Hürmüz'den Sonra Şimdi Babülmendep: Dünyanın İki Kapısı Aynı Anda Sarsılıyor

Dünyanın gözleri bu kez Yemen'e çevrildi.

İran destekli Husiler, Kızıldeniz'in girişindeki stratejik Perim Adası'na ulaştı. Babülmendep Boğazı'nın tam kalbindeki bu hamle, sıradan bir askeri ilerleme değil; Ortadoğu savaşının haritasını değiştirebilecek yeni bir eşik.

Çünkü Perim, haritada küçük bir ada olabilir. Fakat bulunduğu yer, dünyanın en kritik deniz geçişlerinden birinin kapısıdır.

Ve şimdi asıl çarpıcı olan şu:

Hürmüz Boğazı'nda gemi geçişleri tek haneli rakamlara inerken, İran'ın müttefiki Husiler diğer tarafta Babülmendep'e doğru ilerliyor.

Reuters'ın gemi takip verilerine göre Hürmüz'den 10 Eylül'de yalnızca 7 gemi geçti. Bir önceki gün bu sayı 11'di. Savaş öncesindeki günlük trafik ise bunun katbekat üzerindeydi.

İşte dünyanın dikkatini asıl bu tablo çekiyor.

Bir tarafta Hürmüz.

Diğer tarafta Babülmendep.

Ve ikisinin arasında, enerji ve ticaret yollarının geleceği.

Dünyanın iki kapısı

Hürmüz Boğazı ile Babülmendep'i yan yana koyduğunuzda ortaya yalnızca iki coğrafi nokta çıkmıyor.

Bir stratejik denklem çıkıyor.

Hürmüz, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi'ne bağlıyor.

Babülmendep ise Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na açıyor.

Babülmendep'in diğer ucunda Süveyş Kanalı var.

Yani Asya ile Avrupa arasındaki deniz ticaretinin en kritik güzergâhlarından biri.

Bu nedenle Yemen'deki son gelişmenin dünya başkentlerinde bu kadar yakından izlenmesi tesadüf değil.

Husilerin Perim Adası'na ulaşması, Yemen'in Kızıldeniz kıyısındaki Dhubab ve Mocha gibi stratejik noktaların da ele geçirilmesinin ardından geldi. Reuters, bu gelişmelerin Husilerin Babülmendep üzerindeki baskısını önemli ölçüde artırdığını bildiriyor.

Fakat burada çok daha büyük bir soru ortaya çıkıyor:

İran'ın Hürmüz'deki baskısı ile Husilerin Babülmendep'teki ilerleyişi aynı stratejik tablonun iki ayrı parçası mı?

İşte bu soru, önümüzdeki günlerin en önemli sorularından biri olabilir.

Perim Adası neden bir anda dünyanın gündemine oturdu?

Çünkü savaşlarda bazen başkenti ele geçirmek kadar önemli olan başka bir şey vardır:

Geçiş noktasını kontrol etmek.

Perim Adası bunun çarpıcı örneklerinden biri.

Ada, Babülmendep'in dar geçiş alanında bulunuyor.

Husilerin buradaki varlığı, Kızıldeniz'in güney girişinde yeni bir askeri ve stratejik gerçeklik oluşturuyor.

AP de Husilerin Mayun Adası ve Mocha Limanı'nı ele geçirmesinin, Babülmendep'in güvenliği konusunda ciddi kaygıları artırdığını bildiriyor.

Fakat haberin dünyayı asıl ilgilendiren tarafı ada değil.

Ada üzerinden ortaya çıkan güç dengesi.

Çünkü Hürmüz'de yaşananların ardından Suudi Arabistan'ın petrolünü dünya pazarlarına ulaştırmak için kullandığı alternatif güzergâhların önemi artmıştı.

Şimdi o alternatifin güney kapısında da baskı oluşuyor.

Üstelik Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı petrol boru hattı da saldırı nedeniyle geçici olarak devre dışı kaldı. Reuters'a göre bu hat son aylarda günde yaklaşık 4-5 milyon varil taşıyordu.

Bu ayrıntı, Perim Adası gelişmesini bambaşka bir yere taşıyor.

Çünkü artık mesele yalnızca Yemen'deki savaş değil.

Birbirinden bağımsız görünen gelişmeler aynı haritanın üzerinde birleşmeye başlıyor.

Hürmüz'de 7 gemi

Belki de bütün bu gelişmelerin içinde en çarpıcı rakam bu.

7.

Hürmüz'den bir günde geçen ticari gemilerin sayısı.

Bir zamanlar dünyanın en yoğun enerji geçiş noktalarından biri olan bölgede trafik bu seviyelere inerken, aynı anda Kızıldeniz'in güneyindeki Babülmendep'te Husilerin kontrol alanı genişliyor.

Bu tabloya yalnızca “Ortadoğu'da savaş büyüyor” diyerek bakmak eksik kalır.

Çünkü burada savaşın coğrafyası genişlemekten çok, dünya ticaretinin kullandığı kritik kapılar üzerinde yoğunlaşıyor.

Hürmüz.

Babülmendep.

Süveyş.

Üç isim.

Tek bir zincir.

Ve zincirin iki ucunda yaşanan gelişmeler artık birbirinden ayrı okunamayacak kadar birbirine yaklaşıyor.

Dünyanın korktuğu senaryo

Henüz Babülmendep'in tamamen kapandığını söylemek doğru değil.

Nitekim son üç günde boğazdan 79 ticari geminin geçtiğine ilişkin veriler de yayımlandı. Dolayısıyla bugün itibarıyla “dünya ticareti durdu” demek gerçeklerle bağdaşmaz.

Bazen asıl görev, gerçekleşmekte olan değişimin nereye gidebileceğini gösterebilmektir.

Bugün gördüğümüz şey tam olarak bu.

Hürmüz'de trafik tarihi düşük seviyelere inerken Babülmendep'teki askeri denge değişiyor.

İran'ın bölgedeki etkisi yalnızca kendi kıyılarındaki bir boğazla sınırlı kalmıyor.

Yemen'deki müttefik güç üzerinden Kızıldeniz'in güneyine kadar uzanıyor.

İşte bu nedenle Perim Adası'nın adı, önümüzdeki günlerde daha fazla duyulabilir.

Çünkü bu küçük ada, Ortadoğu'daki savaşın coğrafi olarak birbirinden uzak görünen iki cephesinin birbirine bağlandığı noktalardan biri haline geliyor.

Asıl savaş haritada mı değişiyor?

Belki de bundan sonra sorulması gereken soru bu.

Bugüne kadar Ortadoğu savaşlarını ülkeler, ordular, füzeler ve cepheler üzerinden okuduk.

Şimdi başka bir harita ortaya çıkıyor.

Deniz yollarının haritası.

Bu haritada şehirlerden çok boğazlar önemli.

Ordulardan çok geçiş noktaları önemli.

Ve bazen birkaç kilometrelik bir su yolu, binlerce kilometrelik bir kara cephesinden daha büyük stratejik anlam taşıyor.

Hürmüz'deki 7 gemilik trafik bu nedenle yalnızca bir istatistik değil.

Perim Adası'ndaki Husi varlığı da yalnızca Yemen'e ait bir gelişme değil.

İkisi yan yana geldiğinde ortaya çıkan tablo çok daha büyük:

Dünyanın enerji ve ticaret damarlarından ikisi aynı savaş denkleminde birbirine bağlanıyor.

İşte 14 Eylül'e girerken asıl bakılması gereken yer burası.

Yeni bir saldırı olacak mı?

Babülmendep'teki kontrol daha da genişleyecek mi?

Hürmüz'deki gemi trafiği yeniden yükselecek mi?

Suudi Arabistan alternatif güzergâhlarını ne kadar süre koruyabilecek?

ABD bu yeni tabloya nasıl cevap verecek?

Ve en önemlisi:

Ortadoğu savaşı artık yalnızca ülkelerin sınırlarını mı değiştiriyor, yoksa dünyanın ticaret haritasını da mı yeniden çiziyor?

Bunun cevabını bugün kimse kesin olarak bilmiyor.

Ama bir gerçek artık gözümüzün önünde.

Hürmüz'de gemiler azaldı.

Babülmendep'te güç dengesi değişti.

Ve dünyanın gözü, daha önce haritada adı bile bilinmeyen küçük bir adaya çevrildi.

Perim Adası.

Belki de önümüzdeki günlerde dünyanın en çok konuşacağı yer burası olacak.

Çünkü bazı savaşlarda tarihin yönünü değiştiren yerler, haritada en büyük görünen yerler değildir.

Bazen bütün dünyanın kaderini değiştirebilecek kadar önemli olan, yalnızca küçücük bir adadır.