Düşün Damlaları (49)

Her şey için iki şekil vardır.

Biri maddiye; maddeye ait, maddeyle ilgili.

Sanki bir gömlek gibi, her şeyin vücuduna göre kaderin takdiriyle biçilmiş suretler.

Diğeri makule yani aklın uygun bulduğu makul / aklî şeyler.

Bir şeyin yaşadığı bir ömürde,

Zamanın geçmesiyle değiştirdiği muhtelif / çeşitli maddî suretlerin

Bir araya gelmesiyle düşünülen vehmî bir suret.

Aslında var olmadığı halde, varmış gibi kabul edilen görüntü.

Ateşin, hızla döndürülmesiyle meydana gelen

Vehmî / asında var olmadığı halde, var kabul edilen yuvarlak / daire gibi.

Her şeyin tarihçe-i hayatını bildiren, kadere sebep / vesile olan

Eşyanın mukadderatı denilen şu ikinci suret, makuledir.

Maddî görünüş bakımından her şeyin bir sonu,

Bir gayesi olduğu gibi, mânevî görünüş bakımından da

Bir nihayeti, gizli bazı hikmet ve amaçlar için bir gayesi de vardır.

Bundan dolayı her şeyin maddî görünüş ve şeklinde

Allah’ın Rabbanî kuvvet ve kudreti ustadır. Kader mühendistir.

Manevi suret ve görünüşünde ise, kader o şeyin kalıbı ve ölçeğidir.

Yani teşekkül ve oluşumların çizgilerini çizer.

Kudret mastar / kaynaktır.

O çizgiler üstünde yapılan teşekküller / oluşum ve meydana gelişimler

Kudretten sudûr eder / meydana gelir.

İyice düşünecek olursak; zerreye, terzilik sanatını öğretmeye kudretimiz var mı?

Hâlık / yoktan yaratan ve var eden sanılan Tabiat / Doğa ve Sebeplerin;

Her şeyin muhtelif / çeşitli ve aynı cinsten olmayan suretlerini

Biçip dikmeye güç ve kudretleri var mı?

Oysa, yaratılış ağacının meyvesi; istek ve arzularına göre hareket etmekte;

Sebeplerden üstün olan İnsan;

Terziliğin bütün kabiliyet ve bilgilerini bir araya getirip

Dikenli bir ağacın azalarına uygun bir gömleği dikemez!

Hâlbuki, hikmet sahibi / her şeyi sanatla ve hikmetle / bir gaye ve amaç gözeterek yaratan

Sâni-i Hakîm olan Yüce Allah;

Her şeyin büyümesi zamanında; pek muntazam ve düzgün,

Yeni ve taze gömlekleri, yeşil hulle ve elbiseleri;

Tam bir sür’at ve kolaylıkla, mükemmel bir şekilde yapar giydirir.

Evet, Yüce Allah’ı; çok güzel yarattığı, bütün noksanlıklardan uzak tutduğu için;

Her şey onu tespih edip anar.

Hayret ve şaşkınlıklarından ötürü, hâl dilleriyle “Sübhanallah” demenin hazzını duyarlar.

Gerçekten Yüce Allah münezzehtir.

Her türlü menfî bakış, görüş ve düşüncelerden münezzeh olup

O’na böyle çirkinliklerin yakıştırılmasından uzak mı uzaktır.

Evet, her şeyin vücudu, varlığı;

Emrine âmâde ve bağlı olan Yüceler Yücesi Allah, münezzeh mi münezzeh!

Çünkü, her şeyin iç yüzü elinde bulunan, her şeyi sanatla yaratan Allah;

Eşsiz, tek, ulu ve O’nu ifade etmekte dillerin âciz kaldığı

Âlemlerin Rabbi olan Allah; Uluların Ulusudur.

Mahlûkatın tek ve yegâne başvurulanıdır.

Çünkü, Mukaddes Zât, sadece O’dur.