DÜŞÜN DAMLALARI (54)

- Anlatmak istediğimiz konuları, düz sözlerle değil de, mesel, misal ve hikâyelerle anlatırsak;

öğrenmeyi ve öğretmeyi kolaylaştırmış oluruz.

Çünkü, halk; dinlemekten çok görmekle daha kolay öğrenir.

Zira görmek, duymaktan daha etkilidir.

- “Ağızdan giren şey insanı kirletmez. İnsanı kirleten ağızdan çıkandır.”

- Güneş, hem kötülerin hem iyilerin üzerine doğdurulur.

Yağmur, hem doğruların hem eğrilerin üzerine yağdırılır.

Yalnız sizi sevenlerle yetinmeyiniz!

- “İnsanları eleştirmeden önce kendinizi eleştirin.”

- “Dileyin, size verilecek. Arayın bulacaksınız. Kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen

alır, arayan bulur, kapı çalana açılır.”

- “Yeniden doğmak eski anlayışların ölüp yerine yeni anlayışların ortaya çıkması anlamına gelir.

Yani uyanmak, şuurlanmak ya da başka bir ifadeyle, ruhsal kaynağıyla varlığın birleşmesi

demektir.”

- “ ‘Kendini bilmek’ demek...insanın varoluşunun içsel bilgisine ulaşmak demektir.”

- Asıl fakirlik, bilgisiz ve şuursuz olarak yaşamaktır.

- “Hardal tanesi bilinen en küçük tohumdur...Hardal çabuk büyüyen bir bitki değildir. Çok yavaş

gelişir. İnsandaki şuurlu hâle geçiş de aynen böyle yavaş yavaş ve yıllarca süren özverili

çabalarla olur. Büyük bir emek işidir. Tıpkı küçücük bir tohumdan göklere uzanan fidanın

ortaya çıkması gibi...Uygun ortam bulursa gökyüzüne uzanan büyük bir sürgün verebilecek bir

potansiyele sahiptir... İnsan da işte böyledir. Şuursuz yaşarken küçücüktür...Doğrudur...İnsan

bedene bağlandığı için fakirdir, küçüktür, acizdir ama onda öyle bir tohum vardır ki, onu

yeryüzünün esaretinden göklerin sonsuzluğuna taşıyabilecek bir potansiyele sahiptir.”

(Ergun Candan)

- “İnanınız, seviniz ve daima umut içinde bulununuz. Bu dünyanın ötesinde bir ruhlar âlemi

vardır. Daha mükemmel bir yaşam sizi beklemektedir.”

- Fıtratta / yaratılışta yalan yoktur. Ne dediyse doğrudur.

Çekirdeğin büyüme ve gelişme isteği:

“Ben sümbüllenip / başak ve filiz verip meyveli bir ağaç olacağım.” der.

Doğru çıkar beyanı.

Yumurtanın içinde, derin derin söyler hayatın meyelânı ki,

“Ben piliç olurum. Yeter ki İlahî izin olsun.” Sâdık olur lisânı.

Bir avuç su, bir demir gülle içinde eğer niyet etse; katılaşma, donma, soğukluk zamanı.

İçindeki genişleme meyli der:

“Genişlen bana lâzım fazla yer.” Önünde durulmaz bir emir.

Metin / sağlam demir çalışır, onu yalan çıkarmaz.

Belki onda doğruluk, hem de kalpten gelen doğruluk;

O demiri parçalar. Şu yönelmeler tam birer yaratma emri, Allah’ın birer hüküm ve kanunu.

Birer fıtrî / yaratılışa ait şeriat / geniş cadde, İlahî iradenin birer yansıması.

Allahın dilemesi, ekvanî / varlıklara ait idare.

Emirleri şunlardır:

Birer birer meyiller, birer birer emre uyuşlar, Rabbanî emirler.

Vicdandaki tecellî, aynen böyle bir yansıma ve görünmedir ki,

Çekilme ve cezbe / çekim gücü iki saflaşmış canı,

İki parlak camdır; akseder içinde ebedî devam edecek olan,

Her şeyi son derece güzel olan

Allah’ın güzel işleri ve güzelliği, mükemmelliği,

Hem de imanın güzel ve parlak nûru.