Düşün Damlaları (52)

Tabiat ve yaratılışları lâtif, hoş ve ince sanatlara tutkun bazı insanlar; özel bahçelerine çok düzgün ve güzel arklar, havuzlar yaptırarak bahçelerine pek güzel bir görünüm verirler. Ayrıca o güzelliklerin derecesini göstermek için, bazı çirkin ve kaba kaya parçaları gibi şeyleri de aralarına katıyorlar ki, onların çirkinlikleri ve düzensiz hâlleriyle, bahçenin letafet ve güzelliği göze çarpsın.

Çünkü “Eşyanın hakikati ancak zıtlarıyla bilinir.”

Dikkatle bakan biri hemen anlar ki, bahçenin içine o zıtlar; bahçenin lâtif ve hoşluğu anlaşılsın diye kasten konulmuştur. Böylece bahçenin güzelliğinin artması istenmiştir. Çünkü, güzelin güzelliğini arttıran, çirkinin çirkinliğidir.

Dünya bahçesinde de bitkiler, hayvanlar ve cansızlardan çirkin ve intizamsız şeyler bulunur! Bunların çirkinlik ve intizamsızlıkları, dünya bahçesinin güzellik ve intizamına bir süs olmak üzere Yaratıcı tarafından kasten yapılmış olup; bunu ancak şairane bir hayalle dünyanın o bahçe manzarasına nazar eden kimseler görebilir.

x

İnsanın; yaratılışı gereği, bütün hayvanlardan üstün kılan çok yönlü ve değerli oluş keyfiyeti; canlıların, hayatı verene karşı mânen yaptıkları selâm ve dualarını fehmedip anlamasındandır. Yani insan kendi kelâmını anladığı gibi, iman kulağıyla hayat sahiplerinin de, hatta cemadatın / cansızların da bütün tesbihlerini / Allah’ı anışlarını fehmeder / anlar.

Demek, her şey, sağır adam gibi yalnız kendi kelâmını / sözünü anlar. İnsan ise, bütün varlıkların hâl dilleriyle konuştukları Esma-i Hüsna’nın / Allah’ın Güzel İsimleri’nin delillerini fehmeder / anlar. Evet, her şeyin kıymeti kendisine göre cüz’îdir. İnsanın kıymeti ise küllîdir. Demek, bir insan bir fert iken, bir nev’ / bir cins gibi olur.

x

Allah’ın doğru yola sevkettiği adam, yani Allah’ın tevfiki arkadaş ve yoldaşı olan kimse, tarikat berzahına girmeden, zahirden hakikate geçebilir.

Evet, Kur’an’dan tarikat hakikati, tarikatsiz, feyiz suretiyle görülüp alınabilir.

Nitekim, kendi maksadı olan ilimlere, âlet ilimlerini okumadan ulaştıran bir yol vardır.

Çok sür’atle geçen bu zamanın evlâdına, kısa ve selâmet bir yolu bağışlamak, her tarafta merhameti görülen Allah’ın şanındandır.

x

İnsan korku ve sevgisini halka yöneltdiği takdirde,

Korku bir belâ, bir elem olur.

Sevgi ise, bir musibet gibi olur.

Çünkü o korkulan kimse

Ya sana acımaz.

Veya senin ricalarını işitmez.

Sevdiğin şahıs da,

Ya seni tanımaz

Veya sevgine tenezzül etmez,

İhtiyaç duymaz.

Bundan dolayı, korkun ile sevgini

Dünya ile dünya insanlarından çevir.

Hikmet sahibi Yaratıcıya yönelt ki,

Korkun; O’nun merhamet kucağına,

çocuğun anne kucağına kaçtığı gibi,

Doyumsuz bir lezzet olsun.

Sevgin ise,

Eebedî saadet ve mutluluğa

Vesile ve sebep olsun.