Aziz Yıldırım' dan Ali Koç' a, Ali Koç' dan Sadettin Saran' a
Fenerbahçe’nin başkanlık koltuğu, yalnızca bir yönetim makamı değil camianın umudu, öfkesi, hayal kırıklığı ve tutkusu ile beslenen bir simge.
İşte bu yüzden Fenerbahçe tarihine bakıldığında, başkanlık seçimlerinin yalnızca bir sandık sonucu değil, taraftarın nabzını tutan toplumsal olaylar olduğu görüyoruz.
Bundan yedi yıl önceydi…
Aziz Yıldırım, uzun yıllar boyunca oturduğu başkanlık koltuğunu Ali Koç’a karşı kaybetmiş ve tribünlerin keskin yuhalamalarıyla uğurlanmıştı !
O gün, “Değişim” diye haykıran taraftar, Ali Koç’u umutların ve yeniliklerin sembolü olarak bağrına basmıştı.
Ama zaman, futbol gibi acımasızdır. Tribünler aynı şevkle sevdiğini, bir başka gün aynı öfkeyle sırtını dönebilir.
Bugün geldiğimiz noktada, Ali Koç’un yaşadıkları, bir anlamda Aziz Yıldırım’ın yıllar önce yaşadığı tablonun kopyası oldu.
Fenerbahçe seçim sandığından çıkan sonuç, Sadettin Saran’ı başkanlık koltuğuna taşıdı.
Ali Koç, tıpkı bir zamanlar Aziz Yıldırım gibi, tribünlerin sırt çevirdiği bir lider olarak sahneyi terk etti.
Geçtiğimiz günlerde Kadıköy’de yaşananlar bu kırılmanın en sembolik anıydı. Maçın ardından stadı terk eden Ali Koç’un arkasından yükselen sesler, Fenerbahçe’nin iç sesiydi adeta:
“Başkan Sadettin Saran!”
Bu slogan yalnızca bir sevgi gösterisi değil , aynı zamanda bir hesaplaşma, bir hayal kırıklığının ilanıydı.
Taraftar, yıllarca beklediği şampiyonluğun gelmemesini, ekonomik dalgalanmaları ve camia içindeki bölünmüşlüğü Ali Koç’un hanesine yazdı.
Oysa Ali Koç, başkanlık dönemi , kulüp ekonomisinde önemli adımlar, tesisleşme hamleleri ve kurumsallaşma çabaları da barındırıyordu.
Bunlar kağıt üzerinde güzeldi. Ama tek bir şey yoktu;
Şampiyonluk !
İşte bu eksiklik tribünlerin sabrını tüketti.
Futbol taraftarı, bilanço tablolarına değil, sahadaki skora bakar. Sahada başarı gelmeyince, tüm artılar gölgede kalır.
Bugün tribünlerde yankılanan sesler, aslında Fenerbahçe’nin değişim döngüsünü özetliyor.
Dün Aziz Yıldırım yuhalandı, bugün Ali Koç uğurlandı. Yarın Sadettin Saran da aynı kaderi yaşar mı?
Bunu zaman gösterecek.
Fakat kesin olan şu: Fenerbahçe taraftarı, sabırsızdır. Sevgisi büyük ama talebi daha büyüktür. O sevgi, başarıyla beslenmediği an hızla öfkeye dönüşür.
Sonuçta Fenerbahçe’nin hikâyesi yalnızca sahadaki 90 dakikalarla yazılmıyor. Başkanlık seçimleri, tribün tepkileri ve camia içindeki güç savaşları da en az derbiler kadar belirleyici oluyor.
Çünkü bu tribünler, yalnızca başkan seçmez, gerektiğinde başkan da harcar.
Ve bugün yaşanan tablo bize bir kez daha gösteriyor ki: Sarı-lacivertli kulüpte tarih tekerrür etmeye devam ediyor.