Düşün Düşün

Düşünce gücümüz yeterince gelişmiş olmalı. Bazı durumları sadece düşünmek yeterli sanıyoruz. Oysaki bazı konularda düşünmek yetmez ve eyleme geçmeyi ister…

Ne zamanki beyin gücü ile fiziki icraatlar yaparız o zaman sadece düşünmek yeterli olabilir. O zamana kadar düşünülenleri hayata geçirelim lütfen.

“Düşünüyorum öyleyse varım.” demiş Descartes. Bu tezi çürütmek için düşünmenin tek başına yetmeyeceğini savunabilirim. Yaprağı kımıldatacak ve elle tutulur bir şeyler lazım varlığımızı kanıtlamamız için.

Metafizik için nasıl fiziksel kanıtlar istiyorsak, düşündüklerimizi de görmek isteriz.

Dünya barışı istiyorum, toplumlar huzur içinde olsun demekle dünya barış içinde yaşamıyor. Bireysel olarak herkesin aynı düşüncede olması gerek ve bireysel olarak da olsa “Savaşa Hayır.” diyebilmeniz gerekli.

Toplumsal sorunlarda da bu şekilde. Şunu düşünüyorum, denildiğinde düşündüğünüz şey gerçekleşmiyor.

Bir fikir ortaya atabiliyorsanız, bunu gerçekleştirecek kudrete de sahip olmanız gerekli. Elinizden gelmeyen şeyler için fikir beyan etmeyin demek değil bu. Karanlığa bir mum da sen yak, en azından bir sonraki kişinin yolu aydınlanır.

Eylemsiz düşünce yok olmaya mahkumdur. Fikrinizin olması veya kabul görmesi için neler yapmanız gerekli bunu düşünmek gerek. Her fikir projeye dönmez elbette ki ama yine de dünyayı değiştirmek ve güzelleştirmek için ufacık bir katkı da olsa bireysel olarak değişim yaşanılabilir.

Köklü bir değişim ve gelişim isteniyorsa kendiniz bir şey yapmasanız da yapanları desteklemek de bir katkıdır. En azından bir başkasının hayalini veya fikrini gerçekleştirmesini sağlamak da azımsanmayacak derecede bir adım sayılır.

Nitekim faal olan fikirler kazanacaktır gönülleri. Yoksa kukumav kuşu gibi düşün düşün, bir yere varılmaz…