CUM’A SOHBETİ ( 77 / 31)

HAZRETİ MUAVİYE(r.a.)’A ŞAŞI BAKANLAR!...

HAZRETİ MUAVİYE(r.a.)’A ŞAŞI BAKANLAR!...

İslâm tarihi boyunca, kesîf Şî’a propagandası sebebiyle, ehl-i Sünnet câmia ve cemaatleri arasında bile, hatta, Türkiye’mizdeki ba’zı tasavvuf grupları arasında bile, Hazrti Muaviye bin Ebû Süfyan radiya’llâhu anh Efendimiz’e şaşı bakanlar vardır. Vaiz’lik ve muharrir’lik meslek hayatım boyunca kürsü’lerde, diğer Ashab-ı Güzîn gibi, Hazreti Muaviye’yi medh’ettiğim, hakkında,( radiya’llahu anh,) dediğimi için, gazetelerde ve dergilerde yazdığım, makaleler’de, Hazreti Muaviye radiya’llâhu anh’i diğr Ashab-ı GüzÎn’den ayırmadığım için ziyadesiyle tenkid’lere ma’ruz kaldığım olmuştur.

Abdullah İbn-i Mübârek,ki, - kendisi TâBİ’î’nin en faziletli’leriunden, Türk, Fakîh ve müfessirlerindendendir.- Kendisine, Emevî, hükümdâr’larından, tevâzu’u ve adaletiyle meşhur, hata, ümmet arasında kendisine, “ İkinci Ömer,” unvanı verilmiş, Tâbi’î’nin en faziletli’lerinden Ömer bin Abdülaziz mi efdaldir, Hazreti Muiaviye radiya’llâhu anh, mi efdaldir? diye, sorulduğunda, “ Allah’a yemin ederim,ki, Hazreti Muaviye radiya’llâhu anh’in Resûlullah ile beraber çıktığı muharebelerden birisinde, atı’nın burnuna giren tozlar, Ömer bin Abdüaziz’den daha faziletlidir.” Buyurmuştur. Çok sağlam( sikât), sahih, varid olan hadis’lere göre, Resûl-ü Zîşân, salla’llâhu aleyhi ve sellem Efendimiz,” Allah’ım Muaviye’ye, kitabı, hisabı öğret ve onu azab’tan koru,” diye du’a buyurmuştur. Bir başka hadis’te ise,” Allahım, Muaviye’yi hidâyete erdir ve başkalarının hidayete erdirmesini de kendisine nasîp eyle,” diye du’a buyurmuştur. Ayrıca, Hazreti Muaviye radieya’llâhu anh Efendimiz, Peygamber’imizin vahiy kâtip’lerinden olup, nice vahy’e şahid olmuş, diğer sahabe ve vahiy katip’leri gibi vahiy meleği Cibrîl-ü Emin’i muhtelif suretlerde görmüştür.

Bu husûsiyyetler, yalınız Hazreti Muaviye radiya’llâhu anh Eefendimize aid değildir; Asr-ı Saâdet’de yaşamış, dünya gözüyle Efendimizi görmüş, ona iman etmiş, sohbetine mazhar olmuş, bütün Ashab-ı Güzîn içi de geçerlidir. Nitekim, Sevgili Peygamber’imizin çok sediği Amcası, Reîs’s-Şühedâ, Hazreti Hamza radiya’llâhu anh Efendimizi şehîd eden Hazreti Vahşî, bi’lâhere iman ile müşerref olmuş, huzur-u Resûlu’llâh’a kabul edilmiş, Peygamber’imiz, salla’llâhu aleyhi ve sellem Efendimiz: “ Seni her gördüğümde Amcam Hamza’yı hatırlayıp çok fazla hüzünleneceğim, bana fazle görünmesen daha iyi olur,” buyurmuştu da, Hazreti Vahşî de Allah’ın Resûlü’nü özmemek için, bu emdre itaat etti ve sadece bir kerre Resûlü’llâh’ın sohbetine mazhar olmuştu. Ama, Ashab-ı Güzîn’den birisiydi. Üveys el-Karnî, Asr-ı Saâdet’de yaşamış, Allah’a ve Resûlü’ne imaan etmiş, Resûl-i Ekrem Efendimizle görüşmek ve sohbetine mazhar olmak için, Medine-i Münevvere’ye kadar gelmiş olmasına rağmen, Resûlü’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem Efendiz, Asnabıyla birlikte uzak diyarlarda seferdi olduğu için, müşerref olamamış, sohbetine mazhar olamamış, validesine verdiği sözü yerine getirmek üzere, Yemen’e- Karn’e dönerek Sahabî olma mertebe’sine ulaşamamış, Tâbi’î’nin en faziletlilerinden Üveys el-Karnî, hiçbi zaman, Hazreti Vahşî’nin mertebe’sen ulaşamamıştır. Resûl-i Ekrem Efendimiz, kendisini, günümüzde Medâr-ı İftiharımız, İstanbul’da- Fatih’te, Hırka-i Şerif Cami’i’nde muhafaza edilmekte olan Mübarek Hırkasıyla taltif buyurmuştur.

Hazreti Muaviye radiya’llâhu anh’in bu üstün meziyyetlerinden dolayı, doğrudan kendisini hedef alamayanlar,-” Gulât-ı Şî’a hariç,” ki bunlar yalnızca, Hazreti Muaviye’yi değiel, başta, Yeryüzünde Peygamber’ler’den sonra bütün insanların en hayırlısı, Hazreti Ebû Bekr el-Sıddîk olmak üzere, Hülefâ-i Râşidîn Efendilerimize ve bütün Ashab-ı GüzÎn’e düşmandırlar.- Yezîd üzerinden, Hazret-i Muaviye ve taraftarlarına kin ve adavet besliyorlar. Şî’a,asırlardır, halâ da günümüzde, Hazreti Hüseyin radiya’llâhu anh’in Kerbelâda Yezid’in emriyle maiyetiyle birlikte şehid edildikleri iftirasını dillendirmektedirler. Kerbelâ’da Hazreti Hüseyin ve beraberindekileri şehid edenler, devrin Müslümanlarının Emeviyye emirlerinie karşı buğuz ve düşmanlıklarının artırılması için, haricî’lerdir. O devirdeki harıcî’ler, günümüzdeki P,K.K, gibi, niçin ve kimin kimlerin adına hareket ettiği belli olmayan bir törör örgütü, bir törör aparatı idilir. Hazreti Osman bin Afaan’ı da şehid edip, Fitne-i Uzmâ’nın( Çok büyük Fitne)nin zuhuruna sebeb olanlar da haricî’lerdi.