İstanbul müftüsü iken. Diyanet İşleri Reisliği’ne ta’yin edilen, son İstanbul müftüsü, Merhum, İbrahim Elmalı Hoca’mızdı. İbrahim Edhem Elmalı’yı yakından,1964 yılının Ramazan ayı arefesinde tanıdım. İstanbul’da, Merhumlar, Hüseyin Kaplan,( Bakırköyü Vaizi), Mehmed Arıkan,( Fatih Vaizi), Seyfeddin Alkan( İstanbul Merkez vaizi), Mustafa Özaltın( Bakırköyü Müftüsü ve Zeytinburnu, Emine İnanç Vakfı Cami’i imamı)’dan sonra, İstanbul cami’i’lerinde kürsüye çıkan tek kişi bu fakirdi. Bakırköyü, Zeytinburnu,Üsküdar ve Şişli( Teşvikiye ve diğer) cami’i’lerinde va’az ediyordum. İstanbul’daki vaiz’lerin hayali, Sur dahili, Selâtîn cami’i’lerde ve bil’hassa, Eyüp Sultan Cami’i’nde va’az etmektir.Ramazan ayı arafesindeben de Ramazan ayı müddeüinde,Selâtîn cami’i’lerde ve Eyüp Sultan Cami’i’nde va’az etmek içinmüracaat ettiğimide,Elmal’nın müsevvid’leri( Müftü Yardımcıları) Fikri-Şükrü( Ali Fikri Yavuz,İstanbul Müftü vekili ve Kadıköyü Müftüsü,Şükrü Hoca Rumeli Mühâciri, bil’âhere, Gaziosmanpaşa,Şişli,Zeytinburnu,Çatalca müftülük’lerinde bulundu. Bendenize,”Listeleri hazırladık,Valiliğe gönderdik, İnşâ Allah! Gelecek sene Ramazan’da siz de listeye dahil ederiz,” dediler. Merhum, Konyalı, Mustafa Doğanbey, Benim ve diğer hoca’larımızın va’az’larını ta’kip eder, sandık kadar “ Uher,” marka teyb’in’i sırtına vurur, cami cami, dolaşırdı. Selâtîn cami’i’lerin kürsülerinin yakınında priz bulunmadığı için, hemen hemen, her cami’i’n kürsüsüne, prizler koydurmuştu.Lokanta’da ziyaretine gittiğimde “ Ne oldu, Seni listelere aldılar mı? “ diyesordu, Müsevvio’ler, Fikri- Şükrü ikilisi, ´Listelerin hazırlandığını, Vilayete gönderildiğini ve bu sene, yine daha önceki cami’i’lerde va’az ediniz, İnşâ Allah! Seneye bakarız,” dediler dedim. Şiddetli yağmurlu bir gün idi. “ Haydi! İstanbul Müftülüğü’ne gidiyoruz,” dedi. Şemsiyeleri yanımıza aldık,Sirkeci’deki Lokantadan, Sultanhamamı, Marpuç’cu’lar, derken, Mercan Yokuşunu tırmandık,nihayet, Süleymaniye, İstanbul Müftülüğü… Merhum, Elmalı, Konyalı, Mustafa Doğanbey Amca’yı çok büyük bir tehâlukla karşıladı,” Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, Şeref verdiniz,” dedi.” Buyurunuz, Emriniz bâşımüstüne!.. Mustafa Doğanbey Amca, “ Müftü Efendi Hazret’leri, “ Bu genç vaiz, Benim hemşehirlim, aynı zamanda benim himayem’de büyüdü, okudu, Süleyman Efendi Hazret’lerinin talebesindendir. İstedi ki, diğer vaizler gibi, Ramazan ayı boyunca dahil-i sûr, Selâtîn cami’i’lerinde ve Eyüp Sultan Cami’inde va’az etsin,” Kendisine, “Listelerin hazırlandığı, Vilâyet’e sunulduğu söylenmiş, takdîr Zât-ıâlî’nizin’dir,” dedi.Zile bastı, müsevvid’ler, Fikri- Şükre ikilisi’ni Makamına da’vet etti.” Bu genç vazi niçin listelere almadınız,” diye sordu, Kemküm, ettiler “ Efendim, Listeyi hazırlayıp,Valiliğe ve matbuata vermiştik,” demeleri üzerine, çıkıştı, “ Listeler vahiy’le mi oluştu? Hemen değiştirin,bu genç vaizimizi, istediği cami’i’lerde istedigği vakitlerde, va’az ve nasihat etmesini te’min ediniz,” ta’liumatını verdi. Müsevvid’ler, Fikri- Şükrü ikilisi,beni odalarına da’vet ettiler, hangi cami’i’leri, hangi vakitleri istediğimi sordular, ben, te’eddüben, “ Cami, vakit talebim yok, takdir sizin,” dedim,Müftü Efendi’ye ve Fikri- Şükrü ikilisine teşekkür edip ayrıldık,Ayrılırken,İki gün sonra Telefon ederek, hangi cami’de, hangi vakitlerde va’az edeceğinizi öğrenebilirsin,” dediler Merhum,İbrahim Edhem Elmalı Hoca’yı, Diyanet İşleri Başkanlığı’na ta’yinen, İstanbul’dan ayrılıncaya kadar, zaman zaman, ziyaret eder, hal hatır sorar, elini öper, hayır du’a’sını alırdım.Türkiye Cumhuriiyeti’nin üçüncü Diyanet İşleri Reisi, Ahmed Hamdi Akseki’nin vefatı üzerine,Diyanet İşleri Reisliği’ne ta’yin edilen, Merhum,Eyüp Sabri Hayırlıoğlu, Demokrat Parti iktidarı müddetince 10 yıldan fazla bu vazifeyi deruhte etti. 27 Mayıs darbeci, yaşlı,Muhterem bir ilim adamına reva görülmemsi gereken, şen’î, çirkin bir tavırla vazifesine son verdiler. Darbeci’lerin ba’zılarında, kadîm, “ Türkçe Ezan, Türkçe Kur’ân,Türkçe ibadet” marazları debreşmişti. Darbeci’lerin başı,Cemal Gürsel Erzurum’lu idi. Fıkıh, kelâm,hadius,usûl-ü fıkıh ve tefsir de otorite,devrin İstanbul Müftüsü, Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazret’leri de Erzurum’lu idi Darbeci’lerden ba’zıları, Ömer Nasûhî Bilmen Diyanet İşleri Reisliği’ne getirilirse,” Türkçe Ezan, Türkçe Kur’ân, Türkçe ibadet,” için fetva verirse,kimse i’tiraz edemez,” düşüncesiyle,Ceemal Gürsel’e “ Paşam, Ömer Nasûhî Bilmen,sizin hemşehirliniz, Siz rica ederseniz,sizi kırmaz,kabul eder,” dediler.Darbeci’lerin başı, devrin en güçlü adamı, Devlet ve Hükûmet Başkanı,Cemal Gürsel, Ömer Nasûhî Efendi’nin Diyanet İşleri Reisliğini kabul etmesini kendisinden rica etti, ricası kabul gördü ve Ömer Nasûhî Bilmen, 30 Haziran 1960 tarihinde Diyanet İşleri Reisliği’ne ta’yin edildi.Uzun bir müddet, İstanbul Müftülüğü’nü, Bir Şeyhulislâm gibi idare eden, Ömer NasûhÎ Efendi’ye,Diyanet İşleri Reisliği, çok hafif kalmıştı. Sadece, ta’yin-nakil bürokratik işler. “Türkçe Ezan, Türkçe Kur’ân, Türkçe ibâdet,” huşularında, hiç kimse kendisine fetva sormaya dahî, cesaret edemedi. Bahîr, Âlimimiz, bu çile bir yıl bile dayanamadan,9 ay,altıgün sonra istifasını vererek, emekliliğini istedi ve İstanbul’a avdet etti.