CUM’A SOHBETİ (7/27)

“EL-KEZZÂB, EL- KEZZÂB, EL- KEZZÂB!...”

Resûl-i Ekrem, salla’llâhu aleyhi ve sellem Efendi’mize, âhir zamandaki deccâl’den sual olunduğunda, “Çok yalancı birisi olacak buyurmuştu. Deccâl’in nesli, nesebi yalan, ismi, unvanı yalan, hayatı yalan olacaktır. Kendi sözleri, kendisi için söyleneneler yalan olacaktır. Ona izafe edilen, zaferler, cesaret ve kahramanlıklar hep yalan olacaktır. Bir müddet bütün insanları teshir edecek,bütün insanlar bu yalanlara inanacaklar. Fakat, bir insanı bütün zamanlar boyunca, bütün insanları da bir zaman zarfında aldatabilirsiniz, ama, bütün insanları, bütün zamanlar boyunca aldatamazsınız. Zaman içinde insanların ekserisi uyanır, artık yalanlara inanmaz hale gelirler.
Azılı laik ve Kemalist’lerin en büyük yalan, iftira ve buhtan’larinden birisi de, Merhum, Muhammed Hamdi Yazır’a, bir tefsir, Mehmed Akif Ersoy’a bir meâl, Merhum, Dârü’l- Fünûn müderris’lerinden, Ahmed Naim Bey’e Tecrid-i Sarîh (Hadis Külliyatı) tercüme ve Şerh’ini bizzat Mustafa Kemal’in yaptırdığı, bütün masraf’larının da kendi ma’aş’ından, biraz daha insaflı olanların ifade ettiklerine göre ise, Riyâset-i Cumhur tahsisatından karşılandığı yalan, iftira ve bühtanıdır.
Pekiyi! Hakîkat nedir? 03 Mart 1924 tarihinde Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile Milletimizin yüzakı ilim müessese’leri Devlet-i aliyşe’mizin medreseleri kapatılmıştır. Başta, devrin Diyanet İşleri Reis Muavini ve Müşavere Hey’eti a’zası, Merhum, Ahmed Hamdi Akseki olmak üzere, T.B.M.M.’sinde bulunan ba’zı sarıklı meb’us’lardan ba’zıları, Medreseler kapatıldı, harf devrimiyle latin harf’lerine geçildi. Bundan sonra nesiller, İslâmî ilim’leri ana kaynağından öğrenmekten mahrum kalacaklar, hiç değilse, Latin harfleriyle Türkçe’ye çevrilmiş, bir meâl, bir tefsir bir de Hadis Külliyatından, en sahihi Buharî’nin tecridi, “Tecrid-i Sarih, tercüme ve şerh ettirilmeli,” diye düşündüler, aralarında görüş ve fikir teatisinde bulundular.
Meclis’in “sarıklı’ları,” arasındaki Eskişehir Meb’usu Abdullah Azmi Efendi’nin meclis’e sunduğu, 21.02. 1341( 1925) tarihli takrir ile T.B.M.M.’sinde, bir tahsisat kanunu çıkarılmış, bu kanuna istinaden, 10 Ekim 1925 tarihinde Diyanet İşleri Riyaseti adına, Merhum, Ahmed Hamdi Akseki ile, Meal için Mehked Akif Bey, Tefsir hazırlanması, yazılması için, Muhammed Hamdi Yazır ve Tecrid-i Sarih tercüme ve şerh’i için, Merhum, Ahmed Naim Bey ile, Beyoğlu 4. Noterliği nezdinde bir anlaşma imazalanmıştır. Bu anlaşmaya göre, Meal yazılması ve hazırlanması için, Mehmed Akif Bey’e, Tefsir yazılması ve hazırlanması için, Muhammed Hamdi Yazır’a ve Tecrid-i Sarih tercüme ve şerh’i için Ahmed Naim Bey’e, bu hizmetlerine karşılık, biner lirası peşin olmak kaydiyle, herbirine 6 biner lira ödeme yapılacaktır. Bu anlaşma’da şâyân-i dikkat bir başka madde ise şudur: “Hazırlanacam meâl, yazılacak, hazırlanacak tefsir, tercüme ve şşerh edilecek Hadis Külliyatı (Tecrid-i Sarih,) Ehl-i Sünnet akidesine, İ’tikad’da mâtürîdî- Eş’arî, amel’de Hanefî Mezhebine muvafık olacaktır,” bilindiği gibi, Mehmed Akif Bey, Millî Mücadele’ye vargücüyle destek vermesine rağmen, arkadaşlarıyla birlikte ikinci meclise da’vet edilmemişler, Şer’iyye ve Evkâf vekaleti’nin lağvedilmesi, medrese’lerin kapatılması, peşpeşe devrimler biribirini ta’kip edince derin ber ye’se düşerek, Mısır’a gitmiş, hazırlayacağı meâl’in de ileride “Türkce Kur’ân, Türkce İbadet”e alet edileceği endişesiyle meâl yazmaktan vazgeçmiş, Kışları Mısır’da, yaz aylarında İstanbul’da kalıyordu. Vefat ettiği yıl, Mısır’dan İstanbul’a dönerken, yakın arkadaşı Yozgatlı İhsan Efendi’ye (Ekmeleddin İhsanoğlu’nun babası) “Eğer, emrihak vaki’ olup Mısır’a dönemezsem, Meâl için hazırladığım bu müsveddeleri yakarak yok et!” diye vasiyet eder. Türkiye’ye dönünce de Meâl için aldığı bin lira avansı Diyanet İşleri Reisliği’n iade eder. İhsan Efendi de vabiyet gereği, bütün müsveddeleri evinin balkonunda yakarak tamamen imha eder. Tefsir, Muhammed Hamdi Yazır tarafından yazılır, hazırlanır. İlk baskısı Diyanet İşleri Reisliği tarafından yapılan, bu Muhaled Eser, esas i’tibariyle, İmamü’l- Müfessirîn, Fahru’d-Dîn-i Râzî’nin, Muhalled Eseri Tefsir-i Kebîr’in birebir aynısıdır. Aradan yüz yıla yakın bir zaman geçmiş olmasına rağmen, henüz, aşılamamıştır.
Diğer taraftan, Kur’ân- ı Kerim’den sonra en esah Hadis külliyatı, Buhârî Şerif’in Tecridi, “Tecrid-i Sarîh”in ilk dört cildi, “Teheccüd Namazı,” bahsine kadar Merhum, Ahmed Naim Bey tarafından, tercüme ve şerh edilmiş, Merhum’un ebediyyete intikali üzerine, tercüme ve şerh işini, Sabık Afyon Meb’usu, Dersiam, Kamil Miras Bey devr almış ve Tecridi Sarih bütünüyle Kamil Miras Bey tarafından tercüme ve şerh edilerek, 12 cild halinde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bastırılmıştır. Aradan geçen yüzyıla rağmen, bu Muhalled Eser de henüz, aşılamamıştır. Hadis Külliyatı arasında me’haz, kaynak eser olmaya devam etmektedir.