (4058) (dörtbin TL, ellei sekiz kuruş idi) 80,18x 4058= 325.370,44... Kurban Bayramı’nın “ Eyyâm-i Nahr,” denilen, birinci, ikinci ve üçüncü günü, gün batımına kadar bu miktarda bir değere sahip ve malik olmayanlara kurban kesmek vacib değildir.
Aile’de karı- koca’dan hangisi nisaba malik ise,( dînen zengin ise) kurban ona vâcibtir. Eşlerden koca fakir, nisaba malik oılmayabilir, fakat hanım, babasından miras kaldığı, ya ada mehir, nişanda ve düğününde takılar dolaysiyle nisaba malik zengin olabilir. Bu takdirde kurban, hanıma vâcib olur. Her ikisi de nisaba malik zengin iseler, her ikisine de kurban vâcib olur.. Bülûğ çağına ermemiş çocukları zengin bile olsalar, mükellef olmadıkları için kurban vâcib olmadığı gibi, baba-anne’nin çocukları için de kurban kesmeleri vâcib değildir.
Son yıllarda, ba’zı Televizyon kanallarında ve sosyal medya’da ehliyyet ve liyakatları olmadığı halde nevzuhur, fetvacılar, “ Her eve bir kurban değil, ailedeki her ferde bir kurban sloganıyla, aile ferd’lerinin herbirine kurban vacibtir,” iddiasında bulunuyorlar, hattâ, ajite ederek, “ Pahalı Telefonlara para buluyorsunuiz da iş kurbana gelince ma’zeret uyduruyorsunuz,” diyorlar.
Ba’zı istismarcılar da, “ Hazreti Peygamber’imiz için, Hazreti Üstazımız için, kurban keseceğiz,Kurban hissesi, şu kadar, payı bu kadar,” diyerek çok cüz’î miktarlarda para topluyorlar. En şen’î, en çirkin, en fazla Allah’ın gadabını çeken, istismar, Allah’ın adı, Resûlu’llâh’ın adı ve Hazreti Üstazımızın adı kullanılarak yapılan istismardır.
Kurban, ister, “ Udhiyye,” Kurban Bayramının ilk üç gününde kesilmesi veacib kurban olsun, ister nezr,(Adak) olarak adanan kurban olsun,İster, hac’da temettu’ ve Kıran kurbanı olsun, isterse, vâcib olmadığı halde, nâfile olarak kesilen kurbun olsun, Keçi ve Koyun cinsinden hayvanları ancak, bir kişi, Sığır ve Deve cinsi hayvanları ise birden yediye kadar, çift veya tek hisse kesebilirler.Dolaysiyle,küçük miktarlarda, onlarca, yüzlerce kişinin verdiği paralarla alınıp kesilen hayvanlar kurban değil, kasaplık, et için kesilmiş hayvandır.
Dürüst olun, samîmî olun, Hoca’lara, talebe’ye et lazım, yardım edin, et alalım, ya da kasaplık hayvan alıp keselim,” deseniz, bu insanlar size daha çok yardım ederler...