CUM’A SOHBETİ ( 7 / 16)

“ İSTANBUL’A MÜFTÜ OLMAK!... “

Yukarıya aldığım,” Serlevha, İstanbul’a müftü olmak,” 1998 28 Şubat döneminde,İstanbul’a değil,Türkiye’nin herhangi bir yerindeki, köylerin nüfusu kadar bile nüfusu bulunmayan, ancak sınır haddi’nde bulunouğu için,İlçe haline getirilmiş küçük bir ilçe’ye bile layık olmayan birisi, İstanbul’a müftü ta’yin edildiğinde, kaleme aldığım, bir serî yazı’ların senlevhası idi.

İstanbul Müftülüğü, Süleymaniye Cami’i’nin yakınlarında bulunan, Osmanlı Devleti aliyye’mizin, Şeyhulislâm’lık Makamı, Bâb-u Meşîhat idi. Şeriyye Vekâleti lağvedilip, Şeyhulislâm’lık kaldırılarak, yerine, 03.Mart 1924 tarihinde Diyanet İşleri Reisliği te’sis edildikten sona, Bâb-u Meşîhat, İstanbul Müftülüğü’nün faaliyyet makamı haline getirilmişti. 1970’li yıllarına kadar, İstanbul Müftülüğü’nün yanında, dahil-i sûr, ilçeleri, Eminönü,( sonraları lağvedilerek,Fatih İlçe’sine katılmıştır.) Eyüp ve Fatihmüftülükleri de bu binada faaliyet gösterdiler.İstanbul’un ilk Müftüsü, 1924-1943 yılları arasında, 19 yıl müddet zarfında vazife yapan, Mehmed Fehmi Ülgener, silik bir şahsiyyetti.Peşpeşedevrimlerin gerçekleştiği,Mederese’lerin kapatıldığı, şapka kanunua muhalefet ettikleri gerekçesiyle onbinlerce ma’sumun İstiklal Mahkemeleri kıtal ve cinayek çeteleri tarafından idam edildiği,Ezan-ı Muhammedî’nin tangur-tungur okutulduğu, bir devirde zâten, fazla bir varlık göstermesi beklenilemezdi.

Mehmed Fehmi Ülgener’in vefatı üzerine, 1943-1960 yılları arasında 17 yıl müddetle İstanbul Müftülük vazefesinde bulunan, Merhum, Ömer NasûhÎ Bilmen Efendi Hazret’leri, gerçek bir Osmanlı İslâm Alimiydi. Arapça’nın yanında,Farsç şiirler inşad edebilecek kadar Förs lisanına da vâkıf idi. İstanbul Müftülüğünden sonra kısa bir müddet Diyanet İşleri Reisliği de yapan, 30 Haziran 1960 yılında getirildiği Diyanet İşleri Reisliği’nde ancak bir yıl kalmış, emekliliğini talep ederek ayrıllmıştı 12 Ekim 1971 yılında ebediyyete intikaline kadar,Türkiye’de ve gönül Coğrafyamızda dînî otorite kabul edilir, Diyanet İşleri Reisligi’nin, Mısır’daki Ezher Câmia’sının fetvalarına itibar olunmuz,” Bu hususta Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazretleri,ne buyurur?” diye, sorulurdu. Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazret’lerinin, ehl-i Sünnet, Mâtürîdî- Eş’arî, amelde Hanafî Mezhebi üzerine, İlm-ihal, Fıkıh, Kelâm,Istlahât-ı Fıkhiye, tefsir, Ashab-ı Güzîn hakkırde Müslümanların Nezîh İ’tikadı gibi, Muhalled eser’leri vardır.Büyük İslâm İlmihali dünya’da en çok basılan, en çok satılan kitaptır.

Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazret’lerinin Diyanet İşleri Reisliği’ne ta’yin edilmesi üzerine kısa bir müddet,bir yıl süreyle, Bekir Hakî Yener Merhum, İstanbul Müftülüğün’de bulundu. 1961-1965 yılları arasında, Üsküdar Müftüsü iken, İstanbul Müftülüğüne ta’yin edilen, İbrahim Edhem Elmalı Merhum, dört yıl bu vazifede kaldıktan sonra, Diyanet İşleri Reisliği’ne ta’yin edildiği için, İstanbul Müftülüğü münhal hale gelmişti. İstanbul müftülüğünü dolduracak birisi bulunmadığı için, İstanbul müsevvid’lerinden,( Müftü yardımcılarından) Merhum, Ali Fikri Yavuz,1966-1971 yılları arasında vekâleten, bir yıl kadar da Ahmed Vanlıoğlu vekâleten İstanbul Müftülüğünü deruhte etti. 1972-1978 yılları arasında, 6 yıl müddetle, Merhum, Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı Hoca’mız İstanbul Müftülüğü yaptı. Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı’nın vef1atı üzerine, Beyoğlu Mütftüsü iken, Salahaddin Kaya Hoca’mız İstanbul Müftülüğüne ta’yin edildi. Salahaddin Kaya, 1972-1991 yılları arasında,tamıtamına 19 yıl müddetle, İstanbul Müftülüğünde, rekor elde ederek en uzun müddet vazife yapan Hoca’mız olmuştur. Salahaddin Kaya genç ve dinamik birisiydi. Daha uzun yıllar İstanbul Müftülüğü yapabilirdi. Vazife yaptığı yıllarda, nezaketiyle, adaletiyle, insaf ve vicdaniyle, bütün hademe-i hayratın, İstanbul’daki tüm câmia ve cemaatlerin takdirini kazanmıştı.

Kendisini doğrudan vazife’den uzaklaştırmaya cesaret edemeyenler, “ Yurt dışında, dövizle,yüksek maaş’lı müşavirlik teklif ettiler,Vazifeniz tamamlanınca dönüşünüzde, bedelsiz otomobil ve eşya getirebilirsiniz, çok avantajlı, dediler. Salahaddin Hoca,Bendenizle istişare etti,” Hocam, ne dersiniz?Bu teklifi kabul edeyim mi?Bendeniz,kendisine,” Aziz Hocam, İstanbul müftü’leri, ya vefat ile, ya da,Diyanet İşleri Reisliğine ta’yin ile İstanbul müftülüğühden ayrılırlar. Bütün selefleriniz böyle olmuştur. Size, Diyanet İşleri Reisliğini teklif ederlerse ancak kabul ediniz, Başkaca bir teklifi asla kabul etmeyiniz,” dedim. Kabul etmedi. Ancak, çirkin ve şen’î bir tertiple karşı karşıya bıraktılar. Dinle,Diyanet’le alakalı bir toplantı, diyerek kendisini,devrin M.s.P.’si’nin, Siyâsî bir toplantısına da’vet ettirdiler,Siyâsî bir parti’nin da’vetine katıldı, gerekçesiyle kendisini emekliye sevk ettiler…