Doğu Türkistan Devleti, Türk Milleti’nin kurduğu devletler içersinden bugün yaşayan, en eski Türk devletlerinin en eskilerinden birisidir. Bu devlet milattan sonra 745 yılında Uygur Türk kağanı Kutluğ Bilge Kül tarafından kurulmuştur. Doğu Türkistan’da büyük çoğunluğu Uygurlar olmak üzere, Kazak, Kırgız, Tatar gibi birçok Türk boyunun yaşadığı Türk’ün güzel yurdudur. Doğu Türkistan Uygur Türk’nün en büyük özelliği Türk töresine bağlılığı hala devam etmektedir.
Çin’in 2049 yılına kadar bitirmeyi planladığı; “Antik İpek Yolu’nu “ canlandırma projesi için Doğu Türkistan’ı Avrupa’ya açılan kapı olarak görüyor. Ayrıca buradaki çok değerli yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ele geçirmek istemiştir.
Çin bu vb… ekonomik varlıkları ele geçirmek için aşırı baskı uyguladığı, Türk yurdu Doğu Türkistan yüzyıldan fazla bir süredir, baskı ve yok etme uygulamalarının son yıllarda ise tam manasıyla bir drama dönüştüğü, acılar ülkesi haline getirilmiştir!..
Çin, Doğu Türkistan’ı; Çinlileştirmek için, yapmadığını bırakmadığı; tam bir insanlık dramını yaşattığı, dünya kamuoyu tarafında zaman zaman dile getirilmesine rağmen bu acının devam ettiği söylenmektedir. Amma buradaki 25 milyon Uygur Türk’ü kardeşlerimiz adeta unutulmuş, göz ardı edilmiş duruma düşmüşlerdir.
Doğu Türkistan, Asya kıtasının sürekli kanayan ve hiç kapanmayan yarası. Dünya, Doğu Türkistan’ın feryadını, gözyaşlarını, inleyişlerini duymuyor, görmezlikten geliyor. Çin tarafından yapılan açıklamaları yeterli kabul edip, orada yaşanan insanlık dramını, insanlık ayıbını cılız, yetersiz tepkilerle ve bahanelerle geçiştiriyor. Hiçbir şeyden haberleri yokmuş gibi… Doğu Türkistan ‘da neler oluyor diye soruyorlar! Neler olmuyor ki… Soykırım var… Asimilasyon var. Bir yerden bir yere gitme hürriyetleri kısıtlama var! Dini ibadetlerini yapmaları yasak, yasak olduğu gibi, karşılığı Çin zindanları. Kendi dillerini konuşmaları suç… Çocuklarına Türkçe adlar koymaları suç!
Doğu Türkistan’ın şairleri, alimleri, din adamları, sanatçıları, ozanları zindanlarda. Urumçi, Hotan, Kaşgar, Turfan, Yarkent, Aksu, Altay, Gulca gibi kadim Türk şehirleri, Çinliler’in uyguladığı iskân politikası gereği işgal altında. Çin, ne İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni, tanıyor ne de insan olmanın, insanca yaşamanın onurlu davranışını anlamıyor. Doğu Türkistan, petrol zengini, maden zengini bir coğrafya üzerine kurulu. Bu nedenle haksız yere işgal edilmek isteniyor, hatta işgal edilmiş durum da!..
Doğu Türkistan, cesur ve yürekli evlatlarıyla sesini dünya çapında duyurmaya çalışıyor. Doğu Türkistan’ın durumu içler acısı. Doğu Türkistan resmen bir açık hava hapishanesi. Geleceği bilinmeyen Uygur aydınlarının, Çin zindanlarından ölüm haberleri geliyor. Çinlileri’n Sinkiang dediği, Sincan Uygur Özerk Bölgesi, Çinlileştirilmek için sistemli, planlı ve maksatlı programların uygulandığı bir coğrafya durumuna getirilmektedir.
Doğu Türkistan Uygur kızlarının zorla, Çinli erkeklerle evlendirildiği… Evlenmek istemeyenlerin hapis edildikleri, kabul etmeyenlerin zorla çalışma kamplarına gönderildikleri ve de en acısı tecavüze uğradıkları her alanda dile getirilmektedir. Sözde, akrabalık tesis etme adıyla, Çinli kadınların, ya da Çinli erkeklerin Türk aileler içine yerleştirilmesi, bu insanların o evlerde yatılı kalması olağan hadiselerden. 25 milyon Uygur Türkü, kendini en üstün ırk gören, Çinliler tarafından asimile edilmeye çalışılıyor. Çin, Doğu Türkistan’la, kedinin fare ile oynadığı gibi oynuyor. Hürriyetleri tamamen kısıtlı insanları, cezalandırıyor. Sürüyor, hakaretler yağdırıyor, inandığı ve hassas olduğu ne varsa yerle bir ediyor. (E. Sunat 29 Mart 2019 YM Gazetesi)
Doğu Türkistan Türkleri’nin dillerini öğrenme, inançlarını yaşama, evlenme ve çocuk sahibi olma gibi en doğal insan haklarından mahrum edildiklerini; kendi toprağında işsiz bırakılıp sürgünde köle gibi karın tokluğuna çalıştırıldıklarını ve yargısız toplu katliamlara maruz kaldıkları yıllardır büyük acılar çektiklerini haykırmaktadırlar.
Kısacası; Gökbayrak göklerde özgürce dalgalanmak için ve “DOĞU TÜRKİSTAN ACILAR İÇERİSİNDE” kurtulmak için bütün dünyaya; “YETER ARTIK DUYUN SESİMİZİ, DİYORLAR.”