CUM’A SOHBETİ ( 7/ 12 )

CUM’A NAMAZI- CEMAAT!...

Cum’a ve bayram namazları, ancak cemaatle kılınan namazlardır. Cemaat olmaksızın cami’i’lerde veya evlerde, Cum’a ve bayram namnazları kılınmaz.Cemaat oluşması için en az, imamdan başka üç erkeğiun bulunması şarttır. Cemaatin şart olması hususunda bütün fukahâ’nın İcma’ vardır. İhtilaf sayılardadır.İmam ile birlikte, üç diyenlerden tutun Da, imamdan gayri asgarî, kişinin,bulunmasını şart koşanlar da vardır. HanifÎ Ekolü’nün ekseri imamları ve müftâbih olan da, imam’dan başka asgarî üç erkeğin bulunmasıdır.Hatta,bu üç kişiden birisi,ilk ruku’dan evvel, namazğı terk ederse, Cum’a namazı sahih olmaz, diğerlerinin öğle namazını kılmaları kendilerine farz olur. Günümüzde,Allah’a şükürler olsun, Yurdumuzda ve gönül Coğrafya’mızda, yüzbinlerce cami’i’lerde, Cum’a namaz’ları, Cem’-İ gafîr,( çok büyük cemaatler) halinde kılınmaktadır; hatta, Selâtîn cami’i’lerimiz, Ulucami’i’lerimiz, cemaati alamadığı için,cami’i’lerini geniş avluları cemaatle dolmakta,zaman zaman, cadde ve sokaklara taşmaktadır.Ama, bir zamanlar bu Ülke’de, medrese’ler kapatılmış, din eğitimi bütünüyle men’edilmiş, cami’i’ler satılmış, depo ve ahır haline getirilmişti.1920,1930ve 1940’lı, yılları fetret devri, Cum’a namazı kılınabilmesi için, imamdan başka en az üç kişi cemaat oluşamadığı için, Cum’a namazları kılınamamıştı.Bizzat, kendisinden dinlemiştim; İstanbul, Fatih, Edirnekapı,Mihr-ümah Sultan Cami’i’nin Başimamı, Merhum, Abdullah Güzelyazıcı Hoca’mız anlatmıştı.” 1940’lı yıllarda, Fatih Sofular’daki bir cami’i’de imam idim, Cum’a Namazlarını eda edebilmek için, Cum’a gecesi, Pirşembe akşamından, en az üç kişiyle anlaşır, mutabık kalırdık.Yine, bir Cum’a gecesinde, bütün komşuların kapısını çaldık, ancak, iki kişi Cum’a’ya gelebileceğini söyledi.Bir üçüncüyü ararken, ümitsizce bir kapıyı daha tıklattık. Adam: “ Gelmek isterdim, fakat, yarın,birgünlük iş buldum, “ Yevmiye’e gideceğim,” üzgünüm,” der. Abdullah Hoca ve yanındakiler,” Sen işe gitme, Cum’a’ya gel, biz senin yevmiyeni verelim,” derler,mutabık kalınır. Cum’a vakti gelir, imam ve üç kişilik cemaat hazır,Abdullah Hoca, Türkç,” Tanrı Uludur, Tanrı Uludur,” diyerek, tangır-tungur, ezanı okur.İlk sünnet kılınır, ikinci ezan, Abdullah Hoca, çok kısa bir hutbe okur, Cum’a namazının iki rek’atlık farzı için, kamet getirilir.Namaza başlanır,yevmiyesi verilerek cemaatten birisi olan, kişi, namazı terk’edip, cami’i’dein çıkıp kaçar gider. Abdullah Hoca ve diğer iki kişi şaşkındır, her ihtimale karşı, ögle namazını kılarlar, namazdan sonra, devrin, İstanbul Müftüsü, Ömer Nasuhî Bilmen Efenidi Hazret’lerini ziyaret ederler. Trajikomik vak’a’yı anlatırlar, Cum’a namazlarının sahih olup-olmadığını sorarlar. Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazret’leri: Belki de İslâm Tarihi’nde böyle bir vak’a hiç olmlamıştır. Onun için, fıkıh ve fetva kitaplarında,böylesi bir fetva’ya rastlanmaz.Ama şu kadarını ifade edeyim, bu şahıs, rüku’a gitmeden evvel namazı terk’etmiş ise, Cum’a namazı sahih olmaz, rükû’a gittikten sonra terk etmiş ise sahih olur, siz yine de,Zuhr-u ahir’i kılmakla isabet etmişiniz,” buyurmuştur.

Cum’a Namazıyla alakalı olarak bir traji-komik vak’a da ben anlatayım. 12 Eylül 1980 darbe-i hükûmetinden sonra,devrin kudretli ismi, metezori, devlet ve hükûmet Başkanı, aynı zamanda,Genelkurbay Başkanlığı’nı da uhdesinde tutan, Kenan Evren Paşa,bil’hassa, Cum’a namazına giden,me’murlar ve AskerÎ personel için, “ Cum’a Namazını evlerinde kılsalar ya! Cami’i’e, riya için, sırf gösteriş olsun, diye giudiyorlar,” demişti.” Aman Râ Rabbî! Askerî Lise’den sonra Kara Harb okul’unu, Akedemiyi bitirmiş, kurmay subay olarak, kıta’larda bulunmuş, general olmuş,Tugay, Tümen,Kolordu, Ordu,Komutanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, metezori de olsa,% 99’u müslüman Aziz Türk Milleti’nin devlet Başkanı olmuş birisi, Cum’a Namazının cami’i’lerde, cemaatle kılındığını bilmiyor,” Cum’a namazını evlerinde kılsalar ya! Sırf riya için, gösteriş olsun, diye cami’i’lere gidiyorlar diyebilmişti. Hayret ki, ne hayret!..