GÜLİSTAN DOKU'NUN RUHU İTİLDİĞİ KARANLIĞIN İÇİNDEN ALINMAK ÜZERE

Son yıllarda kamuoyunun vicdanında derin izler bırakan bazı kadın ölümleri, yalnızca trajik hikâyeler olarak değil; aynı zamanda “cezasızlık”, “örtbas” ve “etkin soruşturma eksikliği” tartışmalarının da sembolü hâline geldi. En nihayetinde zamanla biriken derin karanlık ve çok daha fazlası.

5 Ocak 2020 tarihinde Tunceli / Dersim'de kaybolan Gülistan Doku, o karanlığa itilen kadınlardan biriydi.

Gülistan'ın aramalarının yapıldığı köy küçücük bir köy.
5/10 hane var ya da yok.
Dar tenha virajlarda gidilen bir yolu var, sık ormanlar yok, seyrek çalılıkları var.
Gülistanı kaybolduktan sonra, Ese -halefi denilen bir türbenin yan tarafında arıyorlar.
Köylüler o tarihte kimin arandığını bile bilmiyorlar.
Ve köylüler diyorlar ki, jandarma gece arama yaptı.
Hatta, jandarma bile kimin cesedini aradığını bilmeden arama yapıyor.
Hatta orada bir mağara varmış, dipsiz kuyu gibi orada da arama yapıyorlar.

Sonuç Gülistan yok.
Bunların hepsini gizli tanık var ve o anlatıyor.
O tarihte köylü de duymadık bilmedik diyor.

6 sene boyunca ailesi de onu sevenler de kadın örgütleri de asla vazgeçmedi ve bugün gelinen noktada, soruşturma artık “kasten öldürme” ve “suç delillerini karartma” suçlamalarıyla devam ediyor.

Soruşturma dosyasına giren isimler arasında güçlü makamlarda oturanlar da var, kurumsal bağlantılar da, o karanlığın içinde saklanmış resmi yüzler de… Sizi bilmem ama, tam da bu noktada var olan karanlığı şekillendirmeye çalışan o resmi kurumsal kimlik, bence herkesi korkutmalı!

Abla Aygül Doku ve aile, yıllardır “Gülistan nerede?” diye haykırdı, kadın örgütleri de davayı yakından takip etti etti ama, 2020’de “kayıp genç kız” dosyası olarak başlayan ve 2026’da organize bir cinayete evrilen olayın böylesi karanlık bağlantılarla final yapacağını sanırım hiç kimse tahmin bile edemedi.

Cesedi hala bulunamayan Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de Munzur’un sularına karışan izi altı yıldır farklı farklı yollar çizse de herkes için, bugün o yolların birleştiği yerde toplananlar, KAYIP etiketiyle SUSTURULMUŞ bir hayata ekledikleri mücadeleleriyle bizlere çok şey söylüyor bence.

Gülistan Doku'nun ruhu, altı yılın ardından, itildiği karanlığın içinden alınmak üzere...
Bunu başaranlar mı?
Açığa çıkan gerçekler, gizli tanıklar, yeni deliller ve cesur bir Savcı!
Bence, bu ülkenin, bu ülkenin yorgun düşmüş adaletinin, Gülistan Doku cinayetinin peşini bırakmayan Savcı gibi isimlere çok ihtiyacı var.

Biraz da bundan,
...Gülistan Doku'nun ablası Aygül Doku'nun, "Bir başsavcıdan önce, ben bir kız çocuğu annesiyim, Gülistan benim de kızım. Ben, bu yola başımı koyarım. Gülistan’a ne olduğunu bulacağım” diyen Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’ya olan teşekkürünü en iyi bizler anlarız.

Keşke,
Adalet, sadece mahkeme salonlarında değil, vicdanlarda da tecelli etse. Adalet, ekranlardan alt yazı şeklinde geçen o “son gelişme” diye kalmasa. Her Gülistan için, her öldürülen, kaybolan, şiddet gören kadın için, gerçek bir hesaplaşma olsa.

Haklısınız, olacak!
Atılan her cesur adım, bu ülkede yükselen her çığlığa kulak verdiğinde, o hesaplaşmalar tek tek yaşanacak!