HALK “KADEME” İSTİYOR !

Ağustos sıcağında ya da kışın ayazında alnının teriyle tezgah başında, inşaatta, tarlada, ofiste ter döken milyonlarca insanın ortak bir derdi var: Emeklilik kapısı yüzüne kapananlar, hak arayanlar... Düşünün ki aynı fabrikada yan yana çalışıyorsunuz, aynı işi yapıyorsunuz, aynı havayı soluyorsunuz. Aranızda sadece bir gün, bilemediniz bir ay ya da bir yıl işe giriş farkı var. Ama ne oluyor biliyor musunuz? Arkadaşınız emeklilik dilekçesini verip huzura ererken, siz "Kaderin bu kadarına da pes" diyerek önünüze 17-20 yıl daha çalışma şartı konulduğunu görüyorsunuz.

Buna adalet denir mi? Vicdan bunu kabul eder mi? Akıl, mantık bunu alır mı? Elbette almaz!

Yıllardır bu ülkenin çarkını döndüren, primini günü gününe ödeyen, devletine güvenen bu halk, keskin bıçak gibi ortadan kesen kuralların kurbanı olmak istemiyor. İstenen şey karmaşık hesaplar, dağlar kadar imtiyaz değil; gayet net, gayet insani bir talep: Adil, makul ve hakkaniyetli bir kademe!

Bir tarihin eşiğinde milat adı altında yapılan keskin ayrımlar, insanların ömründen ömür çalıyor. Vatandaşın istediği şey bir lütuf, bir ayrıcalık değil; yılların emeğinin, dökülen alın terinin teslim edilmesidir. Hukuk da bunu emreder, vicdan da.

Bugün milyonların sesi sokakta, meydanlarda, sosyal medyada yankılanıyorsa bu ses kulak arkası edilemez. Bir gün erken girdi diye insanları on yıllarca cezalandıran bu adaletsiz tablo artık değişmelidir. Çalışanın, üretenin, bu ülkenin kalkınmasında tuzu olan herkesin hakkını alacağı o kademeli geçiş bir an önce sağlanmalıdır.

Çünkü herkes çok iyi biliyor ki; kademeli emeklilik bir lütuf değil, anayasal bir haktır ve bu halkın tek bir yürekten haykırdığı gibi: Halk Kademe İstiyor!