CUM’A SOHBETİ ( 7 /44)

ASIRLARBOYU KÖRÜKLENEN FİTNE!...

Üçüncü Halife Hazreti Osman bin Affan’nın şehid edilmesiyle zuhur eden Fitne-i Uzmâ, (büyük fitne), Cemel ve Sıffîn vak’a’larında meydana gelen, asırlardır, müslümanları dilhun, hazîn vak’a’larla son bulmuştur. Nasılki, Uhud’da Okçular Tepesini terk edenler hakkında, kimler oldukları niçin terk ettikleri, araştırılmamış, soruşturulmamış ise, bu büyük fitne’de taraflar kimlerdir, niçin karşı tarafta olmuşlardır, sorulmamıştır, araştırılmamıştır. Zâten ,Kibar-ı Sahabe’den ba’zıları, bu fitnenin içinde bulunmamak ve taraf olmamak için, muhtelif yerlerde,bâdiye’lerde’ çöller’de) inzivaya çekilmişlerdi. Fitne sonlandırıldığında, taraflar, asla birbirlerine, herhangi bir husumette bulunmamışlardır.Fitne ateşisöndürüldüğünde, karşı taraflarda oldukları halde, Halife Hazreti Ali Kerreme’llâhu Vechehû, mü’min’lerin annesi, Hazreti Aişe-i Mutahhare’yi, tertip ettiği bir kervan ile, bi’lhassa,kadınmuhafıza’lar refakatiende, Kemâl-i ta’zîm ve hürmetle, Medine-i Münevvere’ye uğurlamışt. Ashab-ı Güzîn bu fitne’nin herhangi bir hilafet ve saltanat veya dünya ni’meti için zuhur etmediğini, Meşeli’nin tamamen İçtihaedî bir mes’ele olduğunu, İçtihadî bir mes’ele’de taraflardan hiç birisinin itham edilemeyeceği,İçtihadında isabet edenin iki ecir,hata edenin bir ecirle mükafatlandırılacağını, ifade etmişlerdir. Ehl-i Sünnet’in ve Tarikat-i Naşibendiyye-i aliyye’nin,bu husustaki içtihad ve görüşü, Hazreti Osman bin Affan’ın şehadeti üzerine,zuhur eden, Cemel ve Sıffîn vak’a’larındaki İçtihadî mes’ele’de hak,Hazreti Ali tarafındadır,ancak,karşı taraf,içtihadî hata’larından dolayı asla itham olunamaz,suçlanamz.

Tâbi’în, bu husuta,” Büyük fitne zuhur ettiğinde, Cemel ve Sıffîn vak’a’larında, Sînâm’ımızı, (Kılıçlarımızı), nasıl kandan temiz tutmuşsak, Lisanımızı da( dillerimizi de) kin,adavet ve husûmettten temiz tutacağız,” diyerek bu Fitne-i Uzmâ mevzu’unda son noktayı koymuşlardır…

ŞÎ’A’NIN FİTNE-İ UZMÂSI: “ Ben’den sonra Hilafet otuz seine devam edecektir; ondan sonra ise,meliklikler ve emirlikler gelecektir.” Bu hadis-i Şerif ile mu’cizevî olarak haber verilen,hilafet müddeti, Hicrî, birinci Asır’da tamamlanmış, sırasıyla bütün halifeler, ashab-ı Güzî’nin tamamının icmâ’I ve ittifakı ile seçilmişlerdir. Hicrî, ikinci Asr’ınsonlarına doğru, ŞÎ’a, hiçbir delil ve mesnedi olmadan,” Peygamber(imizden sonra,Hilâfet,Kureyş Kabilesi’nin hakkıydı, Peygamber’den sonra, Halife, Hazreti Ali ve diğer Kureyşmensubları olmalıydılar. Diğer üç halife,Hazreti Ebû Bekir es-Sıddîk, Ömer el- Farûk İbnü’l-Hattab, Osman bin Affan Zin’Nû-reyn rıdvanu’llâhi aleyhim ecme’în, hâşâ! Hilafeti gasb’ettiler, hâşâ! Ma’siyyete düştüler, zulme ve küfre düçâr oldular. Şî’a’dan olmayan herkesi, Sırat-ı Müstekîm üzere,” Mâ Ene aleyhi ve Ashâbî”, (Benim ve Ashabımın yolu üzerinde olanlar,) bütün ehl-i Sünnetmensubu müslümanları da, hâşâ ! Tekfir ettiler. Şî’a,bu butlan ve dalaleti günümüze kadar taşımış, günümüzde de aynı dalalet üzere devam etmektedirler.İran’ın Şî’î maktûl Lideri, Ali Hamaney katl’edilmesinden bir müddet evvel,Asıl mücadele, ne A.B.D.ne İsrail ile’dir; Mücadele, Hüseyin taraftarlarıyla, Yezîd taraftarları arasındadır. Tabî’ki, Hüseyin taraftarları,ŞÎ’a dünyası,Yezid taraftarları bütünmüslümanlar, ehl-i Sünnet…..

Ehl-i Sünnet’in en önemli esâsât’ından birisi, “ Tafdîlü’ş-Şeyheyn, Muhabbbetü’l-Hateneyn,”( Peygamber’imizin iki Kâim-i Pederini,sırasıyla, Ebû Bekir es- Sıddîk ve Ömer el- Faruk İbnü’l-Hattab’ı en faziletli kabul etmek, Peygamber’imizin iki damadı, Hazreti Ali bin Ebû Talip ile, Hazreti Osman bin Affan, Zin’Nûreyn’i aralarında fark gözetmeksizin sevmektir .” Hazreti Ebû Bekir es-Sıddîk radiuya’llâhu anh, Efendimiz, Peygamber’lerden ma’adâ, bütün beşeriyyetin en faziletlisi olduğunda, İcmâ’ı Ümmet vardır, İcmâ’ı Ümmet, Edille-i Şer’iyye’den olması hasabiyle, inkar edenler ,kâfir olurlar….