CUM’A SOHBETİ (7/22)

DİYÂNET’DE EHL-İ SÜNNET TASFİYE EDİLDİ!..

İbdahim Ethem Elmalı’nın yerine, Merhum,Gümüşhane’li Lütfi Doğan’nın vekâleten,Diuyanet İşleri Başkanlığı’na ta’yin edilmesi’nin hemen akabinde, Ege Bölgesi gezici vaizi iken, Yüksek dinî tahsili, bırakınız,yüksek dinî tahsili, Tapu Kadestro Meslek Lisesi,birinci sınıfından terk’den başka hiçbir tahsili bulunmayan , Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açtığı hiçbir imtihana katılmamış ve kazanmamış, üstelik, Başkan yardımcılığı için aranan,12 yıllık kıdeme de sahip olmayan, Yaşan Tunagür,Diyanet İşleri Başkan yardımcılığı’na ta’yin edilerek,Ankara’ya geldi. Ankara’da makamına oturur-oturmaz, Başvekil’in kardeşi, Hacı Ali Demirel vasıtasıyla, sırtını Başvekil’e dayandırarak,bütün tavırlarıyla, “Burası’nı tek hakimi benim,” diyordu. Bürokraside, ast-üst münasebeti geçerlidir, vekâlen de olsa,Diyanet İşleri Başkanlığı’na ta’yin edilen,Lütfi Doğan,elbette Başkah yardımcısı olan YaşarTunagür’ün üstündeydi,Fakat, Yaşar Tunagürbütün kavırlarıyla, Lütfi Doğan’ı aşağılıyor, bir evrak imzalanacak ise, üste arz’edilmesi gerekirken,emr’ediliyordu. Makam’da bulunan, bütün personelin yanında ve onların duyabilecekleri bir sesle, üstüne karşı, önadıyla,: “ Lütfiiii! İmzalanacak evrak var, buraya gel!” diye hitap ediyordu.

İbrahim Ethem Elmalı’ya nisbet edercesine, makama oturur-oturmaz, Kuzey Afrika ülke’leri,Cezâyir, Liba ve Turnus’a ziyarete çıktı. Bu ziyaretteki hey’et arasında, Başvekil Süleyman Demirel’in kardeşi, Hacı Ali Demirel de vardı. Ziyaret ettikleribu ülke’lerde, tıpkı, İbrahim Ethem Elmalı ve hey’eti’nin ziyaretlerinde olduğu gibi, Yaşar Tunagür,Türkiye Cumhuriyeti Şeyhulislâm’ı olarak karşılanmıştır. Yalnız feark şu, hey’ette bulunanlar,Yaşar Tunagür’ü, Şeyhulislâm, Hacı Ali Demirel’i de, Sadr-ı A’zamın kardeşi, diye takdim ettiler. İbrahim Ethem Elmalı ziyaretiinde kıyameti koparan, devrimbazlar, kemalistler, her nedense bu ziyarette de aynı tavır sergiulendiği halde seslerini çıkarmamışlardır.

Yaşar Tunagür Diyanet İşleri Başkanı yandımcılığı’na ta’yin edildiğinde, Diyanet İşleri Başkanlığı, taşra Teşkilatındaki, müftü, vaiz, Kur’ân Kursu muallimi,imam-hatip,müezzin-mayyim olarak,personelin % 80’ Süleyman Efendi Hazret’leriin medrese’lerinde yetişenlerdi. % 5’i de, Karadeniz illerinde, Doğu ve Güneydoğu illerimizde, eliöpülesi, hoca’larımızın yetiştirdiği ve her biri de, ehl-iSünnet akîdesi’ne sahip hoca’lardı.

Yaşar Tunagür’ün Diyanet İşleri Başkan yardımcılığı’na getirilmesinin hemen akabinde, Diyanet İşleri Başkanlığı bünye’sinde, ehl-i Sünnet akîdesi’ne mensup,müftü, vaiz, iumam-hatip, Kur’ân Kursu muallimi,hatta, müezzin-kayyim tasfiyesi başlatıldı. Arşivler açıldı,Süleyman Efendi Hazret’lerinin medrese’lerinde yetişen,Diyanet mensub’larının dosyaları açıldı, herbir dosyanın üst kapağına, kırmızı kalemle, kocaman bir (S) harfi, konuldu. Sonra,büyük bir Türkiye Coğrafî Haritası, kocaman bir masa üzerine serildi, Harita’da iğne ucuyla, sürgün. ( naklen ta’yin), yerleri tespit edildi. İl müftü’leri,büyük ilçe müftüleri, bu tespit edilen, sınır boylarında, ücra köşelerde, bulunan, nüfusu, 200-250 kişi, tek bir cami’i bulunan, sırf, sınırda oldukları için, ilçe yapılan, Kırklareli,Kofca’az, Edirne Lalapaşa gibi yerlere sürgün edildiler. İstanbul Merkez, İstanbul Fatih vaiz’lerini, o tarihlerde Zondulkağın ilçesi iken, Bartın il statüsü’ne kavuştuktan sonra Bartın’a bağlanan, Kurucaşile’ye, sürgün edildiler. Sürgün furyası,vaiz ve müftü’lerle, sınırlı kalmadı, imam-hatip, Kur’ân Kursu muallimi, müezzin- kayyim’lere kadar uzandı. Gidebilenler, “ Bu Memleket, bizim, biz Bu Aziz Millet’in buir ferdiyizi,Yurdumuzun neresinde olursa olsun, hizmete devam,” diyerek, sürgün edildikleri yerlere gittiler. Fakat, ailevî ve sair sebeplerle, gidemeyenler, istifa ederek, Diyanetteki vazife’leri’nden ayrılmak mecburiyetinde kaldılar. Ekserisi de, me’muriyyetlerine,muadil, başka kurum ve kuruluşlara gittiler.

Yaşar Tunagür,Diyanet İşleri Başkan yardımcılığı’na, Dünya Kiliseler Birliği,Vatikan,AB.D. Avanjelist’leri,Mon Tarîkati ve Türkiye’deki temsilcilerinin talebi üzerine, ehl-i Sünneti Diyanetten, tabî’Îki, Devletimiziden ve Milletimizden tasfiye için, bu vazife’ye getirilmişti. Aslında bu ta’yin, Fetö Terör Örgütü’nün, Devleti ve Milleti bölüp, Aziz Vatanımızı emperyalis güçlere peşkeş çekme haraketine kadar uzanan,sonun başlangıcı idi.Ne yazık, te’sirleri hala devam etmektedir. Ahbes-i Sağîr,Deccal Fetö’nün,kuyuyaattığı bir taşıbinlerce akıllı hala çıkaramamıştır. Hâlâ, Yurdumuzda ve Gönül Coğrafya’mızda,ehl-i Sünnetin Rükn-ü Rekîni, Üssü’l-Esâsı,Cum’a ve bayram hutbe’lerinde,Hulefâ-i Râşidîn’in isim’leri zikr’edilmemektedir.Diyanet İşleri Başkanlığı’na yeni ta’yin edilen, Prf.Dr. Safi Arpaguş’tan en önemli vebirincil beklentimiz,Diyanet İşleri Başkanlığı’nı yeniden fabrika ayarlarına tevcih etmesidir…