DÜŞÜN DAMLALARI (53)

Sebepler sırf zahirîdir / görüntüden ibarettir:

İzzetli, kuvvetli ve kudretli oluş ve azamet ister ki, tabiî sebepler; aklın nazarında, Kudret Eli’nin önündeki perde olmalı..

Tevhit / Allah’ın birliği ve Celâl / Allah’ın büyüklüğü ister ki, tabiî sebepler; hakikî tesir ve etkiden elini çeksin, icada karışmasın..

x

Vücut, cismanî ve maddî âlemden ibaret değildir:

Vücûdun sayısız, çeşitli, pek çok envaı; şu şahadet ve görünen âleme sığmaz..

Görünen madde âlemi; bir tenteneli perde gibi, ışık saçan gaybî / görünmeyen âlemler / dünyalar üzerindedir.

x

Kudret Kalemi’nde ittihat / birlik, tevhîdi / Allah’ın birliğini ilân eder:

Sanattaki mükemmellik ve harikalık, yaratılışın her köşesinde, sebepleri açıkça reddeder.

Kalemle yapılan nakış, Kudret’in kendisi; yaratılışın her noktasında sebeplerin vücudunu zorunlu olarak reddeder.

x

Bir şey her şeysiz olmaz:

Kâinatta baştanbaşa dayanışma, yardımlaşma sırrı, gizli olarak vardır. Hem de her yere yayılmış durumda. Hem her taraftaki ihtiyaca cevap verir. Hem de yardımlaşmayı gösterir.

Tüm varlığı kuşatan İlâhî bir kudrettir. Yaptırır. Zerreyi her nispetiyle yaratıp yerleştirir.

Âlem kitabının her satırıyla, her harfi canlı olup, ihtiyaç sevk ediyor, muhtaçla tanıştırıyor.

Her nereden gelirse gelsin; ihtiyaç sesine, buyur der. Tevhid sırrı namına etrafı görüştürür.

Canlı her harfin, her bir cümleye yönelmiş birer yüzü, hem de nazır birer gözü vardır.

x

Güneşin hareketi cazibe / çekim içindir; cazibe, sistemin kararlılığı içindir:

Güneş verimlidir. Silkinir; ta düşmesin cazibeye kapılıp çekilen seyyar yemişleri.

Eğer sessizliğiyle durursa, cezbe kaçar, ağlar fezada muntazam cezbeye kapılanları.

x

Küçük şeyler büyük şeylerle bağlıdır:

Sivrisinek gözünü yaratandır mutlaka, güneşi, hem Samanyolunu yaratmış.

Pirenin midesini tanzim edendir mutlaka, Güneş Sistemi’ni nazmeylemiş.

Gözde görmeyi, midede hem ihtiyacı koyandır mutlaka, sema gözüne ziya sürmesi çekmiş, zemin yüzüne gıda sofrası sermiş.

x

Kâinatın nazmında büyük bir i’caz ve mucizelik var:

Kâinatın, gör ki, yaratılışında bir i’caz var. Eğer bütün tabiî sebepler; - olması imkânsız ama - her biri güçlü bir şekilde istediğini yapabilecek güçte olsa,

O i’caza / mucizeliğe karşı, nihayet acz ile kudretine boyun eğerler.

x

Kudrete nispet her şey eşittir:

Zâtından kaynaklanan bir Kudrettir. Hem ezelî olup, acz içine giremez.

Onda mertebeler olmayıp, engeller karışamaz. İsterse küll / bütün, isterse cüz / parça olsun farklılık göstermez. Çünkü her şey, her şey ile bağlıdır. Her şeyi yapamayan bir şeyi yapamaz.

x

Kâinatı elinde tutamayan, zerreyi yaratamaz:

Tespih gibi nazmeyleyip kaldıracak arzımızı, sayısız güneşleri, yıldızları.

Şu fezanın başına, hem sinesine takacak, öyle kuvvetli ele bir kimse malik olamaz.

Dünyada hiçbir şeyde yaratmayı dava edip, icat iddiasında bulunamaz.