☰
✕
İstanbul

Deniz çayırlarının korunmasında yeni model

- Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ergün Taşkın: - 'Bu model aslında ortamın iyi kalitede mi kötü kalitede mi olduğu anlamına gelen bir değerlendirmeden çok aslında sahip olduğumuz imkanları o bölgede nasıl ve hangi bölgeye öncelikli yönlendirmemiz gerektiğine dair bir karar vermek için geliştirildi'

İSTANBUL (AA) - BİRİZ ÖZBAKIR - Türkiye'de deniz çayırlarının korunması ve onarılmasında öncelikli alanları belirlemek amacıyla çayırların kapladığı alan, yaş, karbon depolama özelliği ve insan kaynaklı zararları dikkate alan yeni bir model geliştirildi.

Akdeniz'e özgü endemik bir tür olan deniz çayırı Posidonia oceanica, çok sayıda deniz canlısına yaşam alanı sağlayarak kıyı ekosisteminin temel unsurlarından birini oluşturuyor. Bu çayırların kaybı, yalnızca bir habitatı değil, çok sayıda canlıyı da olumsuz etkiliyor.

Posidonia oceanica ayrıca kök ve rizomlarında oluşturduğu mat yapısında yüzyıllar boyunca karbon depolayarak önemli bir mavi karbon alanı oluşturuyor. Bu nedenle deniz çayırlarının korunmasına yönelik çalışmalar, biyolojik çeşitliliğin yanı sıra uzun süreli karbon depolarının geleceği açısından da önem taşıyor.

Bu kapsamda Garanti BBVA ve DenizTemiz Derneği/TURMEPA işbirliğiyle Mavi Nefes Projesi yürütülüyor. Proje çerçevesinde, Göcek'teki deniz çayırlarının korunması ve restorasyonunda öncelikli alanların belirlenmesine yönelik 'Ulusal Deniz Çayırı Posidonia Oceanica Önceliklendirme İndeksi' geliştirildi.

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ergün Taşkın liderliğinde geliştirilen modelde, çayırların kapladığı alan ve sürekliliği, yaş yapısı, karbon depolama kapasitesi ve insan kaynaklı baskılar olmak üzere 4 temel bileşen birlikte değerlendiriliyor.

Model kapsamında yapılan hesaplamalar sonucunda deniz çayırlarının bulunduğu alanlar, kritik müdahale gerekiyor, restorasyon önceliği, yüksek koruma önceliği ve mutlak koruma zonu olmak üzere 4 sınıfa ayrılıyor.

- Modelle deniz çayırlarının bulunduğu alanların koruma önceliğinin ortaya konulması amaçlanıyor

Prof. Dr. Taşkın, AA muhabirine, geliştirdikleri modelde çayırların geçmişten bugüne taşıdığı özellikleri değerlendirdiklerini söyledi.

Modelde ekolojik değerlendirme yapmadıklarına işaret eden Taşkın, 'Bu model aslında ortamın iyi kalitede mi kötü kalitede mi olduğu anlamına gelen bir değerlendirmeden çok aslında sahip olduğumuz imkanları o bölgede nasıl ve hangi bölgeye öncelikli yönlendirmemiz gerektiğine dair bir karar vermek için geliştirildi.' ifadesini kullandı.

Taşkın, modelin temel amacının deniz çayırlarının bulunduğu alanlarda müdahale ve koruma önceliğini ortaya koymak olduğunu belirterek, sonuçların çayırın önemsiz veya önemli olduğu şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguladı.

- 'En önemli baskılardan bir tanesi demirleme ve çapalama'

Modelin saha çalışmalarından elde edilen gerçek veriler kullanılarak geliştirildiğine dikkati çeken Taşkın, ilk uygulamanın Fethiye Göcek bölgesinde gerçekleştirildiğini söyledi.

Taşkın, Kille Koyu, Tersane Adası ve Kızılada'daki 3 istasyonda modelin test edildiğini belirterek, 'İncelediğimiz Kille Koyu, Tersane Adası ve Kızılada istasyonlarında aslında üçünde de restorasyon önceliği çıktı.' dedi.

Bu sonucun çayırların mekansal yapısı, zamansal devamlılığı, karbon kapasitesi ve insan baskılarının birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıktığını ifade eden Taşkın, 'Bu bölgede en önemli baskılardan bir tanesi demirleme ve çapalama baskısı. Fethiye, Göcek bölgesinde en önemli baskılardan bir tanesi. En dikkat çekici olanı ise demirleme ve çapalama faaliyetleri.' diye konuştu.

Taşkın, bölgelere göre baskı unsurlarının değişebildiğini, atık su deşarjları, sediman girdisi, balık çiftlikleri ve dip tarayıcı balıkçılık faaliyetlerinin de çayırlar üzerinde baskı oluşturabildiğini aktardı.

- Türkiye kıyılarında yaygınlaştırılması hedefleniyor

Modelin Türkiye'nin diğer kıyılarında da uygulanmasını hedeflediklerini dile getiren Taşkın, böylece karar vericilere deniz çayırlarının yönetimi konusunda daha güçlü veriler sunulabileceğini kaydetti.

Prof. Dr. Taşkın, deniz çayırlarının yalnızca haritalanan ve koruma statüsü verilen habitatlar olarak görülmemesi gerektiğini ve bunların düzenli olarak izlenen doğal mavi sermaye alanları olarak yönetilmesi gerektiğini söyledi.

Öte yandan Taşkın, deniz çayırlarının kök ve rizomlar aracılığıyla karbonu deniz tabanında yüzlerce yıl depolayarak iklim değişikliğiyle mücadeleye de katkı sunduğunu sözlerine ekledi.