DÜŞÜN DAMLALARI (29)

- “İnsan” unutan demektir. Ama ey insan! Asla unutmamalısın ki:

- İnsan -bir bakıma- insan bedeni giydirilmiş; Öğrenci Ruh demektir.

- Hafızana, potansiyel olarak yüklenmiş olan Kâinat / Evren bilgilerini araştırmalısın!

- Çünkü: İlim yapasın diye dünyaya gönderilmişsin.

- Yaratılan cansız bedenine, Allah tarafından ruh üflenmesiyle,

- “İnsan” olarak kendini bilmiş ve bulmuşsun.

- Dünyaya, bilinç altına yerleştirilen potansiyel enerjiyi,

- Kinetik hâle getirmen ve dönüştürmen için görevlendirilen bir varlıksın.

- Çünkü Allah seni; tekâmül etmen, Kur’an’ı öğrenmen için yarattı.

- Hem de kâinat bilgilerini yüklemiş olarak;

- Hür / özgür, karar verme yetenek, yetki ve ayrıcalıkları ile dünyaya gönderdi.

- İnsan, mahiyetine yerleştirilen Evren bilgileri;

- Bilinç altını oluşturacak şekilde olan;

- Ruh’unun hafızasına yüklenmiş olarak dünyaya gönderildi.

- Bu vazife ve görevleri yüklenen insandan;

- Evren bilgilerini yerinde görmek, araştırmak,

- Bunlardan nasıl faydalanacağını keşfetmesi istenmekte.

- Zaten İnsanın, ilmen ve irfanen gelişmesi:

- Varlıkların müspet - menfî yönlerini bilmekle mümkün.

- Bunun için Dünya Okulu’nun öğrencisi olan İnsan’ın!

- Doğru ve yanlışları, güzel ve çirkinleri, faydalı ve zararlıları anlaması için,

- Her şeyin ikili olarak yer aldığı dünyanın;

- Zıtlar ülkesi olduğunu görmesi ve onu bu şekilde tanımasıyla mümkün ve olası.

- Nitekim, çirkin olmasaydı güzel, kötü olmasaydı iyi, ahlâksız olmasaydı güzel ahlâk,

- Küçük olmasaydı büyük olanın değerini insan bilemezdi.

- İnsan, dünyadaki olumsuzluk ve zıtlıkları tanımadan, Öte Âlem’de yer aldığı zaman,

- Orada menfîlik, zıtlık, kötülükler olmadığı ve İnsan da, bunları tanımadan oraya giderse;

- Hep güzelliklerin, hep doğruların, hep iyilerin bulunacağı Öte Âlem’deki güzellikler,

- Doğruluk ve iyilikler; insan için hiçbir anlam taşımayacak, bir şey ifade etmeyecek;

- İnsan bu durumda hiçbir şeyden lezzet alamayacak, hiçbir zevk duyamayacaktı.

- Çünkü zıtlarını bilmemiş ve tatmamış olduğundan,

- Onları birbirleriyle karşılaştırmak ve kıyaslamaktan mahrum kaldığı için,

- Onların varlıklarının bile, kıymeti harbiyeleri olmayacaktı.

- İnsan, gurbete niçin gider?

- Daha iyi şart ve imkânlarla yurduna dönmesi için değil mi?

- Nitekim bu şekilde yurda dönmeyenlerin yüzlerine tükürülür!

- Dünya da, ahiretin gurbeti.

- Oraya da, ahireti kazanmış olarak dönmek gerek.

- İşte ey insan! Senin dünyaya gönderiliş gayen;

- İster istemez döneceğin âhiret diyarına;

- Yüzü ak, eli temiz ve dolu olarak dönmen içindir.

- Çünkü insan: Diğer varlıklardan, onu üstün kılan;

- Donanım, meziyet ve üstün vasıflarla dünyaya gönderilmiştir.

- Çünkü insan: Halife-yi Rûy-i Zemindir!

- Çünkü İnsan: Eşref-i Mahlûkattır.

- “Sen olmasaydın Ya Muhammed, kâinatı yaratmazdım!” hitabı,

- Hz. Muhammed’in şahsında; aynı zamanda her insanadır!