☰
✕

CUMHURBAŞKANIMIZIN BM GENEL KURULUNDA YAPTIĞI KONUŞMA DÜNYA GÜNDEMİNDE…

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu görüşmelerine katılmak üzere 20-23 Eylül 2026 tarihlerinde Amerika Birleşik Devletlerini ziyaret etmiştir.
Cumhurbaşkanı, genel görüşmelerin başlayacağı 22 Eylül'de BM Genel Kurulu kürsüsünden katılımcılara hitap etmiştir.
Birleşmiş Milletlerin resmi takvimine göre 81. Genel Kurul oturumu eylül ayında çalışmalarına başlamıştı.
Devlet ve hükümet başkanlarının dünya gündemine ilişkin görüşlerini açıkladığı genel görüşmeler ise 22-26 Eylül tarihlerinin ardından 28 Eylül'deki oturumla tamamlanacaktır.
BM Genel Kurulu, örgüte üye ülkelerin tamamının temsil edildiği temel müzakere organı niteliğini taşıyor.
Her üye devletin bir oya sahip olduğu Genel Kurul, uluslararası barış ve güvenlikten kalkınmaya, insan haklarından iklim değişikliğine kadar geniş bir gündemi ele alıyor.
Genel görüşmeler, ülkelerin dış politika önceliklerini uluslararası kamuoyuna doğrudan aktarmaları açısından önem taşıyor.
Konuşmaların yanı sıra New York'taki yüksek düzeyli hafta, aynı yerde çok sayıda lider ve üst düzey temsilcinin bulunması nedeniyle yoğun bir ikili diplomasi trafiğine de sahne olmuştur. BM' nin açıkladığı programa göre 81. oturumun genel görüşmeleri, "Güveni yeniden inşa etmek, dönüşümü yönetmek: Herkes için sonuç üreten bir Birleşmiş Milletler" teması etrafında gerçekleştirilmiştir.
Erdoğan, ziyaret sırasında BM Genel Sekreteri ile görüşmüş, ayrıca çeşitli ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarıyla ikili temaslarda bulunmuştur.
BM Genel Kurulu'nun yüksek düzeyli haftasında gerçekleştirilen ikili görüşmeler, resmi Genel Kurul oturumlarından ayrı yürütülmüş ve ülkelerin ikili ilişkiler ile bölgesel ve küresel konuları doğrudan ele almasına imkân sağlamıştır.
Resmi takvime göre kalkınma hakkına ilişkin bildirgenin yıl dönümü, iklim eylemi ve adil dönüşüm, deniz seviyesindeki yükselmenin oluşturduğu tehditler, salgınların önlenmesi ve salgınlara hazırlık gibi başlıklarda toplantılar düzenlenmiştir.
Erdoğan'ın ABD programında diplomatik görüşmelerin dışında sivil toplum ve ekonomi çevrelerine yönelik temaslar da yer almıştır.
Cumhurbaşkanımız ABD'de yaşayan Türk vatandaşlarının temsilcileriyle bir araya gelmiş, Türk-Amerikan iş çevreleri ve düşünce kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı programlara iştirak etmiştir:
1 - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu dolayısıyla bulunduğu New York'ta ABD'li düşünce kuruluşu temsilcileriyle Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) eş güdümünde düzenlenen toplantıya katılmıştır.
2 - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC), Uluslararası Demokratlar Birliği (UID), Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ve ABD Müslüman Kuruluşlar Konseyi (USCMO) tarafından Gotham Hall'da düzenlenen etkinliğe katılmıştır.
3 - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York'ta Türklere ait bir pastanede vatandaşlarla bir araya gelmiştir.
.4 - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri İklim Etkinliği'nde yaptığı konuşmada 2035'e giden süreçte yeni hedefler belirlediklerinin altını çizmiştir.
İklim eylemi ve adil geçiş konularını ele almak üzere katılımcıları bir araya getirdiği için BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlayacaksınız geçtiğimiz yıl yine burada Türkiye'nin COP31 Başkanlığına talip olduğunu ifade etmiştim. Bu yıl COP31'i 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenleyeceğiz." ifadelerini kullanmıştır.
Cumhurbaşkanımız Ağırlıklı olarak Gazze'deki insani kriz, İsrail'in saldırıları ve BM Güvenlik Konseyi'nin yapısındaki adaletsizlikler üzerine odaklanan, uluslararası alanda geniş yankı uyandıran tarihi bir konuşma yapmıştır.
Cumurbaşkaımızın konuşmasında öne çıkan ana başlıklar özetle şunlardır:
1. Gazze ve İsrail'e Yönelik Sert Eleştiriler:
Sayın Erdoğan, Gazze'de yaşananları "çağımızın en insanlık dışı temerküz kampı" ve "dünyanın en büyük çocuk kabristanı" olarak nitelendirmiştir.
İsrail'in uygulamalarını "soykırımcı zihniyet" olarak eleştirmiş ve uluslararası toplumu İsrail'e baskı kurmaya çağırmıştır.
2. "Dünya Beşten Büyüktür" ve BM Reformu Çağrısı:
Sayın Erdoğan, gelenekselleşen "Dünya beşten büyüktür" vizyonunu yineleyerek BM Güvenlik Konseyi'nin mevcut yapısını sert bir dille eleştirmiştir.
190'dan fazla ülkenin kaderinin veto yetkisine sahip 5 daimi üyenin (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) keyfine bırakılamayacağını söylemiştir.
Güvenlik Konseyi'ndeki veto sisteminin kaldırılması ve karar alma mekanizmalarının demokratikleşmesi çağrısını yapmıştır.
3. Kıbrıs ve Ege ile ilgili Mesajlar:
Uluslararası toplumu resmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) tanımaya davet etmiştir.
Ege ve Doğu Akdeniz'deki sorunların iyi komşuluk ilişkileri ve uluslararası hukuk temelinde çözülmesi gerektiği mesajını vermiştir.
Konuşma, özellikle Gazze'deki durum karşısında uluslararası kurumların "kan kaybettiğini" ve işlevini yitirdiğini savunan ahlaki bir çağrı niteliği taşımaktadır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında özetle şu ifadelere yer vermiştir:
"Elini vicdanına koyan hiç kimse yaşananları kabul edemez; dahası böyle bir soykırıma sessiz kalamaz. Netanyahu hükümetinin amacı Filistin devletini kurulmasını imkânsız hale getirmek, Filistin halkını göçe zorlamaktır.
Bu olumsuz gelişmelerin ortasında BM'de bir grup ülkenin Filistin devletinin tanıma kararı alması son derece önemli tarihi bir karardır.
Mahmud Abbas'ın bugün bizimle birlikte olmasını arzu ederdik.
Bugün söz alan tüm katılımcıların aynı zamanda Filistin halkının sesi olmasını çok ama çok kıymetli buluyorum. Bugün Filistin davası artık dünyaya mal olmuştur.
Bu salondaki katılım bunun en güzel ispatıdır.
Avrupa'da, Asya'da, Amerika'da ve Afrika'da sokakta, sosyal medyada, basında, özgür Filistin nidalarına hiç duymadığımız kadar tanık oluyoruz.
Şu çelişki buradaki dostlarım dahil kimsenin dikkatinden kaçmamalıdır. Holokost zulmüyle kökü kazınmak isteyen Netanyahu hükümeti aynı toprağı havayı, suyu paylaştığı komşularına soykırım uyguluyor.
Uluslararası toplum Batı Şeria'daki yayılmacılığı, Doğu Kudüs'teki oldubittileri bölgedeki istikrarsızlığı yayma girişimlerini durdurmak zorundadır.
Aksi takdirde uluslararası düzen ve evrensel değerlerden söz edilebilir.
Derinleşen işgal ve ilhak politikalarının hedefi açıktır. İki devletli çözüm vizyonunu öldürmek, Filistin Devleti'nin yaşayabileceği zemin bırakmamak, Filistin halkını sürgün etmek ve bölgede yayılmacı emellerini hayata geçirmek. Buna asla izin verilemez.
Bu konferansta Filistin devletini tanıma cesaretini gösteren ülkelerin tarihi duruşun arkasını doldurmalarını temenni ediyorum.
Ateşkesin ilanı, Gazze'ye insani yardımların engelsiz şekilde girişinin sağlanması gerekiyor.
Gazze, Filistin'in ayrılmaz bir parçasıdır ve Filistinlilere aittir. Filistinlilerin kendi topraklarını nasıl idare edeceklerini de yine kendileri belirleyecektir.
… Filistin'in Birleşmiş Milletlere tam üyeliğinin de artık vakti gelmiştir. Filistin’in kurumsal kapasitesinin artırılması, mali ve teknik desteklerin güçlendirilmesi, UNRWA gibi insani yardım kuruluşlarının faaliyetlerinin sürdürülmesi mühimdir.
Biz, Türkiye olarak, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğü haiz Filistin Devleti vücut bulana kadar mücadeleye azimle devam edeceğiz.
Buradan tüm Filistinli kardeşlerime, özellikle mazlum Gazze halkına en kalbi selamlarımı gönderiyorum."
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki temaslarını tamamlayarak Türkiye'ye dönmüştür.
Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'na katılmak üzere New York'ta bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı taşıyan "TUR" uçağı, 24 Eylül 2026 Perşembe günü saat 15.00'te İstanbul Atatürk Havalimanı'na iniş yapmıştır.
Cumhurbaşkanımızın temaslarının dünya barışına katkıda bulunması dileklerimle…
Hoşça kalınız.