Bir ayı aşkın bir süredir merakla izlediğimiz 2026 Dünya Kupasında zafer, kanımca en çok hak eden takım İspanya’nın oldu.
Finalin ardından birçok kişi skor tabelasına baktı. Ben ise turnuvanın tamamını düşündüm.
Arjantin, final maçında savunmadan başka bir varlık gösteremedi. Ancak hücumda neredeyse yoktu. Rakip kaleyi zorlayacak bir atak geliştiremedi, maçın kaderini değiştirecek bir şut bile çıkaramadı. Futbol zaman zaman gecikir ama sonunda hak edene hakkını teslim eder. Nitekim uzatmaların ikinci bölümünde gelen gol, kupanın sahibini belirledi.
Matadorları, dört yılın emeğini tek bir maçla değil, bütün turnuvaya yayılan oyun anlayışıyla taçlandırdı.
Bizi ilgilendiren asıl nokta ise bence başka. Dünya Kupası öncesinde Avrupa Elemelerinin E Grubu'nda aynı rakiple mücadele ettik. İspanya altı maçta yalnızca iki puan bıraktı. O iki puanı da Türkiye karşısında ve de evinde kaybetti. Üstelik kalesinde gördüğü iki gol de Ay Yıldızlılardan geldi.
Dünya Kupası’nda da İspanyollar durmadı. Grup aşamasını lider olarak tamamlayıp, eleme turlarında önlerine çıkan herkesi saf dışı bıraktılar, finalde de Arjantin'i yenerek kupaya uzandılar.
Kısacası, eleme grubundan Dünya Kupası finaline kadar uzanan süreçte İspanya'ya kafa tutabilen tek takım Türkiye oldu.
Altını çizeyim; Gerçekler ortada, bu tespitle erken vedamızı başarı hikâyesine çevirmeye çalışmıyorum.
Avustralya ve Paraguay karşısında etkin bir futbol oynadık. Rakip kaleye altmışın üzerinde şut gönderdik. Buna rağmen fileleri istediğimiz kadar havalandıramadık ve bunun bedelini de turnuvaya erken veda ederek ödedik.
Ancak futbolda bazen sonuçlar, oynanan oyunun tamamını anlatmaya yetmez.
Bugün Dünya Kupası'nın genel tablosuna baktığımızda görüyoruz ki, şampiyon olan takımı en fazla zorlayan ekiplerden biri Türkiye'ydi. Belki de en önemlisi...
Bu da geleceğe dair umut beslemek için küçümsenmeyecek bir veri.
Çünkü büyük takımlarla aramızdaki mesafe sanıldığı kadar açık değil. Eksik olan şey kaliteyi skora çevirecek son dokunuş, doğru tercih ve özgüven.
İspanya'nın şampiyonluğu bunu açık biçimde ortaya koydu.
Bir cümle de finalin diğer tarafına; Kişisel olarak kupanın Arjantin yerine İspanya'ya gitmesine sevindim. Bunun nedeni sadece saha içindeki üstün futbol değil. Aynı zamanda Filistin'de yaşanan insanlık dramı karşısında ortaya koyduğu tavrın da, benim adıma, ayrı bir anlam taşıması.
Dediğim gibi; Futbol sadece doksan ya da yüz yirmi dakikadan ibaret değildir.
Bazen alkış, sadece iyi oynayana değil; duruş sergileyene de gider.
Tam da bu nedenle, 2026 Dünya Kupası'nın sonunda benim alkışım İspanya'ya…
Hoşçakalın.