TARİH’İN VE COĞRAFYA’NIN İZİNDE!...
Her yaz olduğu gibi, yine, Şehir’lerin Bey’i, Beyler’in Şehri, Beyşehirdeyiz;Burada, Sıla-i Rahim, akraba ve kabir ziyaretlerinden sonra,Tarih’in ve Coğrafya’nın izlerini ta’kip ettik.Anadolu Selçuklu Devletimizin ihtişam ve azametinin bir eseri olan Kubad Abad Sarayı’nın harabesini ziyaret ettik.Kubad Abad Sarayı, Anadolu Selçuklu Devletimiz’in Yazlık Başkentinde, devrin en kudretli Sultanı, Ala’eddîn Keykûbât tarafından, Beyşehir Gölününün Batısında, göl’ün tamamına hakim,Anamas Dağlarının eteklerinde, 80 bin m2 bir yarımada üzerine te’sis edilmiş, muazzam ve ihtişamlı bir saraydı.Bu topraklarda inşa ettirilen ilk devlet sarayı idi.Dünya’da, duvarlarınnın içinden ateş geçirilerek, kalörifer sistemiyle ısıtılan, ilk bina ve ilk saraydır.Saray’a, Anamas dağlarından 20 km,mesafeden, kapalı kanalla içme suyu getirilmiştir.Saray devrin İznik çinileriyle tezyin edilmiştir.Saray kompleksinde, ihtişam yolu, ava köşkü ve Teshane bulunmaktadır.Burada üretilen tekneler, gölde bulunan 40’dan fazla adalara ve göl kenarındaki yerleşim merkezleri arasında kesif olarak kullanılmakta idi.Gölün güneyindeki Yeşildağ Mahahallesi kıyısında bulunan küçük bir yarımada’nın ismi hala, “ İskele,” olarak anılmaktadır.Gölün karşısında bulunan, Yenişarbağdemli, Dumanlı, Kurucaova, Ecirli, Gölyaka, (Hoyran), Gölkonak, Gölkaşı gibi köyler Karayolu ulaşımı bulunmadığından, 1960’lı yıllara kadar Şehir Merkezine teknelerle gidip- gelirlerdi.Göl Çevresinde bütün Mahallelere artık, kadayolu ile ulaşıam te’min edildiği için, teknelere ihtiyaç kalmamıştır.
Kubad Abad Sarayı, Osmanlı Devlet-i aliyye’mizin ikinci Başkenti, Edirne’deki, Edirne Sarayı’na, üçüncü ve ebdî Başkenti, İstanbul’daki, Topkapı Sarayı’ndan evvel, inşa ettirilen, şimdiki, Bayezid, İstanbul Üniversitesi’nin yerindeki eski Saray’a ilham kaynağı olmuştu.
Nuh Tufanından beridir, asırlardır,bu coğrafya’nın süsü, ziyneti,Türkiye’nin en büyük içilebilir, tatlısu gölü, Beyşehir Gölü,İklim değişikliği, yağışların azalması gibi tabi’î, âfet’lerin yanında,D.S,İ.’nin, vahşî sulama, Konya Ovası’na ve Isparta’nın dağlarına, hoyratça çekilen sular,tabi’î meyil ile Göle su taşıyan, gölün dört-bir tarafına, barajlar, göletler yapılarak, suların önü kesildiği için, Derebuçak, Yılmaz Muslu Barajı, Gembos Ovası sulu tarımı için ve derivesyon kanalları ve Kaşıkçı beli Tüneli vasıtasıyla, Beyşehir Gölünü beslemesi için inşa ettirilmişti. Fakat kar ve yağmur yağışlarığnın azlığı sebebiyle,Derebucak, Yılmaz Muslu Barajından geçen yıl, Gembos Ovası’na bile, su verilememiştir.Bütün bu sebeplerle,Göl hazinbir şekilde kuruma noktasına gelmiş ve Şehir’den kıyı ve kenarlardan iyice çekilmiştir.Acil yapılması gereken, Bölge ziraatçisi bir-kaç yıllığına eski devirlerde olduğu gibi,kuru tarıma yönlendirilmeli, Göl kenarlarındaki bütün baraj ve göletlerin suyu, “ Carsuyu,” olarak göle aktarılmalıdır. Doğduğum ve 11 yaşına kadar yaşadığım,Köyüm,Göynem,Konya,Antalya,Isparta üçgeninde, Konya Şehir Merkezine, takribî,135 km. mesafededier. Zamanla,Alanya,sonra,Akseki, daha sonra, Seydişehir,bi’lahere,Beyşehir’e bağlıyken, şimdilerde, Dereköy iken,ilçe haline getirilerek,Derebucak ismini alan,ilçe’ye bağlanmıştır. Venedik’ten Pekin’e uzanan tarihî İpik Yolunun çeperinde iki dağ arasındaki küçük bir ovada kurulmuş,bu köyde akar subulunmuyordu,İnzan eliyle kazılmış, dev havz-u Kebirler, hayvanların sulunması için de, “Çoplak,” denilen, küçük ilkel minyetür,barajlar vardı.Zaman içinde,su, elektrik, Telefon, internet,sıcak asfalt kaplamalı yol, asrın bütün imkanlarına kavuşmuştur.Göynem’de, civardaki grup mahalle ve köylerde bulunmayan, müstesna bir yer var.Hemşehirli’lerimin, “ İşamiçi,” dedikleri, en az, üç-dört asırlık Çam ağaçlarının gölgelediği, bir tenezzüh,piknik, dinlenme sahası,135 km. Mesafe’den Konya Büyükşehir Belediyesi,bu sahaya, elektrik,içilebilir, menba’ suyu getirmiş, oturma grupları, masalar, mangal içinözel ocaklar,Bay-bayan mescidi,Bay-bayan, tualetleri, hertür hijyenik,bol malzeme, iddia edebilirim,ki, tualetler, Büyük şehir’lerdeki Avm’lerin tuâletlerinden, daha temizdir. Yurt çapındaki amansaz orman yangınları sebebiyle, orman içlerindeki, piknik- mesire alanları gibi, “ İşamiçi,” mesîre sahası da ziyaretlere, 15 Ekim 2025 tarihine kadar kapatılmıştır…