YEZÎD BİN MUAVİYE VE HACCÂC-I ÂLİM HAKKINDA!...
Râfizî ve Şî’î’lerin yalan,iftira ve bühtanlarına müstenid, pekçok ehl-i Sünnet mensubu, hatta aralarında, Ulum-u Diniyye ve İslâmiyye’de bahîr âlim’lerin de bulunduğu, pekçok âlim, fakîh, müfessir’ler arasında bile, Yezîd bin Muaviye ve Haccac-ı Âlim hakkında, şaşı bakanlar, la’netleyenler, Haccac-ı Âlim’e, zâlim diyenler vardır.Ma’alesef, Türkiye’miz’de bile, kimi İlâhiyatçılar, kendilerinei ehl-i Sünnet diyen kimi zevât, Yezîd’e la’net eder, Haccac-ı Âlim için, Haccac-ı Zâlim, diyenler ekseriyyettedirler. Bırakınız, Yezîd bin Muaviye’yi ve Haccac-ı Âim’i Ashab-ı Güzîn arasında mümtaz ve müstesna bir yere sahip, Peygamber’imizin vahiy kâtip’lerinden, kendisine, “ Rabim, ona ilim ve hikmet ver!,” diye du’a buyurduğu, Hazreti Muaviye bin Ebû Süfyan radiya’llâhu anhüma Hazret’lerine bile la’net edenler vardır. 60 yıla yaklaşan, tahrir hayatımda, 70 yıla yaklaşn va’a’z-u Nasîhat hayatımda, ne zaman, matalelerimde, Hazreti Muaviye Radiya’llâh anh Efendimiz için, “ Radiya’llâhu anh,” yazdığıımı için ve her ne zaman, Küsü’lerde va’az-u Nasihatta, Hazreti Muaviye için, “ radiya’llâhu anh,” dediğim için muahaze edildiğim oldu.
İstanbul Üniversitesi, Merkez Binası’nın yakınlarında, Bayezid Sahaflar Çarşısı’nda, yan yana, Ergin Kitapevi, Yeşil Kitapevi, bulunuyordu. Ergin Kitapevi, Merhum, Muzaffer Ozak’a, Yeşil Kitapevi ise, Şemseddin Yeşil’e aid idi. 1950’li yılların sonlarında, bırakınız, herhangi bir kitapevi’nde, giyim-kuşam, tekstil ürünleri satılan mağazalarda bile, bayan elemanların çalıştırılmadığı bir dönemde, Şemseddin Yeşil’in Ktapevi’nde genç bir bayan çalışıyordu. Üniversite’ye de yakın bu iki kitapevi, Anadolu’dan gelen Üniversite talebesi tarafından büyük rağbet görüyor, dolup-taşıyordu, bil’hassa Yeşil Kitapevi…
Hem Ergin Kitapevi’nde, Muzaffer Ozak tarafından, hem de Yeşil Kitapevi’nde Şemseddin Yeşil tarafından buralara gelen talebe’ye kesif bir Şî’a propagandası yapılıyor, Hazreti Muaviye radiya’llâhu anh Efendimize la’net edilmesi tavsiye ediliyordu. Mürşid-i Kâmil ve Mükemmil, Medâr Mürşid, Müceddid, Süleyman Hilmi Silistrevî Efendi Hazret’leri,(k.s.) Bayezid Cami’i’nde va’az ettiği günler, Ergin Kitapevi’ne, Merhum, Muzaffer Ozak’a uğrar, kendisini taltif eder, “ Es-Selâm-ü Aleyke yâ, Ebed-Derâhim,”( Allah’ın Selâmı senin üzerine olsun, ey paraların babası,) selâm verir, iltiufata bulunurdu.Biz’lere de, “Muzaffer, hafif Aleviyyü’l-Meşreb’tir,” buyururdu.
Müceddid, vazi’yyete muttalî’ buyurunca, Talebesi’nden iki kişiyi, muhtemelen, Hafız Hüseyin Kaplan ve Mehmed Arıkanı yanına alarak, Çamlıca’dan, devrin İstanbul Müftüsü, Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazret’leriyle görüşmek üzere, Fatih’e geçer, Ömer Nasûhî Efendi’yi evinde ziyaret etmek üzere, evi’nin yakınındaki Fatih Cami’i’nin geniş avlusuna ulaştıklarında, tesadüf, aslında tevâfuk, Ömer Nasûhî Efendi tek başına evine doğru yavaş yavaş, ilerlemektedir.Gizlice yaklaşırlar, dalgın bir vazi’yyette ilerlemkte olan, Ömer Efendi’ye, bir ökse yapalım, buyurur, - Ökse,bir kuş avlama tekniğidir.arkadan gizlice yaklşılır, ucu kancalı bir değnek ile ayaklarından tutularak yakalanır.Mübarek elindeki Asasını ters çevirerek,Ömer Efendi’ye ökse yapar. Yanındaki talebeye, “ Sakın bu ökseyi dizaltı yapmayın, o zaman yüzüstü kapaklanır, yere düşer, dizüstü kabaya yapınızki, arkasına döner bakar,” buyurur.Ömer Nasûhî Efendi, bu ökse hareketiyle, arkasına döner bir bakarki, arkasında Süleyman Efendi Hazret’leri.Bahîr iki âlim’in buluşması. “ Merecalbahreyni Yeltekıyân,”( İki denizin birleşmesi,) İki Bahîr âlim muaneka ederler, hal hatır sual edildikten sonra, sebeb-i ziyaret arz’edilir; “ Aziz Hocam,Şemseddin Yeşil ve Muzaffer Ozak Kitapevlerine gelen müşterilerine, bil’hassa Anadoludan gelimş Üniversite talebesi’ne kesif bir şekilde Şî’a propagandası yapıyorlar, Hazreti Muaviye radiya’llâhu anh Efendimize bile, la’net edilmesini tavsiye ediyorlr. Sizden İstirhamım, Kılıçlaşmış Kaleminizle, 2 Ashab-ı Güzîn hakkında bir eser yazmanızdır.Ömer Nasûhî Efendi,” Emriniz Bâşım üstüne Efendim. İnşâ! Allah! Rabbimin izn-i Keremiyle, en kısa zamanda yazarım,” Efendim, der.Lütfen, Fakirhâne’yi teşrif buyurun, bir acı Kahvemizi içiniz,” der. Teşekkür edilir, iki Bahîr âlim, biribirlerine derin bir hürmetle veda ederlerler. Filhakîka, Ömer Nasûhî Efendi Hazret’leri bu eseri, “ Ashab-ı Güzîn Hakkında Müslümanların Nezih İ’tikadı,” olarak yazdı ve Oğlu Avni Bilmen tarafından, Bilmen Yayınları Neşriyatı arasında neşr’edildi. Hazindir, Müceddid, Süleyman Hilmi Silistrevî Efendi Hazret’leri bu eseri dünya gözüyle göremedi. Merhum, Beyağabey, Kemal Kacar tarafından bu eser yayınevinden 500 adet satın alınarak bizlere hediye etmişti…