İSTANBUL (AA) - DeFacto, sürdürülebilir tedarik zinciri alanındaki çalışmalarını Birleşmiş Milletler (BM) Küresel İlkeler Sözleşmesi Liderler Zirvesi'nde paylaştı.
Şirketten yapılan açıklamaya göre, DeFacto, sürdürülebilir tedarik yaklaşımını 2023'te Tedarik ile Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) fonksiyonlarını aynı yönetim yapısı altında bir araya getirerek, daha bütüncül bir yapıya kavuşturdu.
Şirketin 'Tedarik Zincirinde Sürdürülebilir Dönüşüm Programı' kapsamında sosyal uygunluk, insan hakları, çevresel performans, iklim odaklı tedarikçi dönüşümü, sürdürülebilir ham madde kullanımı, izlenebilirlik, veri yönetimi ve kapasite geliştirme çalışmaları tek bir yönetim modeli altında yürütülüyor.
Program, 503 aktif tedarikçi ve 3 bin 776 üretim tesisini kapsayan geniş bir tedarik ekosisteminde uygulanıyor. DeFacto'nun 29'u Türkiye'de, 21'i yurt dışında olmak üzere 50 ülkeye yayılan tedarik ağı içinde belirlediği 50 stratejik tedarikçi, dönüşüm çalışmalarının öncelikli odağını oluşturuyor.
Tedarikçilerin performansı, operasyonel kriterlerin yanı sıra çevresel, sosyal ve yönetişim göstergeleri üzerinden değerlendirilirken, eğitim, geri bildirim ve iyileştirme çalışmalarıyla gelişimleri destekleniyor.
Söz konusu modelle marka, sürdürülebilirliği tedarik zincirinin dışında yürütülen ayrı bir uyum alanı olmaktan çıkararak, satın alma ve tedarikçi yönetimi kararlarının doğrudan bir parçası haline getiriyor. Böylece şirket, tedarikçileri yalnızca belirlenen standartlara uyum sağlayan paydaşlar olarak değil, dönüşümün gerçekleştirildiği stratejik iş ortakları olarak konumlandırıyor.
Sürdürülebilir tedarik alanındaki deneyimini uluslararası işbirliklerine de taşıyan DeFacto, BM Küresel İlkeler Sözleşmesi bünyesinde faaliyet gösteren Sürdürülebilir Tedarik Koalisyonu'na Türkiye'den katılan şirketler arasında yer aldı. Şirket, koalisyon kapsamında izlenebilirlik, tedarikçi gelişimi, sorumlu ham madde kullanımı, kaynak verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması, insan hakları ve çalışma koşulları gibi alanlardaki deneyimini farklı ülke ve sektörlerden kuruluşlarla paylaşıyor.
Bilim temelli emisyon azaltım hedefleri 'Bilim Temelli Hedefler Girişimi' tarafından doğrulanan şirket, 2025'teki Karbon Saydamlık Projesi (CDP) Tedarikçi Katılım Değerlendirmesi'nde 'A Liderlik Seviyesi' elde etti.
DeFacto, gelecek dönemde tedarik zincirindeki karbon azaltım çalışmalarını hızlandırmayı, tedarikçilerin iklim dönüşüm kapasitesini güçlendirilmeyi, sürdürülebilir ham madde kullanımını yaygınlaştırmayı ve dijital izlenebilirlik uygulamalarını geliştirilmeyi hedefleniyor.
Şirket, sürdürülebilir tedarik zinciri alanındaki çalışmalarını katıldığı BM Küresel İlkeler Sözleşmesi Liderler Zirvesi'ne de taşıdı. DeFacto Küresel Tedarik, Sürdürülebilirlik ve KSS Başkanı Elif Çam, zirve kapsamında gerçekleştirdiği 'Uyumdan İşbirliğine: Sürdürülebilir Tedariki Yeniden Düşünmek' başlıklı konuşmasında, şirketin tedarik zincirinde ortak dönüşümü merkeze alan yaklaşımını katılımcılara anlattı.
- 'Sürdürülebilir tedariki tek yönlü bir süreç olarak görmüyoruz'
Açıklamada zirvedeki görüşlerine yer verilen Çam, organizasyonun farklı sektörlerden şirketlerin deneyim ve çözüm yaklaşımlarını paylaşması açısından önemli bir buluşma zemini oluşturduğunu belirtti.
Çam, sürdürülebilirlik alanında karşı karşıya kalınan ortak sorunların ve bu sorunlara geliştirilen farklı yaklaşımların zirvede küresel ölçekte değerlendirildiğini aktararak, şu değerlendirmelerde bulundu:
'Tedarik zincirlerinde gerçek bir dönüşüm yaratmak için şirketlerin kendi operasyonlarının ötesine geçmesi ve iş ortaklarıyla hareket etmesi gerekiyor. DeFacto'da karbon ayak izimizin yaklaşık yüzde 95'i Kapsam 3 emisyonlarından geliyor. Bu nedenle sürdürülebilir tedariki, tedarikçilerimize hedefler koyduğumuz ve bu hedeflere uyum beklediğimiz tek yönlü bir süreç olarak görmüyoruz. Enerji, su ve karbon verimliliği alanlarında dönüşüm fırsatlarını birlikte değerlendiriyor, teknik kapasitenin gelişimini destekliyor ve finansmanı da dönüşümün önemli bir parçası olarak ele alıyoruz.'