Bizler Akdeniz Havzası’ndaki üç tarihî imparatorluktan birini kuranların torunları ve çocuklarıyız. Osmanlı’nın tarihini bilmek ve anlamak asla kolay değil ama bunu başarabilmek bizim elimizde.
Osmanlı’nın kökenini, yapısını, anlayışını, saray kültürünü, yaşam felsefesini, devlet yönetimini, toplumsal yaşamını, din ve kültür anlayışını, hukuk ve adalet sistemini bilmemiz gerekiyor. Tarihimizi bilmemiz lazım. Osmanlı’yı tanıdıkça, araştırdıkça ve okudukça bunların hepsini öğrenebiliriz ve böylelikle tarihimize daha çok ısınabiliriz. “Son İmparatorluk Osmanlı” kitabı ise bu keşfin bir başlangıcı olabilir.
SON İMPARATORLUK OSMANLI
Kitapta, II.Abdulhamid’den Fatih Sultan Mehmed Han’a, Lale devrinden Osmanlı’da harem kültürüne, eski İstanbul mahallelerinden Osmanlı’da esnaflığa, batılılaşmamızdan Osmanlı’da hamam kültürüne, eğitimden Doğu-Batı kültür çalışmalarına, Avrupa ve Rusya ile olan ilişkilerimize, payitaht Bursa’dan serhad Şehri Edirne’ye kadar Osmanlı Devleti ile ilgili yirmiden fazla konuya yer verilmiş.
İlber Hoca’nın Osmanlı ekseninde yaptığı birtakım konuşmaların toparlanarak kitap haline getirilme projelerinden olan bu kitap, bir nevi umumî konferans mahiyetinde Osmanlı üzerine yorumlamalarıdır.
Aslında tarihimize, Osmanlı Devleti’ne ve padişahlara yaklaşımımız hep siyasi oluyor. Birilerinin kellesini uçurmayı veya yok saymayı çok seviyoruz. Ancak doğrusu bu değil. Yapılması gereken tarihimizi daha iyi öğrenmek ve anlamaktır. Eleştirdiğimiz kişiyi kendi dönemimizin şartlarında değil, o dönemin şartlarında değerlendirebilmeliyiz.
Bir dönem Amerikan mandasını düşünen Halide Edib Adıvar kimi kesim tarafından çok eleştiriliyor, halbuki Halide Edib yıllar sonra Türkiye’ye döndüğünde ‘’Atatürk haklıymış, özür dilerim.’’ der ve konuyla ilgili açıklama yapar. Halide Edib Adıvar, Kurtuluş Savaşı’mızda cephede savaşmış, onbaşı rütbesini elde etmiştir. Türk kadını için o dönem yaptıkları ve meşhur Sultanahmet Mitingi ortadadır. Benzer şekilde II.Abdulhamid kimisine göre kızıl sultan, kimisine göre ise ulu hakandır. Bu ülkede kimi kesim ben Osmanlı torunu değilim, ben Osmanlı’yı tanımam diyor. Çok yanlış çünkü bizler Fatih’in, Kanuni’nin, Yavuz’un torunlarıyız, bizim geçmişimiz orası. Tüm bu bahsettiklerim ile ilgili olarak İlber Ortaylı bu kitabında sayfa 38’de şöyle diyor: ‘’ Bazıları Osmanlı’yı reddederim diyor, adam zannediyor ki pasta keser gibi tarihi kesebilir. Mümkün değil. Böyle bir şey olabilir mi? Bir kere Cumhuriyet’i kuranlar Osmanlı paşaları, Osmanlı erkân-ı harbiyesidir. Demek ki reddi miras sosyal düşünceye, sosyal realiteye uymayan bir şeydir. ‘’
Bu kitapta Osmanlı Devleti’ne ait konular daha önce gündeme gelmemiş şekilde ele alınmış. Ve okuduktan sonra çoğu konuya karşı bakış açımızı değiştirmemize sebep olacak bir eserdir. İlber Hoca bu kitabında ele aldığı her konu için birilerini ya da bir dönemi eleştirmektense, tarihte öğreneceğimiz şeyleri tartışmamız gerektiği fikrine dikkatimizi çekiyor. Çünkü tarihin bir dönemini çıkarmak mantığa uymaz.
Ve kitapta son dönem çok üzerinde durduğum bir konuya değinmiş kıymetli İlber Ortaylı. Bir geleneğimizi gerçekten kaybediyoruz. Geçenlerde bir iş arkadaşımın annesinin cenazesine katıldım. Gözlemlerim çok olumsuz oldu çünkü cenazenin gömülme esnasında ailenin birinci derece yakınları hariç hemen herkes mezarlıkta aldığı arabayı ya da sattığı evi birilerine anlatıyordu. Sonra baktım ki o insanlar koşa koşa pilav yemeğe gittiler. Kimsenin cenazeye ve aileye saygısı kalmamış. İlber Hoca kitabında Osmanlı’da cenaze kültürümüz ile ilgili sayfa 108’de şöyle diyor: “Cenaze çıkan evde iki üç gün yemek pişmez, mahalleli eve yemek taşırdı. Bir insanın içtimai durumunda bir çöküntü meydana geldiği vakit, çoluk çocuk beslenmesine yardım etmek mahallelinin bir nevi ortak endişesiydi.”
Şimdiyse bakıyorum cenaze evi pilav dağıtmazsa katılan kesim tarafından eleştiriliyor. Pardon da ne hakla? Toplum olarak geçmiş kültürümüzü ve geleneklerimizi öğrenmemiz ya da hatırlamamız gerekiyor. Tıpkı bu cenaze hikâyesi ya da eski bayramlar gibi…
Tarihin gerçek anlamda son üniversal, yani cihanşümul imparatorluğu olan Osmanlı Devleti’ni daha iyi öğrenmeye ve anlamaya çalışmak zorundayız. Çünkü kendi tarihinin ruhunu ve zihniyetini fethedemezsen tam anlamıyla geçmişine hâkim olamazsın. Geçmişine hâkim olamayan da gelecekte bir şeylerde hep eksik kalır.
Çok okuyun, kitapla ve sevgiyle kalın…