“Cennet cennet dedikleri,
Birkaç köşk birkaç huri.
Sen isteyene ver onları,
Bana Seni gerek Seni.”
Cennet’in en güzel yönü, en güzel tarafı, en hoş husûsiyeti, devamlı oluş keyfiyetidir.
Daimî oluş vasfıdır.
Bütün bunlara rağmen, asıl cennet Kur’an cennetidir. Çünkü onda rûh var, mânâ var. Ma’rifet ve kâinatın sırlarının sırrı var.
x
“Hilkat Şeceresi’nin (Yaratılış Ağacı’nın), en mükemmel meyvesi insandır. (Çünkü) mahlûkat içinde en ehemmiyetli insandır. Mevcudat içinde en kıymettar insandır. İnsanın bir ferdi, sair hayvanatın bir nev’i (türü) hükmündedir.”
x
“Lâ ikrahe fi’d-din.” / “Dinde zorlama yoktur.” Dine sokmak için, baskı yapmak yoktur ifadesi yanlış anlaşılıyor! Çünkü, dinde olup da, tembellik edene, gaflet içinde bulunana; inancının gereğini yapması gerektiğini hatırlatmak; incitmeden, kırmadan en güzel yani yumuşak bir şekilde amele davet ve tebliğ etmekle mükellef olduğumuz unutulmamalı.
x
Elektrik âletlerinin bütün maharetleri, maddî unsurlarından kaynaklanmıyor. Çünkü elektrik kesilince, bir şeye yaramıyorlar! İnsandan da, ruhu çıkınca uzuvları işlevlerini yapamaz oluyor!
x
Bazan rastladığımız insanı beğenmez, tipinden ve giyim kuşamından hoşlanmayız! Fakat Yaratan bir olunca, eksiklikler etkisini kaybediyor. Aynı ana babanın çocukları her şeye rağmen, birbirlerini sevdikleri gibi, insanlar da, Hz. Âdem ve Havva’nın çocukları olarak; birbirlerini sevmekle mükellef olduklarını akıllarından asla çıkarmamalıdırlar.
x
Memelerde süt birikimi; yavruların ne doğumlarından önce, ne de belli bir büyümelerinden sonra -aynı sistem bedenlerinde mevcut olduğu halde- oluşmuyor! Demek ki, sütün oluşması; İlahî bir izne tâbi olarak meydana geliyor. Nitekim, hayvanlar yavruları yeteri kadar büyüyünce, onlara karşı gösterdikleri alâkayı kesiyor, kendilerine yaklaşmalarına bile izin vermiyor, hatta onları yanlarından uzaklaştırıyorlar.
x
Can sıkılınca veya dertlenince, bir Hadis kitabını açıp okumanın. Hangi sayfası olursa olsun; kalbe ferahlık, zihne açıklık ve düşünceye bir parlaklık getireceği hatırlanmalı.
x
Her şey çok açık, çok kapalı. Bir kitap, okuma bilmeyene kapalı, bilene açıktır. Bir turist, yabancı dil bilmeyene kapalı, bilene açıktır. Bir manzara, köre kapalı görene açıktır.
x
“Yeis,mâni-i her kemaldir.”
Her gelişmenin önündeki en büyük engel, yeis ve ümitsizliktir. Başaramamak endişe ve düşüncesidir. Her şart ve hâlde, yolda olmak asıl olmalı. Unutulmasın ki, yolda olana er-geç netice müyesser olur. Gerçekleşir.
x
“Allah rûha beka vermiştir. Ölüm sadece beden için söz konusudur. Bunları bilen ve bunlara inanan bir insanın kalbi sürur ve ferahla dolar.” (A. Başar)
Öyleyse ona göre yaşamalı. Dünya sonrası için gayret sarfetmeli. Nitekim, okula, okul sonrası için, işe, emekli olmak için gidiliyor. Otobüse, binmiş olmak için binilmiyor. Dünyada da dünya için bulunmuyoruz.