GÖÇ YOLLARI VE ZEYNEP TOR…

Zeynep Tor, Türk televizyon ve sinema sektöründe tanınan bir yönetmen, yapımcı ve sunucudur.
Özellikle televizyon projeleri, belgeseller, TV filmleri ve tarım-kültür programlarıyla bilinmektedir.
Aydın'ın Söke ilçesinde doğan Zeynep Tor; Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölümü'nden mezun olmuştur.
Sektördeki kariyerine 1991-1992 yıllarında başlamış ve 2000 yılına kadar çeşitli yapım şirketlerinde ve ulusal kanallarda yönetmenlik yapmıştır.
İlk dönemlerinde Çarkıfelek, Küçük İbo ve Örümcek gibi popüler televizyon projelerinin yönetmen koltuğunda yer almıştır.
Kanal 7 bünyesinde yayınlanan Anadolu kültürünü ve türkü hikayelerini konu alan Memleket Hikayeleri film serisinin yönetmenliğini ve yapımcılığını üstlenmiştir.
Büyük Buluşma (1. ve 2. Sezon), Fadik İntikam Peşinde, Küçük Gelin Nazmiye ve Hatçe Sosyetede gibi pek çok TV filmi ve dizide imzası bulunmaktadır.
Ulusal kanallarda uzun süre yayınlanan magazin ve gezi programı Gündüz Gece'nin yönetmenliğini yürütmüştür.
Ülke TV ekranlarında yayınlanan, tarım, üretim, hasat ve besinlerin yolculuğunu konu alan halen Topraktan Sofraya programının yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlenmektedir.
Ayrıca deneyimli isim, sinema sektöründeki sektörel dayanışma ve jüri faaliyetlerine de katkı sunmakta olup Uluslararası Kadın Yönetmenler Festivali gibi prestijli organizasyonlarda jüri üyesi olarak görev almaktadır
Yörük göçlerinin dile getirildiği Göç Yolları dizisi: Yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu Zeynep Tor'un üstlendiği, Anadolu'nun tarihi ve kültürel göç rotalarını ele alan ve yıllardır devam eden bir belgesel programdır.
Program, tarih boyunca ticarette, hayvancılıkta ve toplumsal yer değişimlerinde kullanılan yolların izini sürerek izleyicilere kültürel bir yolculuk sunmuştur.
Anadolu'nun yüzyıllar boyunca birçok göçebeye, Yörüğe ve hayvana ev sahipliği yapmış ticaret ve göç yollarını incelemiştir.
Göç Yollarında unutulmaya yüz tutmuş geleneksel Yörük göçleri ve bu zorlu yolculukların hikayeleri kayıt altına alınmaktadır.
Ali Başar ve Mustafa Torunoğlu'nun bu tarihi yollarda gerçekleştirdikleri gerçek yolculuklar ekrana taşınmıştır.
Göç esnasında karşılaşılan coğrafi engeller, çadır yaşamı ve hayvancılık kültürünün zorlukları doğrudan paylaşılmıştır.
Program bölümleri Kanal 7 ve Ülke TV ekranlarında izleyiciyle buluşmuştu.
Kamera Ekibi: Orhan Şimşek, Vural Özdemir ve Mehmet Ulaş Topraktepe’den oluşmaktaydı.
Belgeselin müzikleri Oğuz Sivri'ye ait olup, Türk Halk Müziği sanatçısı Uğur Önür de katkı sağlamıştı.
Yörükler, Anadolu ve Balkanlar'da göçebe veya yarı göçebe bir yaşam tarzını sürdüren, Oğuz kökenli Türkmen topluluklarıdır.
İsimleri eski Türkçe'de "yürümek" anlamına gelen "yörü-" fiilinden türemiştir ve doğrudan "yürüyen, göç eden" anlamını taşır.
Yörükler, Orta Asya'dan getirdikleri bin yıllık Türk kültürünü, yaşam tarzını ve geleneklerini günümüze kadar taşımış olan çok önemli bir topluluktur.
Yörük hayatı mevsimsel göçlere dayanır.
Havaların ısınmasıyla ilkbaharda yaylak adı verilen serin dağlık bölgelere (özellikle Toros Dağları) çıkarlar.
Kış yaklaştığında ise daha sıcak olan kışlak bölgelerine (sahil kesimleri veya ovalar) geri dönerler. Günümüzde bu geleneksel göçü tamamen sürdüren az sayıda Yörük grubu (örneğin Sarıkeçililer) kalmıştır; büyük bir kısmı yerleşik hayata geçmiştir.
Yörük ekonomisinin ve günlük hayatının temelini küçükbaş hayvancılık (keçi ve koyun) oluşturur. Hayvanların sütü, yünü ve eti en önemli geçim kaynağıdır. Göç esnasında eşyaları taşımak için ise deve ve atlar kullanılır; bu hayvanlar Yörük kültüründe kutsal ve değerli kabul edilir.
Yörüklerin geleneksel meskeni, keçi kılından dokunan kara çadırlardır.
Bu çadırların en büyük özelliği yağmurlu havada kılından dolayı şişerek suyu içeri geçirmemesi, yazın ise gözeneklerinin açılarak çadırın serin kalmasını sağlamasıdır.
Aynı zamanda akrep ve yılan gibi zararlı hayvanların keçi kılı kokusundan ötürü çadıra yaklaşamadığı bilinir.
Kendi hayvanlarının yünlerini kök boyalarla renklendirerek dünyaca ünlü Yörük kilimlerini dokurlar. Dokunan her motifin, aile veya boyun geçmişini anlatan bir anlamı vardır.
Mutfak Kültürü: Temelde et, süt ürünleri ve unlu mamullere dayanır. Uzun süre dayanan yufka ekmeği, çökelek, keçi peyniri, sac kavurma ve keşkek en bilinen Yörük lezzetlerindendir.
Yörüklerde aile bağları ve boy bilinci çok güçlüdür. Kadın, sosyal ve ekonomik hayatta erkekle eşit haklara sahiptir ve obanın yönetiminde, işlerin yürütülmesinde çok aktif bir rol oynar.
İnanç olarak İslamiyet'in Sünni veya Alevi-Bektaşi yorumlarını benimsemişlerdir Bilindiği gibi Türklerin ilk yurdu Orta Asya idi.
Türkler Çin Seddinin ötesinde, Orta Asya' da çok çetin iklim ve arazi şartlarında göçebe hayvancılıkla geçinmeye çalışıyorlardı.
Türklerin bundan sonraki yurdu olan, Hazar Denizinin doğusundaki Maveraünnehir ve Horasan Bölgesi de büyük ölçüde çölden ibaretti.
Derken Türkler Anadolu' ya geldiler. Buranın coğrafi özellikleri Türklerin toplumsal gelişmesinde büyük bir paya sahiptir.
Anadolu' nun önemli ölçüde yayla ve dağlık oluşu hayvancılık yapan Yörükler' e bildikleri ve ihtiyaçları olan bir ortamı sağlıyordu.
Fakat bu yaylanın pek çok yerinde tarıma elverişli ova ve vadiler de vardı. Örneğin, Konya, Ankara, Eskişehir gibi büyük ovalar.
Yaylayı çevreleyen dağların ötesinde de bereketli kıyı ovaları sıralanıyordu. Yörükler bu kıtada tedricen, alıştıra alıştıra - bu sayede toplumsal ve kişiliksel çok büyük bunalımlara fazla düşmeden - yerleşikliğe, çiftçiliğe geçişin ideal koşullarını buldular.
Anadolu' da nüfus yoğunluğunun fazla olmaması yerleşik düzene geçişin nispeten kavgasız gürültüsüz olmasını sağladı.. Malazgirt zaferinden sonra bütün Anadolu'ya, 24 Oğuz boyuna mensup kabileler fetih heyecanı, yeni yurtlar bulma hevesiyle akmağa başladılar.
Osman Bey, Söğüt civarındaki küçük yörük grubunun liderliğini babası Ertuğrul Bey' den 1281 yılında devralmıştı. Fakat bu sıralarda başkanı olduğu grup tarih sahnesinde tanınmayacak kadar küçük ve önemsizdi.
Ancak Osman Bey'in başkanlığında yirmi yıl yaşadıktan sonra bu küçük toplum Aşiretten Beyliğe - Beylikten Cihan Devletine ulaşmıştır.
Osmanlılar, Anadolu'ya hakim olmak için uğraş verdikleri sıradaen büyük rakipleri Karamanoğulları idi. Ve Karamanoğulları, büyük çoğunluğu Türkmenlerden oluşan bir Türk beyliğiydi.
Asıl konumuza gelince:
Yörük kelimesi, öz Türkçe “yürümek” fiilinden gelmektedir. Yörükler bilindiği üzere sürekli göç eden bir topluluk olduğu için, onlara “yürüyen Türkler” denilmiştir. “-Ük” eki, özellikle Mersin, Aydın, Antalya gibi bölgelerde “yapık, görük, gezik…” şekillerinde sıkça kullanılmaktadır.
Yörükler; Anadolu'nun çeşitli yörelerinde, toprağa bağlanmadan yaşayan göçebe Türkmenlere verilen isimdir.
Yörük ise Anadolu ve Rumeli’de göçebe hayatı yaşayan Türk kabilelerine verilen genel isimdir.
Türkçe “yürümek” fiilinden türeyip, “yürüyen, sefere koşan çadır halkı” manalarına gelen Yörük kelimesi genel olarak “bir yerde durmayıp devamlı yer değiştiren göçebe halk” anlamında kullanılmaktadır.
Oğuz Türklerinde yaşamlarını toprağa bağlı olarak değil de göçebe olarak sürdüren Türkmen bölümlerine “Yörük” adı verilmişti.
Osmanlılar zamanında 16’ıcı yüzyılda konup-göçer olan Türkmenlere de “Yörük” adı verilmişti.
Yörüklerin “kışlak” ve “yaylak” adıyla iki ayrı barınakları bulunurdu.
Yazın hayvan sürüleriyle birlikte yaylalara çıkan Yörükler, kışın daha sıcak kıyıya yakın ovalara inerlerdi.
Kışlık ve yazlık yerlere gelen insanlara “Yörük Obası” denirdi.
Aynı soydan gelen oba halkına da “oymak” adı verilirdi.
Oymakların başında da oymak beyleri bulunurdu.
Oymak beyinin uygun göreceği günde ilkbaharda Yörük obaları hep birlikte yaylaya doğru yola çıkarlardı.
Yörükler deve yününden, koyun yününden, keçi kılından çadırlar, giyecekler, kilimler, çuvallar, çul-seccade-somat-heybeler dokurlardı.
Istar, kirmen (eğirtmeç), özeme, çıkrık, kıl çuval, ala çuval, çul, somat, cepken, darabulus… Yörükler tarafından sıkça kullanılan kelimelerdir.
Yörüklerde “çadır” ailenin evidir.
Türk menkıbelerine göre ilk çadırı yapan Türk handır.
Göktürklerin bir kısmı da keçe çadırlarda oturmuşlardı.
Çadır kelimesi Türkçe; "Çat " kökünden gelmektedir.
Dokumadan yapılan, taşınabilen meskenlere "çadır" denilmiştir.
Oğuzlar buna “Çaşır” demişlerdi.
Kadınların dokuduğu çadırlar, ortadireğin çevresindeki 5,7,9… direk üzerine kurulurdu.
Çadırda kapı, pencereler, baca, ocaklık, yataklık, kaplık gibi çeşitli odalar bulunurdu.
Çadır; direkler üzerine kurulur, direklerin çadırı taşımaları yanında başka görevleri de olurdu.
Bu direkler silah direği, mutfak direği, giysi direği gibi isimler verilirdi.
Osmanlılarda Yörükleri toprağa yerleştirmek için belli bir “iskan siyaseti”uygulanmış ve pek çok “oba” toprağa bağlanmıştı.
Bugün başta Kayseri, Niğde, Adana, İçel, Bursa, Maraş olmak üzere pek çok ilimizde Yörüklere rastlanmaktadır.
Yörükler; İçel Yörükleri, Bursa Yörükleri, Tekeli Yörükleri, Haruniye Yörükleri, Araç Yörükleri, Taraklı Yörükleri, Zile Yörükleri, Karaca Yörükleri, Nacaklı Yörükleri, Toraman Yörükleri, Nasırlı Yörükleri, Tacirli Yörükleri gibi adlarla anılmaktadır.
Anadolu’da sayıları çok az kalan Yörükler çok zengin bir folklor ve etnografya kaynağıdır.
Göç Yolları dizisi yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu Zeynep Tor'un üstlendiği, Anadolu'nun tarihi ve kültürel göç rotalarını ele alan ve yıllardır devam eden bir belgesel programdır.
Hoşça kalınız.