DÜŞÜN DAMLALARI (48)

Muamele sırrından dolayı, hayvanlara yönelik, onlara zarar vermeme duygusu, onların nefisleri tarafından algılandığı ve bundan bizzat mânen haberdar olduklarının, ne kadar anlamlı bir husus olduğunu düşünmek gerek.

x

“ (İnsanın) içinde dönen içsel konuşma veya daha doğrusu hayvanlara zarar verme yahut salt onları rahatsız etme niyetini dışlayarak, kendi içinde yaptığı konuşma; hayvanların benliğinde bir karşılık bul(makta). Böylece sıra dışı bir iletişim sayesinde, insan kalbinden hayvan kalbine bir güven akışı ol(maktadır). (Demek ki) sonradan büyüyüp meyve verecek olan ‘iyilik’ tohumlarına ... sahip(lik yapılabileceğini) ... söylemek...(mümkündür).” (Nasr Hâmid Ebu Zeyd)

x

“İbn Arabî(nin)...ölüme çok yaklaştığı bir hastalık hadisesinde, kendisine vaki olan rüya:

İbn Arabî hastalık sebebiyle yarı koma halindeyken babasının, başında okuduğu Yasin suresiyle ancak ölümden kurtulmuştur. Bu koma esnasında hasta, içinde Yasin suresinin vücuda geldiği bir rüya görmüş ve hasta ile sure arasında bir takım diyaloglar geçmiştir. İbn Arabî bunu şöyle anlatır:

‘Bir gün hastalanmış ve hastalığın şiddetinden bayılmışım. O kadar ki artık öldüğümü zannetmişler. Baygınlık sırasında bana eziyet etmek isteyen çirkin görünümlü bir topluluk gördüm. Bir de güzel hoş kokulu ve celalli bir şahıs gördüm ki, beni onlardan korumaya çalışıyordu. Sonunda onları alt etti. Ona ‘Sen kimsin?’ dedim. ‘Ben Yasin suresiyim, seni savunuyorum.’ dedi. Sonra ayıldım. Bir de ne göreyim, babam (Allah kendisine rahmet etsin) başucumda oturmuş ağlayarak Yasin suresini okuyordu. O sırada sureyi bitirdi, ben de gördüklerimi ona anlattım. Bu olaydan bir müddet sonra Hz. Peygamber’den gelen bir hadiste onun şöyle dediğine muttali oldum:

‘Ölülerinize Yasin suresini okuyunuz!’

Bundan sonra Şeyh, Yasin suresinden ‘Allah’ın kitabının kalbi.’diye söz etmiştir.”

(Nasr Hâmid Ebu Zeyd)

x

“Yalnız işitenler, çağrıya kulak verir.”

x

“Darlık ve sıkışıklık, ancak maddî âlemde olur.”

x

“İbn Arabî şöyle der:

‘Büyüklüğü ve azameti dolayısıyla,

Âlemi etraflıca idrak etmeye, insanın gücü yetmez.

Fakat idrak; sureti ve beden yapısı bakımından;

Hacmi küçük olan insanı

Ve taşıdığı manevî güçleri kuşatır.

Allah bütün masivayı, insanda düzene koymuştur.

Zira insanın her bir parçası,

Kendilerini meydana çıkarıp zuhur ettiren

İlahî bir ismin hakikatiyle bağlantılıdır.

Bu şekilde bütün İlahî isimler;

İnsanla bağlantılı olup,

Hiçbiri, insandan bağımsız değildir.

Âdem, Allah isminin suretinde yaratılmıştır.

Çünkü, Allah ismi bütün İlahî isimleri içerir.

İnsan da böyledir.

Cirmi küçük olsa da,

Bütün anlamları içerir.’ ”

(Nasr Hâmid Ebu Zeyd)