Ne kadar çok biliyoruz! İnsan dediğin böyle olmalı diye sıraladığımız kişisel gelişim cümleleri ile ne kadar çok haşır neşiriz. Halbuki her insanın nasıl parmak izi ayrıysa ve benzersizse, insanlar da o derece farklılar.
Her insanın her olaya tepkisi aynı olmaz mesela. Herkes aynı sinir yapısına da sahip olmaz. Belki siniri kaldırmaz da trajik olaylara bile güler insan yeri gelince. Belki de herkesin savunma mekanizması da aynı değildir.
Her insanın düşünce yapısı aynı olmadığı gibi, her durumda farklı tepkiler verebilir mesela. Parmak sallayarak “Hayır! Böyle olmamalısın…” telkinleri de havaya gidiyor olabilir.
Ne kadar çok kişisel gelişim cümlesi dolaşıyorsa ortalıkta bir o kadar da doğallığa inanan da var. Sonuçta kimsenin belli bir kalıbı olamaz ve kimse aynı kalıba sığamaz.
Diğer taraftan da karşısındakini düzeltme çabaları da ayrı bir hadsizlik. Belki karşınızdakine göre yanlış değildir ve kendi doğrusunu yaşamak ister. Bir de sizin tavrınız veya bildiğiniz de doğru mu bakalım… Toplum normları olsa da belki bu normlar da uymayabilir kimisine. Suç teşkil etmedikçe de karışılmaması gerekir.
İnsanlar her durumda aynı şeyleri yapmış olsaydı tek örnek insanlar olurdu ve ne kadar sıkıcı bir dünya olabileceğini hayal etmek bile istemez insan. Yeri geldiğinde yapay zekaya soru sorduğunuzda o bile tek bir seçenekle tekelleştirmiyor insanı. Birden çok seçenek sunuyor ve size göre doğrusunu bulmaya çalışıyor.
Belki de yol da doğru da tek değildir. Herkesin ayrı bir yolu, ayrı bir doğrusu vardır… kim bilir.
Herkes sizin gibi siz de herkes gibi olmazsınız. Olmanız mümkün de değildir, benzemeniz teklif edilebilir de değildir. Kişilik tartışılmazdır sonuçta.
Her insanın bir kişiliği var sonuçta. Kişilik kötü de olabilir iyi de. Önemli olan iyi de olsa kötü de olsa bu benim diyebilmektir. Kişiliği ne olursa olsun insanın kendinin sorumluluğunu almalıdır, önemli olan. Yaptıklarının ve söylediklerinin arkasında durabilmektir asıl mesele.
Kişiliği ne olursa olsun: “İnsanda Duruş Olsun Yeter ki!”