“Yetişemiyorum” hissi çoğu zaman zamana değil, başkalarının hayat planına bakmaktan doğar. Modern dünya herkese aynı takvimi dayatır: şu yaşta şu, bu yaşta bu. Oysa zaman herkese aynı hızda akmaz. Hayata geç kaldığını düşünen insan, çoğu zaman yalnızca kendisine ait olmayan bir senaryoyu kaçırmıştır.
Yetiştirememe korkusu tembellikten değil, aşırı sorumluluktan beslenir. Her şeyi doğru yapma, kimseyi hayal kırıklığına uğratmama çabası insanı ağırlaştırır. Hayat bir kontrol listesi değildir; üstü çizildikçe değil, yaşandıkça anlam kazanır. Aceleyle atılan adımlar ilerleme gibi görünür ama yönsüzdür.
Bir de kimsenin konuşmak istemediği bir gerçek var: Hayatta bazı gecikmeler koruyucudur. Zamanında girdiğini sandığın kapılar bazen seni yanlış odalara çıkarır. Geç kaldığını düşündüğün anlar ise düşünmeyi, olgunlaşmayı, ne istediğini ayıklamayı öğretir. İnsan bazen hızdan değil, durmaktan güç toplar.
Pozitif olan şu: “Geç kaldım” diye düşündüğün an, aslında farkındalığın başladığı andır. Gerçekten geç kalanlar bunu sorgulamaz. Hâlâ düşünebiliyor, yön değiştirebiliyorsan oyundasın. Hayat bir yarış değil; kimse bitiş çizgisinde kronometre tutmuyor. Kendi zamanında varılan yer, çoğu zaman tam da olması gereken yerdir.