Prometheus filmi üzerine kıymetli Hakan Mokan ile yaptığımız röportajın ikinci bölümünü geçen hafta köşemde okumuştuk. Bu hafta da üçüncü ve son bölümü ile film incelememize son noktayı koyduk.
- Filmde bulunan gezegende yer alan solucanlar neyi temsil ediyor?
Biyolojik yaşamın (DNA ve Zekâ) uygun koşullarda gelişebileceğini simgeliyor. Bu sahne insana şunu fısıldıyor: “Özel değilsin, uygun şartlar sağlandı ve sen oldun. Biyolojik bir varlıksın. Biyolojik ortam farklı olsaydı sen değil de başka bir canlı oluşurdu. Var oldun, evrildin, geliştin ve unutma öleceksin.”
- Filmin en etkileyici sahnelerinden biri olan o meşhur kapı. Evet filmde bir kapı bulunuyor, peki bu kapı boyutlar arası geçişi mi temsil ediyor?
İnsan, insan olmanın ötesini arıyor hep. Daha önce de belirttiğim gibi 1800'lü yıllarda Tutankhamon'un mezarında boyutlar arası bir geçiş olduğu söylentisi vardı.
Hindistan'da doğan, İran'da çok etkili olmayan ancak Anadolu'da farklı bir dine, inanışa evrilen Mithraizm dininin son tapınaklarından birisi Diyarbakır Zerzevan Kalesinde keşfedildiğinde de aynı şeyler söylendi, Göbeklitepe'de keşfedildiğinde de: “Boyutlar Arası Kapılar Keşfedildi.”
O kapı sahnesinin sonunda söylenen söz önemli: “Burası boş bir mezar.”
Kısaca varoluşumuzu yıldızlarda, sihirli kapılarda, tılsımlı sözlerde bulamayız çünkü böyle bir amaç yok diyor hem film hem de bu sahne.
- Hayatın anlamını aramak, varoluşçu sıkıntılar yaşamak yerine bazen hayatı akışına bırakmak daha iyi sonuçlar doğurabilir mi? Bu durumu biraz daha açabilir misiniz Hakan abi?
Bu düşünceyi, Pragmatik Nihilizm'in en üst noktası olan Hedonizm ile tanımlayabiliriz. Filmde gemi mürettebatı çok olayların içinde değildir ve umursamaz şekilde olaylara yaklaşırlar. Özellikle gemi kaptanı Janek ve Meredith Vickers bu yapıdadır. Varoluşsal sorunları göz ardı ederek Pragmatik Nihilizm'i savunan ve kısa süren bu hayat sahnesinde bedensel ve anlık tatminleri önemseyen bu grubu, sıradan halkı ve betaları simgelemektedir.
Meredith Vickers babası Peter Weyland ile yaptığı görüşmede bu tarz bir hayatın daha kolay ve anlamlı olacağını söyler. Ona göre hayatın doğ-yaşa-öl döngüsünden öte bir anlamı yoktur. Bu nihilist bir kabuldür aslında. Hayatın büyük bir amacı veya kutsal bir sırrı yoktur.
Pragmatist Nihilistler hayatın anlamsızlığı karşısında en pratik yolu seçer: Tüket, keyif aldığın ne varsa tüket. Pragmatist Nihilistler dünyanın en kaliteli müşterileridir. Onlar için hayat, pahalı ne varsa tüketmek, lüks ve gösterişli şeylere sahip olmak, avantajlarını yükselterek görece daha konforlu şekilde yaşamlarını sürdürmek, maddi güce sahip olup onu zevkleri için harcamaktır. Parasal güçlerini korumaya odaklanır. Onlar için hayatı kurcalamak gereksiz yere kaynak harcamak ve tehlikeye atılmaktır.
Aman ne gerek var bunlara, Youtube'dan ya da Tiktok'tan aç bir şey neşemizi bulalım şu üç günlük hayatta...
Ama filmin sonunda Shaw bize insan olduğumuzu tekrar hatırlatır. Her ne kadar yaşamın bir amacı olmasa da insan o yaşama bir anlam yüklemeden duramaz. Bu, insan olmanın nedenidir.
- Peter Weyland filmde ölürken, David’in ona iyi yolculuklar demesi, ahiret hayatının bir göstergesi midir?
Varoluşun sona ermesi bilinmeyene bir yolculuktur. İnsanoğlunu korkutan bir yolculuk çünkü sonrasında ne olacağını bilmiyoruz. Teoloji bu yolculukla ilgili çeşitli önermeler sunmaktadır, ahiret, cennet, cehennem, yargı günü, reenkarnasyon vb. ancak hiçbirisinin kanıtı bulunmamaktadır.
Kişi bilinmeyene yapacağı bu yolculukta o tedirginliği hissetmemeli diye düşünen David, ona bu yolculuğunda başarılar diliyor.
- Bu filmde de bir tapınak bulunuyor, tarih boyu tapınakların hep boş olduğu gözlemlenmiştir. Sizce bu nasıl bir mesaj?
Sümerlerden ve onların dönemdaşları olan İnduslular’da da tapınaklar hep büyük ve boş olurdu. Günümüzde de böyledir. Bir camiye, kiliseye ya da havraya, ateşgedeye gitseniz tapınma ritüelleri dışında hep boş olduğunu görürsünüz.
Çünkü tanrının evidir tapınak ve dinlere göre tanrılar insanlar ile görüşmezler. Bu nedenle insanlar tapınma ritüelleri bitince tapınağı boşaltmalıdırlar. Filmde de bu tema işlenmiştir.
Tapınak gibi olan yapının aslında bir uzay gemisi, mühendislerin gemisi ve yaşam alanları olduğu keşfedilmiştir tıpkı 1800'lerde Piramitlerin dış uzaydan gelen yaratıcı tanrıların evi olduğuna inanıldığı gibi.
- Hakan abi son olarak, Shaw’ın David’in kafasını alarak bir başka uzay aracı ile bulunan o gezegenden kaçarken, “Hâlâ arıyorum.” demesi, neyi ifade ediyor?
Varoluşsal sorularımızın asla bitmeyeceğini söylüyor Dr. Shaw. Evet David ve onun üstinsan nihilizmi, varoluşçuluğu yendi ancak insan varoluşu ile ilgili soruları sormaya, cevaplarını aramaya hep devam edecek. Evet yaşamın bir amacı yok ama insanın kendisine seçtiği amaçlar hep var olacak. Çünkü Dr. Shaw'ın da belirttiği gibi insan inanmayı seçer. Yaşamın bir anlamı olduğuna, onu yaratan bir üst yaratıcı olduğuna inanmayı seçer ve hep onu arar. Dolayısıyla varoluş sıkıntısı hep varolacaktır...
- Hakan abicim vaktini ayırarak bu kıymetli röportajı yapmamıza destek olduğun için çok teşekkür ederim. Önümüzdeki dönemlerde seninle birçok filmi ve kitabı aydınlatmaya devam edelim.
Tabii ki de kıymetli arkadaşım. Özellikle bu tarz derin anlamları olan ve gizli mesajlar veren film ve kitaplar için. Yeni Çağrı gazetesinde okurlarına da selamlarımı iletiyorum. Ben teşekkür ederim.