NEW YORK (AA) - Dünya Bankası, 2026 Uluslararası Borç Raporu'nu yayımladı.
Gelişmekte olan ülkelerin dış borcunun geçen yıl yüzde 5,5 artışla 9,4 trilyon dolara çıktığı kaydedilen raporda, söz konusu artışın, 2021'den bu yana en hızlı yükseliş ve 2022-2024 dönemindeki ortalama artışın yaklaşık 4 katı olduğu aktarıldı.
Raporda, uluslararası finansmana erişim koşullarının iyileştiğine ancak finansman maliyetlerinin düşmediğine işaret edilerek, özellikle en yoksul ülkelerdeki yüksek borç yükünün, insan kaynağına yönelik temel yatırımları sınırlama riski taşıdığı belirtildi.
Borç artışının büyük bir kısmını özel kreditörlerden sağlanan finansmanın tetiklediği ifade edilen raporda, kamu kuruluşlarının tahvil ihraçlarının piyasaların birçok gelişmekte olan ülkeye yeniden açılmasıyla yaklaşık yüzde 35 artarak 251 milyar dolara yükseldiği kaydedildi. Bunun son beş yılın en yüksek seviyesi olduğu vurgulandı.
Raporda, dış borç artışının en kırılgan ülkelerde en hızlı gerçekleştiğinin altı çizilerek, Dünya Bankasının Uluslararası Kalkınma Birliğinden (IDA) imtiyazlı finansman almaya uygun ülkelerin dış borcunun yüzde 8,1 artarak 1,3 trilyon dolara ulaştığı bildirildi.
Ülkeler, daha yüksek faiz oranlarıyla ödeme takvimini düzenliyorBirçok hükümetin vadesi gelen borçlarını geri satın almak için yeni tahvil ihraç ettiğine dikkat çekilen raporda, bu işlemlerin borç stokunu önemli ölçüde azaltmadan geri ödeme profilini yumuşattığı ancak çoğu zaman daha yüksek faiz oranlarına yol açtığı kaydedildi.
Raporda, 2026 başındaki verilerin yüksek maliyetlere rağmen düşük ve orta gelirli ülkelerin uluslararası tahvil finansmanına yönelik talebinin devam ettiğini gösterdiği belirtilerek, ağustos ortasına kadar 10'dan fazla ülkenin 2025 yılının tamamındaki tahvil ihraç miktarını aştığı, bazı ülkelerin de uluslararası piyasalara yeniden döndüğü aktarıldı.
IDA'ya uygun ülkelerin 2025 yılında özel kreditörlere yeni taahhütleri için ortalama yüzde 8,2 faiz ödediği ifade edilen raporda, bunun 1989'dan bu yana en yüksek oran olduğu vurgulandı.
Raporda, bu ülkelerin yeni tahvil ihraçlarında ödediği ortalama faiz oranının da yüzde 9,4 olduğu belirtildi.
Buna karşılık raporda, Dünya Bankası Grubunun Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankasından (IBRD) yalnızca imtiyazsız kredi almaya uygun ülkelerin yeni tahvil ihraçlarında ödediği ortalama faiz oranının ise bir önceki yılki yüzde 5,8 seviyesinden yüzde 5,5'e gerilediği kaydedildi.
Borç servisi ödemeleri 1,4 trilyon dolara ulaştıRaporda, yüksek küresel faiz ortamında borç servisi üzerindeki baskının devam ettiğine değinilerek, düşük ve orta gelirli ülkelerin anapara ve faiz ödemelerinin üst üste beşinci yılda arttığı ve 2025'te yüzde 1,9 artışla 1,4 trilyon dolara ulaştığı aktarıldı. Tahvil sahiplerine yapılan ödemelerin ise kısmen yeni tahvil ihraçlarıyla finanse edilen borç geri alımlarının ve erken ödemelerin etkisiyle 363 milyar dolara tırmandığı bildirildi.
Gelişmekte olan ülkelerin 2022-2025 döneminde yeni finansman olarak aldıkları tutardan 436 milyar dolar daha fazla borç servisi ödeme yaptığı belirtilen raporda, 2025'te uzun vadeli borç akışlarının yön değiştirdiği, 2024'te 118 milyar dolarlık net çıkış yaşanırken geçen yıl 45 milyar dolarlık net giriş kaydedildiği ifade edildi.
Raporda, döviz kurlarındaki hareketlerin de borç artışında etkili olduğu vurgulanarak, kamu borcu ve kamu garantili borçlardaki 303 milyar dolarlık artışın dörtte birinden fazlasının doların değer kaybetmesinden kaynaklandığı, bunun diğer para birimleri cinsinden borçların dolar karşılığını yükselttiği belirtildi.
'Düşük ve orta gelirli ülkeler daha fazla borçlanıyor'Dünya Bankası Grubu Baş İstatistikçisi ve Kalkınma Verileri Direktörü Haishan Fu, konuya ilişkin değerlendirmesinde, düşük ve orta gelirli ülkelere özel sektör kaynaklı kredi akışının yeniden başlamasının olumlu olduğuna ancak bu ülkelerin daha fazla borçlandığına ve daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya kaldığına dikkati çekti.
Fu, bu durumun birçok ülkede uzun vadeli kalkınma yatırımlarına ayrılabilecek kaynakları azalttığına işaret ederek, borcun sorumlu şekilde yönetilmesinin gelecek nesiller dahil herkesin refah içinde yaşama fırsatına sahip olması açısından önem taşıdığını ifade etti.
Muhabir: Sevgi Ceren Gökkoyun