☰
✕

Hürmüz’de 7 günlük hesap: Dünyanın gözü şimdi Türkiye’de

Dünya haftayı yine Ortadoğu’dan gelen bir haberle kapattı.
Bu kez masada savaşın kendisinden çok, savaşın nasıl durdurulacağına ilişkin dikkat çekici bir teklif var. İran, ABD’ye bir plan sundu: Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, bölgedeki çatışmaların durması ve bunun için yedi günlük bir takvim oluşturulması.
Fakat Washington’dan henüz kamuoyuna açıklanmış resmi bir kabul gelmiş değil. İran, teklifini Katar üzerinden ABD’ye iletti. Tahran’ın önerisinin hayata geçmesi için ABD’nin deniz ablukası, yaptırımlar ve ateşkes konusunda İran’ın öne sürdüğü şartları kabul etmesi gerekiyor.
İşte tam bu noktada Hürmüz Boğazı yalnızca İran ile ABD arasındaki bir mesele olmaktan çıkıyor.
Çünkü dünyanın enerji damarlarından biri olan Hürmüz’de yaşanan her hareket petrolü, taşımacılığı, sigortacılığı ve dolayısıyla günlük hayatın maliyetini etkiliyor. Boğazdan geçen ticari gemi trafiği savaş öncesindeki seviyelerin çok altında seyrediyor. Bu nedenle Tahran’ın “yedi gün” önerisi diplomatik bir teklif olmanın çok ötesinde, küresel ekonomi açısından da yakından izlenen bir gelişme.
Ve Türkiye bu tablonun artık yalnızca dışarıdan izleyicisi değil.
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında ağustos ayında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgede yaşanan yeni gelişmelerle ilk ciddi sınavlarından biriyle karşı karşıya. Reuters’a göre Türkiye ve Pakistan’dan üst düzey savunma yetkilileri cuma günü Riyad’da güvenlik durumu, istihbarat iş birliği ve askeri koordinasyonu görüştü. Bu görüşme, Suudi Arabistan’a yönelik Husi saldırılarının yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşti.
Üstelik gelişmeler bununla sınırlı kalmadı.
Suudi öncülüğündeki koalisyon, cumartesi günü Yemen’deki Husiler tarafından Riyad yönüne gönderildiği belirtilen balistik füzeler ve insansız hava araçlarının engellendiğini açıkladı. Böylece Yemen cephesi ile Hürmüz krizi birbirinden ayrı iki dosya olmaktan çıkıp aynı bölgesel güvenlik denkleminde birleşmeye başladı.
Şimdi dünyanın beklediği soru çok açık:
İran’ın yedi günlük teklifine Washington ne cevap verecek?
Eğer diplomasi kapısı açılırsa, Hürmüz’deki tansiyonun düşmesi yalnızca Ortadoğu için değil, enerji piyasaları ve dünya ticareti açısından da yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Eğer teklif reddedilir ve çatışmalar genişlerse, bu kez gözler yalnızca İran ve ABD’ye değil, Suudi Arabistan’dan Pakistan’a, Yemen’den Türkiye’ye kadar uzanan yeni güvenlik hattına çevrilecek.
Türkiye açısından asıl dikkat çekici nokta ise burada.
Ankara bir taraftan bölgesel savaşın daha fazla büyümemesi için diplomatik çözüm çağrılarını sürdürüyor, diğer taraftan Suudi Arabistan ve Pakistan’la kurduğu savunma mekanizmasının gerektirdiği güvenlik koordinasyonunu yürütüyor. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da daha önce Suudi Arabistan’ın ihtiyaç duyması halinde savunma anlaşması çerçevesinde teknik askeri ihtiyaçların karşılanabileceğini söylemişti.
Ortadoğu’da artık tek bir cephe yok.
Hürmüz var.
Yemen var.
Kızıldeniz var.
Suudi Arabistan var.
Ve bütün bu başlıkların kesiştiği yerde Türkiye var.
Bu nedenle önümüzdeki birkaç gün yalnızca Washington ile Tahran arasındaki görüşmeler açısından değil, Ankara’nın bölgedeki konumu açısından da önemli olacak.
İran “yedi gün” dedi.
Şimdi gözler Washington’da.
Ama o yedi günün sonunda ne olacağını yalnızca İran ve ABD değil, petrol fiyatından deniz taşımacılığına, bölgesel güvenlikten Türkiye’nin dış politikasına kadar çok geniş bir alan hissedecek.
Ortadoğu’da bazen bir takvim yaprağı, bir savaş gemisinden daha fazla şey anlatır.
Şimdi dünyanın önünde yedi günlük bir takvim var.