Riyad’a yönelik füze saldırısı, Yemen’deki çatışmanın bölgesel güvenlik krizine dönüşme ihtimalini yeniden gündeme taşıdı.
Dün Husilerin Türkiye ve Pakistan’a yönelik sert uyarısını yazmıştım.
Bugün ise sahadan gelen yeni gelişmeler, bu uyarıların yalnızca söylem düzeyinde değerlendirilmemesi gerektiğini gösteren başka bir tablo ortaya koyuyor.
Bu kez hedef Riyad.
Suudi Arabistan, Yemen’deki Husilerin başkent Riyad’a yönelik balistik füze saldırısı girişiminde bulunduğunu doğruladı. Füzenin hava savunma sistemleri tarafından engellendiği açıklanırken, Riyad çevresinde patlama sesleri ve yoğun duman görüldü. Husiler ise Riyad ve Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu’da bazı hedeflere yönelik saldırılar gerçekleştirdiklerini açıkladı. Bu iddiaların tamamı bağımsız olarak doğrulanmış değil.
Fakat burada önemli olan yalnızca füzenin engellenmiş olması değil.
Riyad'ın artık doğrudan hedef alınması.
Çünkü Yemen'deki çatışma, uzun süredir Yemen sınırlarının çok ötesinde sonuçlar doğuruyor. Kızıldeniz'deki gemi trafiği, Babülmendep geçişi ve Suudi Arabistan'ın enerji altyapısı üzerindeki risk, krizin bölgesel niteliğini her geçen gün daha belirgin hale getiriyor.
RİYAD'A UZANAN FÜZE
Bir başkentin hedef alınması, askeri açıdan olduğu kadar siyasi ve ekonomik açıdan da farklı bir anlam taşıyor.
Riyad yalnızca Suudi Arabistan'ın başkenti değil; bölgenin önemli ekonomik merkezlerinden biri.
Bu nedenle Riyad'a yönelen her füze, yalnızca bir askeri saldırı olarak görülmüyor. Piyasalar da bu gelişmeleri yakından izliyor. Körfez borsalarında saldırıların ardından dalgalanma görülürken, enerji piyasalarında da Kızıldeniz ve Körfez'deki gelişmeler takip ediliyor.
Meselenin en hassas noktası ise enerji ve deniz ticareti.
Kızıldeniz'den geçen ticaret rotalarının güvenliği bozulduğunda bunun etkisi yalnızca bölge ülkelerinde kalmıyor. Gemilerin rotaları değişiyor, sigorta maliyetleri yükseliyor ve enerji taşımacılığındaki risk küresel piyasalara yansıyor.
SAVAŞIN SINIRLARI GENİŞLİYOR MU?
Şimdi herkesin sorduğu soru aynı:
Riyad'a yönelik saldırı yeni bir misilleme zincirinin başlangıcı mı olacak?
Bu sorunun yanıtı henüz belli değil.
Ancak Washington'ın da Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmanın hızla tırmanabileceği yönündeki uyarısı, gelişmelerin ne kadar yakından izlendiğini ortaya koyuyor.
Öte yandan Husiler, ABD gemilerini hedef almayacaklarını açıklarken Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar konusunda farklı bir tutum sergiliyor. Bu ayrım, bölgedeki çatışmanın artık tek bir cepheden okunamayacağını gösteriyor.
Ortada giderek daha karmaşık bir denklem var.
Yemen'de çatışma…
Riyad'da hava savunma alarmı…
Kızıldeniz'de güvenlik riski…
Ve bütün bunların üzerinde enerji yollarının geleceği…
Bu nedenle artık yaşananları yalnızca “Yemen'deki savaş” başlığı altında değerlendirmek yeterli değil.
Çünkü bir füzenin menzili, bazen savaşın gerçek sınırlarını da gösterir.
Ve Riyad'a yönelen son füze, Yemen'deki çatışmanın bölgesel bir güvenlik krizine dönüşebileceği konusunda yeni ve ciddi bir işaret olarak kayda geçti.