- “İnsan” unutan demektir. Ama ey insan! Asla unutmamalısın ki:
- İnsan -bir bakıma- insan bedeni giydirilmiş; Öğrenci Ruh demektir.
- Hafızana, potansiyel olarak yüklenmiş olan Kâinat / Evren bilgilerini araştırmalısın!
- Çünkü: İlim yapasın diye dünyaya gönderilmişsin.
- Yaratılan cansız bedenine, Allah tarafından ruh üflenmesiyle,
- “İnsan” olarak kendini bilmiş ve bulmuşsun.
- Dünyaya, bilinç altına yerleştirilen potansiyel enerjiyi,
- Kinetik hâle getirmen ve dönüştürmen için görevlendirilen bir varlıksın.
- Çünkü Allah seni; tekâmül etmen, Kur’an’ı öğrenmen için yarattı.
- Hem de kâinat bilgilerini yüklemiş olarak;
- Hür / özgür, karar verme yetenek, yetki ve ayrıcalıkları ile dünyaya gönderdi.
- İnsan, mahiyetine yerleştirilen Evren bilgileri;
- Bilinç altını oluşturacak şekilde olan;
- Ruh’unun hafızasına yüklenmiş olarak dünyaya gönderildi.
- Bu vazife ve görevleri yüklenen insandan;
- Evren bilgilerini yerinde görmek, araştırmak,
- Bunlardan nasıl faydalanacağını keşfetmesi istenmekte.
- Zaten İnsanın, ilmen ve irfanen gelişmesi:
- Varlıkların müspet - menfî yönlerini bilmekle mümkün.
- Bunun için Dünya Okulu’nun öğrencisi olan İnsan’ın!
- Doğru ve yanlışları, güzel ve çirkinleri, faydalı ve zararlıları anlaması için,
- Her şeyin ikili olarak yer aldığı dünyanın;
- Zıtlar ülkesi olduğunu görmesi ve onu bu şekilde tanımasıyla mümkün ve olası.
- Nitekim, çirkin olmasaydı güzel, kötü olmasaydı iyi, ahlâksız olmasaydı güzel ahlâk,
- Küçük olmasaydı büyük olanın değerini insan bilemezdi.
- İnsan, dünyadaki olumsuzluk ve zıtlıkları tanımadan, Öte Âlem’de yer aldığı zaman,
- Orada menfîlik, zıtlık, kötülükler olmadığı ve İnsan da, bunları tanımadan oraya giderse;
- Hep güzelliklerin, hep doğruların, hep iyilerin bulunacağı Öte Âlem’deki güzellikler,
- Doğruluk ve iyilikler; insan için hiçbir anlam taşımayacak, bir şey ifade etmeyecek;
- İnsan bu durumda hiçbir şeyden lezzet alamayacak, hiçbir zevk duyamayacaktı.
- Çünkü zıtlarını bilmemiş ve tatmamış olduğundan,
- Onları birbirleriyle karşılaştırmak ve kıyaslamaktan mahrum kaldığı için,
- Onların varlıklarının bile, kıymeti harbiyeleri olmayacaktı.
- İnsan, gurbete niçin gider?
- Daha iyi şart ve imkânlarla yurduna dönmesi için değil mi?
- Nitekim bu şekilde yurda dönmeyenlerin yüzlerine tükürülür!
- Dünya da, ahiretin gurbeti.
- Oraya da, ahireti kazanmış olarak dönmek gerek.
- İşte ey insan! Senin dünyaya gönderiliş gayen;
- İster istemez döneceğin âhiret diyarına;
- Yüzü ak, eli temiz ve dolu olarak dönmen içindir.
- Çünkü insan: Diğer varlıklardan, onu üstün kılan;
- Donanım, meziyet ve üstün vasıflarla dünyaya gönderilmiştir.
- Çünkü insan: Halife-yi Rûy-i Zemindir!
- Çünkü İnsan: Eşref-i Mahlûkattır.
- “Sen olmasaydın Ya Muhammed, kâinatı yaratmazdım!” hitabı,
- Hz. Muhammed’in şahsında; aynı zamanda her insanadır!