Barış mı, Yeni Bir Satranç Hamlesi mi?
Gazze’den gelen son haber umut kadar kuşku da yarattı. ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ve Hamas’ın barış planının ilk aşamasını onayladığını açıkladı. Katar, Mısır ve Türkiye’nin arabuluculukları için teşekkür etti. Hamas da Gazze’ye yönelik savaşın sona ermesini, işgalcilerin çekilmesini ve insani yardımların girişini öngören anlaşmayı doğruladı.
Ancak bu ateşkesin kalıcı olup olmayacağı hâlâ büyük bir soru işareti. Benim kanaatim, bunun gerçek bir barış değil, tarafların yorgunlukla verdiği bir mola olduğu yönünde. İsrail, askeri hedeflerinden ve bölgeyi yeniden şekillendirme arzusundan henüz vazgeçmiş görünmüyor. Hamas ise halkın nefes alabilmesi için süreci kabul etmek zorunda kaldı.
Uluslararası basın gelişmeyi “tarihi fırsat” olarak nitelese de, perde arkasında siyasi hesaplar var. Trump bu hamleyle kendi iç siyasetinde elini güçlendirmek istiyor. İsrail, güvenlik bahanesiyle kontrol alanlarını koruma niyetinde. Bu tabloda kalıcı barıştan söz etmek henüz mümkün değil.
Bölgeyi yıllardır izleyen uzmanlar da benzer düşünüyor. Ortadoğu’yu yakından tanıyan bazı isimler, “Bu sadece taktik bir ara” diyor. Ben de aynı fikirdeyim. Çünkü İsrail’in amacı sadece Hamas’ı zayıflatmak değil; Gazze’nin yapısını, hatta hafızasını yeniden şekillendirmek. Her ateşkes, yeni bir pozisyon alma fırsatı yaratıyor.
Yine de bu sürecin bir umudu temsil ettiği inkâr edilemez. Türkiye’nin arabuluculuktaki rolü bu kez daha belirgindi. Sessiz ama etkili bir diplomasi yürütüldü. Bu, Türkiye’nin sadece bölgesel değil, insani diplomasi alanında da güçlendiğini gösteriyor.
Ama ben şuna inanıyorum: Barış bir imza değil, bir niyet meselesidir. Eğer bu süreç Gazze’deki çocukların hayatına dokunmazsa, eğer anneler hastane koridorlarında ağlamaya devam ederse, hiçbir anlaşmanın anlamı kalmaz.
Trump bu süreci kendi zaferi olarak duyurabilir ama tarihin kaydı farklı işler. Çünkü gerçek barış, kağıtlara değil, insan kalbine yazıldığında kalıcı olur.